İslamiyat Kategori
Arkadaşlık

Her insanın arkadaşa ihtiyacı vardır.Yeri gelir sevincini veya kederini paylaşacağı, derdini dökerek boşalacağı bir arkadaş, bizzat ilaçtır. Bir çok hastalığın tedavisinde uygulanan terepati ile dostluğun arasında çok yakın bir ilgi görüyoruz. Nitekim büyüklerimizden  “ bir kabz (daralma , sıkılma) hali yaşadığınızda bir kardeşinizi ziyaret ediniz, geçer.” sözünü çok duyduk ve yaşadık hamdolsun.İbnu Ömer (ra.) anlatıyor: "Resülullah (sav.) buyurdular ki: "İnsanlar yalnızlıktaki sakıncayı benim kadar bilselerdi, hiçbir atlı tek başına bir gececik olsun yol yapmazdı."(Buhârî, Cihâd 135; Tirmizî, Cihâd 4, (1673).9)

Resülullah (sav) yine buyurdular ki: "Şeytan tek başına olanla, iki kişi beraber olana sıkıntı verir. Eğer üç kişi olurlarsa onlara sıkıntı veremez."(Muvatta, İstizân 36, (2, 978).)

İyi huylardan biri de iyi arkadaşlar edinmektir. Akıllı, dindar, güzel ahlaklı insanlarla arkadaş olunmalı, dinsiz veya ahlaksızlardan şeytandan kaçar gibi kaçınılmalıdır. Maddi açıdan da, manevi açıdan da iyi insanın faydası çok olur.Maddi açıdan izaha ihtiyaç yok. Manevi açıdan ise ilminden, amelinden,  yanında günah işlemeye haya ettiğin için beraberliğinden, ölünce de ahirette şefaat etmesinden dolayı ondan daima  faydalanırsın. ”İnsan, arkadaşının dini üzeredir.”(Nevevi, Riyzu’s Salihin,1/398.)  Resulullah (sav) buyurdular ki: "İyi arkadaşla kötü arkadaşın misali, misk taşıyanla körük çeken insanlar gibidir. Misk sahibi ya sana kokusundan verir veya sen ondan satın alırsın. Körük çekene gelince ya elbiseni yakar yahut da sen onun pis kokusunu alırsın."(Buhari, Büyü 38; Zebaih 31; Müslim, Birr 146, (2628).)

Cafer-i Sadık, cahil, fasık, yalancı, cimri, ahmak ve korkak kimselerle arkadaşlık yapmaktan sakındırmıştır. Sebebini de açıklamış. Ama üstünde düşünürsek, biz de buluruz diye yazmıyoruz. Me’mun da dostları üçe ayırırmış: Gıda gibi; her zaman lazım. İlaç gibi; bazen lazım.İllet gibi; istemesen de bazen başa gelir.
Bir insanın başına gelebilecek en büyük bahtiyarlık iyi arkadaş, en büyük talihsizlik de kötü arkadaştır. Zira insanlar kötü şeyleri daima kötü arkadaşları vasıtasıyla tanırlar.”Yetmiş bin şeytan bir kötü arkadaşın yaptığı tahribatı yapamaz” derler. Atalarımız da “üzüm üzüme baka baka kararır.” “Söyle arkadaşını, söyleyeyim kim olduğunu.” “Körle yatan, şaşı kalkar.” “Kır atın yanında duran, ya huyundan, ya suyundan.” demişlerdir.Elbette boşuna değil. Allah(cc.) iyi olmak isteyenlere, iyilerle beraber olmayı tavsiye ediyor: “Ey iman edenler! Allahdan korkun ve doğrularla beraber olun.”(Tevbe, 119.)

Yine Kur’an, kötü arkadaşları yüzünden sesi cehennemden gelenleri anlatır. Ancak birisini yazabileceğiz: ”O gün zalim kimse ellerini ısıracak: "Eyvah!" diyecek, "keşke Peygamberin yanında bir yol tutsaydım!" "Eyvah!" diyecek, "keşke falancayı dost edinmeseydim. Çünkü zikir (Kurân) bana gelmişken o beni ondan saptırdı. Şeytan insanı uçuruma sürükleyip sonra yapayalnız ve yardımcısız bırakmaktadır.”(Furkan,27-29.)

Bu ayetlerin iniş sebebi olarak şunlar anlatılır: ." Ukbe b. Ebî Muayt, Hz. Peygamber (s.a.v)in toplantısına çokça gelirmiş. Bir gün evinde ziyafete davet etmiş. Peygamber efendimiz de iki şehadet kelimesini söylemeden, yemeğini yemekten kaçınmış. Bunun üzerine Ukbe kelime-i şehadeti getirmiş. Übey b. Halef, Ukbe’nin yakın arkadaşıymış. Kendisini azarlamış ve "sâbiî oldun, sapıttın" demiş. O da "Yok  yahu, evimde yemeğimi yemekten kaçındı, onun için utandım da şehadet getirdim" demiş. Diğeri: "Hayır, sen ona varıp toplum içinde ensesine vurup yüzüne tükürmezsen senden hoşnut olmam" demiş. Bunun üzerine o serseri de Kabe önünde Peygamber secdede iken rastgelmiş ve o kötü fiili işlemiş.

O zaman Peygamber (s.a.v) Mekke dışında rastlarsam mutlaka senin başına binerim, buyurmuştu. Bedir günü esir edildiği zaman Hz. Aliye emir verip boynunu vurdurdu. Ubey de Uhuddaki savaşta aldığı yaradan Mekkeye vardığında öldü. İşte böylece Ukbeye zikir geldiği halde Ubey şeytanlık ederek onu sapıtmıştı.”(Bkz.Elmalılı Hamdi Yazır.)
Temiz bir çevre, insanın yetişmesinde çok önemlidir.Onun için ana babalar ve eğitimciler bu konuda çocuklara ve gençlere, mürşitler de yetişkinlere yardımcı olmalıdırlar. Alkol, uyuşturucu, kumar, fuhuş veya zararlı gruplar, batıl inançlar, hep kötü arkadaşlarla tanınır. Tövbe edene çevre değiştirmesini tavsiye etmeler de boşuna değil.Tabi ki güzel arkadaşları olanlar, o arkadaşlıkları korumak için gerekli gayret ve fedakarlıklardan kaçınmamalıdırlar.