Her İyilik Değerlidir

Yeniden İslam’ın devlet ve medeniyetinin inşası için az ya da çok çalıştığımız ve az ya da çok sevindirici olaylar yaşadığımız şu günlerde, az ya da çok, yapılan her iyilik, her faaliyet pek değerlidir.

Bu yüzden, onu “biz değil başkaları yaptı” diye elimizin tersiyle itme hakkına ve lüksüne sahip değiliz. Bilakis onu yapanlara teşekkür borçluyuz. Çünkü sonuçta bizim faydamıza bir iş yapmıştır.

Kaldı ki o yapılan amelleri değerlendirecek makam da biz değiliz. O Allah Tealaya kalmıştır. Bakarsınız az bir amelden razı olarak kulunu toptan bağışlar. Kim karışabilir ki?

Eskiler iyilik veya kötülük olsun, ameli küçük görmezlerdi. Küçük bir salih amelin Allah Teâlâ’nın rızasına vesile olabileceğini söyler sevinirler, küçük bir günahın ilahi gazaba sebep olabileceğinden çekinirlerdi. Amelin azlık veya çokluğundan çok, kime karşı yapıldığının önemli olduğunu söylerlerdi. Ne güzel bir ilke değil mi?

Bizim kaynaklarımızda bunun örnekleri de çoktur. Mesela bir köpeği suladığından, bir satışta kolaylık gösterdiğinden, bir alime saygılı davrandığından, yarım hurma sadaka verdiğinden, bir insanı doyurduğundan, bir bardak su içirdiğinden, Allah Teâlâ’nın yolunda bir adım atarak ayaklarını tozlandırdığından, bir saat nöbet beklediğinden… bağışlanan nice insanlar anlatılır hadis-i şeriflerde. Veya bir kediyi hapsedip açlıktan ölmesine sebep olanın cehennemde yanarken o kedinin pençesiyle işkence gördüğünü bildiren gibi…

Öyleyse bir iyilik az bile olsa nasıl inkar edilebilir veya hor görülebilir? Atalar ne güzel söylemişler:

“Damlaya damlaya göl olur.”

“Bir çivi bir nal, bir nal bir at, bir at bir ordu kurtarır.”

“Komşu komşunun külüne bile muhtaçtır.”

“An beni bir gozunan, varsın o da çürük çıksın.”

Bir kişinin iman ve salih ameline vesile olmak, Peygamber Efendimizin (sav) hadisiyle yer ile gök arasındaki her şeye sahip olmaktan daha değerlidir. Bunu küçük görenden daha akılsız ve hikmetsiz kim olabilir?

İşte İslam Dünyasında bahar havası estiren hareketler bir kere daha göstermiştir ki tek tek iyi insanların sayısını çoğaltmak, günü gelince o insanlara devlet bahşetmektir. Dün Mısır’da “İhvan-ı Müslimin”i kuran ve tek tek adam kazanmaya çalışanlar, bugün çoğalarak devleti teslim almaya en yakın ve hak sahibi oldular.

Bu ülkede de tırnakla kuyu kazar gibi çalışarak tek tek adam kazanma gayretiyle dergah açan, özel okul yaptıran, gazete, dergi çıkaran, tv. ve internet yayını yapanlar, böyle böyle İslamlaşma davasında olanlar, sesleri ve işleri en etkili konumlara geldiler. Oysa geçmişte “bu da iş mi canım?” diye ne kadar horlanmışlardı bir kısım adamlarca!

Kendi amelimizi küçük görelim, korkalım ve “eman”a düşelim, ama başkalarının amelini asla…






Tüm Yazılar