İslam Partisi Ve Takiyye

Neydi soru?

“Yalanı anladık. Peki bu “lafı dolandırma” ne demektir?”

Önce “bu yalanın ayıbı kimedir?” sorusunu sormamız gerekmez mi?

“Bu ülkede demokrasi var, laiklik var” diye yırtınan ama insanlara en tabii haklarını, bu arada parti kurma hakkını bile vermeyen bu yalancı ve zalim sistemde söylenen o yalanın birinci derecede ayıbı, bu sistemin ta kendisinedir. Bu ülkede her ayıbın kaynağı bu zalim sistemdir.

Bir parti kuracak ve ülkeyi idareye talip olacak kadar kendini yetiştirmiş insanlar durup dururken takiyye yapmaz, yalan söylemezler. Onları buna zorlayan bir ortam var demek ki. Eğer bu ortam kanunlara uygun olsa bile hukuka, hukukun ruhuna uygun değilse, ayıp takıyye yapana değil, yaptırana döner. Bu yüzden baştan söyleyelim, dindar siyasetçilere “takiyyeci” diyenler, ayıbı önce kendilerinde aramalıdırlar.

Her neyse, biz soruya dönelim tekrar: “Yalanı anladık. Peki, bu “lafı dolandırma” ne demektir?”


Önce bir uyarıda bulunalım, geçmişteki iki yazı okunmadıkça bu sorunun oturduğu zemin tam olarak anlaşılmayabilir. En azından bir önceki yazımızın mutlaka okunmasını salık veririm.

Gelelim şimdi bu sorunun cevabına. Onların, yani lafı dolandıranların ağzından cevap kısaca şöyledir:

“Efendim, biz iktidara gelirsek İslam’ı öğrenme, yaşama ve yaşatma önündeki engelleri kaldıracağız. İnsan hakları gereği din ve vicdan hürriyetini, fikir ve düşünce özgürlüğünü sağlayacağız. Her türlü siyasi parti kurmayı yasal hale getireceğiz. Bakın bir zaman “Komünist Partisi” kurmak da yasaktı, o bitti. Bir gün gelir “İslam Partisi” de kurmak mümkün olur. Bundan sonrası halka kalmış. Kimseye cebir yok, şiddet asla yok. Egemenlik halkın ise, halk da ekseriyetle isterse İslam’ı sever, yaşar, yaşatır, seçer, iktidara getirir. Kime ne?”

Eyvallah! Bizim buna bir diyeceğimiz olmaz.

Ama bu “şu anda doğrudan bir İslam Hukukunu istemek” değildir herhalde. Yani ileride ancak olması muhtemel bir işi, her ne kadar benimsense de, şimdi varmış gibi kabul etmek, şimdi varmış gibi sunmak, gerçeğe, var olan, yaşanan gerçeğe aykırıdır değil mi?

Herhalde yani.

İşte biz “sadece Ak Parti değil, bunu kimse yapamaz” derken bunu kastetmiştik.

Peki, bunu söyleyen bir parti var mı?

Varsa bu söylemle iktidar olabilir mi?

İktidar olamasa bile bunu söylemenin bir gereği veya faydası var mı?

Birisi kalkar da “Gereği ve faydası vardır. Hiç olmazsa emr-i maruf, nehy-i münker yapar, tebliğ ve irşat ile sorumluluktan kurtulur. Sistemin zulmünü ortaya kor. Halkı bilinçlendirir. Varsın iktidar olmasın” derse, şahsen ben buna da “eyvallah” derim.

(Merhum Ercümend Özkan’ın bu amaçla bir parti kurduğunu ama sistemin reddettiğini yazmıştım. Okuyucularımızdan Mehmet Durmuş Bey bizi bilgilendirdi. Meğer bu eylem çeşitli sebepler yüzünden “İçişleri Bakanlığına müracaat etme noktasına gelmedi” imiş. Durmuş Beye teşekkür ederek düzeltirim.)

“Canım, iktidar olunmayacaksa niçin siyaset yapılacak ki?” diyene haliyle sorulacak, “iyi ama mevcut yasal ortam İslam’ın iktidarına izin vermiyor, nasıl yapacaksın?”

Buna verilecek cevap da haliyle şöyle olacaktır: “Hem mevcut yasal zeminde siyaset yapacağız, hem de asıl amacımızı söylemeden takiyye yaparak, ama samimiyetimizi de ahlaklı dürüst yaşayarak ispat edip hedefe adım adım yürüyeceğiz. Zaten onlar da böyle yapmıştı.”

Peki, bunu diyene ne cevap verilecek?

Yorumlarınızı bekliyorum.

Benim cevabım da var elbette. Hem de yazdım, hazır. Fakat gelecek yazıya bırakalım, zira yazı çok uzadı.

Tüm Yazılar