Çağ İslam’ı Ararken

 

Kur’an-ı Kerîm bir davet kitabı olduğu kadar davetçileri anlatan bir kitaptır aynı zamanda. Onda davette örnek alınacak peygamberleri ve onların toplumlarını bulur, davetin esaslarını ve inceliklerini tanır, insan ve toplumun temel özelliklerini ve karakterlerini öğreniriz okursak. 
 
Elbette davetçinin edinmesi gereken ahlak ve meziyeti olduğu kadar, ona gerek olan usul ve adabı da yine onda bulur, alırız.
 
Kur'ân-ı Kerîmde da'vet kelimesi altı âyette geçmekte olup aynı kökten değişik türevleri 205 defa kullanılmış, hadis metinlerinde de çeşitli vesilelerle yer almıştır. Da'vet ve türevleri bu âyet ve hadislerde İslâm'a ve İslâmî ilkelerin uygulanmasına çağrı yanında Allah'a yakarış, insanların yeniden dirilip mahşerde toplanmaları için kabirlerinden çağırılmaları, yemek ve ziyafete çağırma gibi değişik manalarda kullanılmıştır.
 
Kur'ân-ı Kerîm'de çeşitli vesilelerle Hz. Muhammed'in risâletinin bütün insanlığı kapsadığı ve sadece İslâm'ın Allah nezdinde geçerli din olduğu belirtilmiştir. Yine Kur'an’da Hz. Peygamber'in insanlar üzerinde bir zorba olmadığı, görevinin irşat, tebliğ ve davetten ibaret bulunduğu, esasen ilke olarak dine girmede zorlamaya başvurulamayacağı, gerçek olanla olmayanın birbirinden ayrıldığı, bundan sonra artık iman edip etmemenin insanların kendi istemelerine bağlı bulunduğu ifade edilmiştir. 
 
Ayrıca Kur'ân-ı Kerîm'de Hz. Peygamber dâî, beşîr, nezîr gibi sıfatlarla nitelendirilerek onun vazifesinin davet esasına dayandığı vurgulanmıştır. Özellikle Peygamber'in ve genelde bütün müslümanların da'vet çalışmalarında uymaları gereken başlıca metotları göstermesi bakımından son derece önem taşıyan şu âyette, davetin barışçı metotlarla yapılması öngörülmüştür:
 
"Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle da'vet et; onlarla tartışmanı en güzel bir şekilde sürdür." (Nahl  25)
 
Herhangi bir Kur’an Fihristini açıp “davet” ve “tebliğ” maddelerine baktığımızda, konu ile ilgili ayetlerin Kur’an-ı Kerîm’in her yerine serpiştirildiğini görürüz.  Böylece onu okuyan herkes, baştan sona davet ve tebliğ bilinci ile dolup taşar. Özellikle de davetçiler ondan uzak olamazlar, değilse sudan çıkmış balık gibi çırpınır dururlar.
 
Bu çağ İslam’a muhtaç. Onu arıyor aslında her meselesini konuşurken. Fakat onun çapına uygun davetçisi yok denecek kadar azdır zamanımızda. 
 
Bu vebalin altından nasıl kalkabiliriz acaba?
 
Biz Allah Teâlâ’nın lütfu keremiyle bunları konu edinen ve yeni bir aşk ve heyecanla insana ulaşmayı amaçlayan bir kitabı bugünlerde matbaaya vermek üzereyiz. Davet yolunda bir adım daha ileriye diyen, bir hamle daha diyen kitabımız inşallah insana ulaşır da üstüne düşen sorumluluğunu bir parça öder.
 
Amenna, tevhik Allah’tandır.
 
Tüm Yazılar