Kusun Beyinlerinizi! 1

Bizden evvel Necip Fazıl yapmıştı bunu: İşte onun “Çile”sinin bir parçası:

Gâiblerden bir ses geldi: Bu adam, 
Gezdirsin boşluğu ense kökünde! 
Ve uçtu tepemden birdenbire dam; 
Gök devrildi, künde üstüne künde... 

Pencereye koştum: Kızıl kıyamet! 
Dediklerin çıktı, ihtiyar bacı! 
Sonsuzluk, elinde bir mavi tülbent, 
Ok çekti yukardan, üstüme avcı. 

Ateşten zehrini tattım bu okun. 
Bir anda kül etti can elmasımı. 
Sanki burnum, değdi burnuna (yok) un, 
KUSTUM, ÖZ AĞZIMDAN KAFATASIMI. 
 

Ey kendini gönüllü olarak Müslüman kabul eden kardeşlerim! Seksen senedir dinsiz düzenin beyninizi yıkayarak size öğrettiği İslam dışı inançları, ilkeleri, yaşam biçimini önce beyninizden kusun! Çünkü o küfürdür! Sonra da elinizdeb geldiğince hayatınızdan kovun gitsin.

 

Kusun güya size çaktırmadan“Türk Kültürü”  diye yutturulan tanrı tanımaz materyalizmi, pozitivizmi, Batıcılığı, laikliği, ırkçılığı…

 

Müslüman atalarınızın kurduğu Osmanlıyı, Selçukluyu, Gazneliyi unutturup, olmadı düşman edip de ta iki bin sene önceki gayr-i müslim ataları, Ötükeni, Bozkurd’u, Ergenekon’u “Türk tarihi” ve “tarih bilinci” diye yutturmalarını kusun!

 

Aynı karanlık mahfillerden aynı dayatmayı öğrenen Kürtler ve Araplar ve daha başkaları da kussunlar beyinlerinden bu zehirleri!

 

“Herkese dinini vicdanında yaşasın ama devlete, düzene, yasamaya, yargıya, yürütmeye ve sosyal hayata karışmasın” diyen, buralara haçlılardan olmak şartıyla kanun tercüme ettirerek yerleştiren laikliği kusun beyinlerinizden!

 

Kendi dininizi, kendi mektebinizi, kendi medrese, tekke ve vakıflarınızı arayın, sorgulayın, niçin, hani gerekten dolayı yok edildiğini öğrenin.

 

Neden İslam medeniyetinden zorla çıkarılıp ite kaka sürüler gibi Batı medeniyetine sürüklendiğinizi sorun, soruşturun. Bunların çağdaşlık, aydınlanma, ulus devlet olma, Türkleşme, Türkçülük ve milliyetçilik gereği olduğunu söyleyerek beyninizi yıkayanları, sizi batılı bir mankurt haline getirmek isteyenleri sorgulayın bir.

 

Devlet hilafet ve şeriatı niçin kaldırdı? Hükümetler neden jandarma ve polisle Kur’an-ı Kerîmleri toplayıp yaktırdı? Okuyanları, okutanları neden işkenceden geçirdi? Neden İslam’ı okumayı, yazmayı, öğretmeyi yasakladı? Yıllardır dini kitap yazanlar, dini anlatanlar niçin zindanlarda çürütüldü?

 

Sorun beyninizi yıkamaya çalışan zalim sisteme, asıl peoje neydi? Neyi gerçekleştirmek için böyle yaptılar? Sorun, bu millet neden “tanassur ettirilmek” yani “hıristiyanlaştırılmak” istendi? Neden, neden, neden?

 

Şehit çocukları nasıl dinden imandan nefret eder hale getirildi? Şehit çocukları nasıl sokaklarda “kahrolsun şeriat” diyerek yürür hale getirildi? Şehit çocukları nasıl Leninci, Maocu, Stalinci, Enver hocacı, türkçü, ulusalcı, kürtçü, PKKlı, DHŞKP-C ci vs. hale getirildi?

 

Şehit çocukları kızlarımızın bu her yerini gösteren veya belli eden elbiseyi nasıl haya etmeden, utanma ve sıkılma gereği duymadan giyebildiğini düşünüyor muyuz? Ne oldu bu şehit çocuklarına, içki, uyuşturucu, fuhuş liselere kadar düştü. Kantinlerde aleni prezervatif satılması ne demek ey Müslümanlar?

 

Bütün bunları normal gören kafalar, eğer samimi Müslüman olduklarını söylüyorlarsa, o yıkanmış beyinlerini kusarak temizlenmelidirler.

 

Yıllardır öğretmenlik yaptım. Gözümün önünde sağdan da soldan da batıl fikirlere dalarak cehennemi yaşayan öğrencilerimi gördükçe onlar ve ülkem ve insanım adına ağladım. Herkese yetmeye çalıştım. Niyetimde kaldı sadece, ancak fiilen yapamadım. Camilerde anlatmaya çalıştım, vakıf dernek seçmedim, anlatmaya çalıştım. Kitap yazarak anlatmaya çalıştım.. İnterneti kullanarak anlatmaya çalıştım. Şimdi evimde bunları yazarken ümmetim için içim yanarak ağlıyorum…

 

Peki, bunları niye yazdım? Övünmek için mi? Hayır! Ben de Efendimin dediği gibi “lâ fahr” diyorum. İki sebepten yazdım. İlki,  Allah Teâlâ’nın nimetini tahdis ediyor, şükür ediyorum.

 

İkincisine gelince, ömrümüz olursa önümüzdeki yazıya kalsın, olmaz mı?

 

 

 

Tüm Yazılar