BDP Kuş mu Deve mi?

Deve kuşuna demişler ki “uç bakalım.”
Demiş ki “ben deveyim, uçamam.”
“Öyleyse yük taşı.”
“Ben kuşum, yük taşıyamam.”

Aynen öyle, biz de BDP’ye dedik ki, “partiysen, terörü bırak artık. Sana şans verdik. Şımarıklıklarını millet olarak görmezlikten geldik. Hak et dedik, etmedin. Bildiğinden beş parmak geride kalmadın. Yeter artık, kredin bitti. Sana olan anlayış da bitti.

Son bir fırsatın var. Her sokağa çıktığında meydanlar savaş alanı olmasın. Terör örgütünü lanetle. Terörle arana mesafe koy. Gel Meclise, görevini yap. Ülke sorunlarına çözüm ara.”

O ise bunlara gizli açık hep “hayır” diyor. Hatta çok garip, “beni muhatap almayın, Öcalan’ı alın,” diyor. Sorunu çözmek için Meclisi değil, dağı gösteriyor. Bırakın şaşkını, yıkılana kadar gitsin…

Sana ne gerek var öyleyse? Niye partisin? Niye dağdan indin şehire?

Şimdi tekrar soruyoruz, BDP, KCK ve PKK farkı ne? Aynı yolun yolcuları değil mi?

Bir önceki yazımızda da sormuştuk: “Yani bir terörü ortaklaşa planlıyor ve yürütüyorlarsa, ön saf ile arka safın farkı ne?”

Yani Kandil ile İmralı’yı kendinden ayıramıyorsa, Meclis’te işin ne?

BDP Genel Başkanı Demirtaş, “Barışa giden yol İmralı'dan geçer” demiş. Peki, sen ne işe yararsın?

Bakın başka ne demiş:

“Bugün artık barışa giden en önemli yol, İmralı'dan geçiyor. Öcalan, İmralı'da tutulduğu sürece biz bu ülkede çözüm adına ne kadar çaba sarf edersek edelim, bunu gerçekleştirmek zor olacak, imkansız olacaktır. Bunun için Öcalan'ın özgülüğünün tartışılmasının, önünün açılmasının günü gelmiştir diyoruz.”

Bu mu bütün derdiniz?

Mücadelesini verdiğinizi söylediğiniz “Kürt Meselesi” bu mudur?

Hukuka saygınız bu mu?

Katiller sizden olursa cezalandırılmasın mı istiyorsunuz?

Kan dökmek teröristlerin yanına kar mı kalsın?

Devam edelim ne demiş:

“Bundan sonra kimse çağrılarını BDP'ye yapmasın, AK Parti'ye yapsın. Barışa giden yolu kim tıkamışsa o açmalıdır. Çağrılar AK Parti'ye yapılırsa ve bu çağrılara cevap verirse, biz her zamanki gibi fedakar duruşumuzu sergileyeceğiz, barış için çaba sarf edeceğiz.” (http://www.habervaktim.com/haber/204910/ahtapotun_4_kolu.html)

Lafa bak yahu, gözlerim yaşardı faziletinden; “biz her zamanki gibi fedakar duruşumuzu sergileyeceğiz, barış için çaba sarf edeceğiz.”

Başına çalınsın senin barış için sarf edeceğin çaban e mi!

Bırak sen iyilik yapmayı da, meşhur laftır; “gölge etme başka ihsan istemez.”

Ama şu sözünü alalım: “Bundan sonra kimse çağrılarını BDP'ye yapmasın, AK Parti'ye yapsın.”

Tamam, bundan sonra sana çağrı mağrı yok, muhatap alınmaya da değmezsin.

Öyleyse sözümüz sana ey Ak Parti, gerekeni yap artık. Eli silahlı ile silahlı olarak mücadele et ve işini bitir.

Barış isteyenle barış yap.

Her halükarda halkı incitme. “Açılım” dediğiniz hak ve özgürlükleri vermeye devam et. Ta ki kan dökmenin bütün mazereti bitsin. Halk korkmasın, hükümetine güvensin ve örgütü terk etsin.

Terörün dış desteğini kurut.

Hala ona destek verenlerin rezaletini çıkart da ortaya koy.

Lanet terör böylece sahipsiz olarak ortada kalakalsın.

Bakalım ondan sonra sığınacak delik bulacak mı?

Mazlumların ahı semayı inletiyor.

Eceli yakındır inşallah.


Tüm Yazılar