Oruçluya Gerekenler

Oruçluya müstehap olan bazı davranışlar vardır. Bunları zayi etmemeliyiz:

Sahura kalkmak ve sahuru gecenin son vaktınde yapmak: Peygamber Efendimiz: “Sahura kalkın, çünkü sahurda bereket vardır.” (Ebu Davut) buyurmuştur. Gerçekten sahura kalkmanın beden ve ruhumuza faydaları vardır.

Orucu zamanında açmak. Akşam vakti girince orucu açmak müstehaptır. Bunun ibadet şuuru içerisinde yapılmasının ayrı bir güzelliği vardır.

İftar esnasında duâ etmek: Peygamber Efendimiz; ”Oruçlunun iftar esnasında yaptığı duâ, geri çevrilmez. ”buyurmuştur. Şu duânın okunması müstehaptır: ”Allah’ım senin rızan için oruç tuttum, senin verdiğin rızıkla orucumu açtım, sana güvendim, sana inandım. Susuzluk gitti, damarlar ıslandı. İnşâallah ecir ve sevap meydana geldi. Ey fazl-ü keremi geniş olan Rabbim, beni bağışla. Hamdolsun Allah’a ki, O, bana yardım etti de oruç tuttum, rızık verdi de orucumu açtım. ”(Ebu Davut)

Oruçlu kimselere, yoksullara ihsan ve ikramda bulunmak: Mesela fakirlere iftar yemeği vermek. Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur: ”Oruçlu bir kimseye iftar ettiren, oruçlunun alacağı kadar sevap alır ve oruçlunun sevabından da bir şey eksilmez. ”(Tirmîzî) .

Sabah vakti girmeden cünüplükten, hayız ve nifastan temizlenmek. Bunun sebebi oruca temiz olarak başlamaktır.

Oruçlunun dilini gereksiz ve boş sözlerden koruması: Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: ”Yalan konuşmayı, yalan sözlerle amel etmeyi terk etmeyen kimsenin, yemesini, içmesini teketmesine Allah’ın ihtiyacı yoktur. ”(Buharî) .


Bir başka hadiste şöyle buyurmuştur: ”Nice oruç tutanlar vardır ki, ona açlık ve susuzluktan başka bir şey kalmaz. ”(İbni Mace) .

”Sizden biriniz oruçlu olduğu zaman kötü söz söylemesin, bağırıp çağırmasın, bir kimse kendisine sövecek olursa, yahut dövüşecek olursa, ona, ”Ben oruçluyum desin. ”(Buharî) .

Oruçlunun vaktini mümkün merebe ilimle, Kur’an okumakla, zikirle ve güzel amellerle geçirmesi: Peygamber Efendimiz Ramazan ayında her gece Cebrâil ile karşılaşır, onunla Kur’an’ı mukâbele ederdi. (Buharî) .

Ramazanın son on gününde îtikâfa girmek: Peygamber Efendimiz özellikle Ramazanın son on gününde kendisini ibadete verir, bütün geceyi ihya eder, âilesini uyandırır ve kadınlardan ayrı kalırdı ve îtikâfa girerdi. (Müslim) .

Yüce Allah, insanları kendisine ibadet etsinler diye yaratmıştır. Mü’mini kâfiri, ağası, beyi, iyisi ve kötüsü ile bütün insanlar, bir şeye kulluk etmektedirler. Ancak kimi insanlar Allah’a kulluk ederken, kimileri de nefsine, ihtiraslarına, dünya malına kul köle olmaktadır.

İslam, insanları kula kul olmaktan, Allah’a kul olmaya dâvet etmektedir. İnsanlar, mutlak manada hür değildir. İnsan tabiatında kul olma özelliği vardır. Ancak kişi Allah’a kul olursa yücelir, kula kul olursa alçalır, zillete düşer.

Oruç, Allah’a kulluğun bir gereğidir. Kişi oruç tutmakla Allaha itaat etmiş ve yaklaşmış olur. Oruç, bir arınmadır. Kişinin nefsini kötü alışkanlıklardan, günahlardan temizlemesi için oruç bir fırsattır. Oruç ruhun dirilişidir. Çünkü Ramazan ayı rahmet ve mağfiret ayıdır.

Tüm Yazılar