İslamiyat Kategori
Emanet


Emanet, koruyacağına güvenilen birine, sonra geri alınmak üzere, bir şey bırakmaktır. O bırakılana da emanet denir.Emanete riayet, demin anlatılan doğrulukla da yakından ilgilidir ve dinimizde önemle üzerinde durulan ahlakî bir görevdir.

Peygamberlerin sıfatlarından biridir emanet.Özellikle de sevgili Peygamberimiz(sav.)in en önemli lakabına işarettir.. İnsanlar ona “Muhammedü’l Emin” derlerdi. Tebliği ilk defa açıktan yaparken, insanlara “Şu dağın arkasında bir düşman ordusu var desem, bana inanır mısınız?” diyordu. Bu ne demek? Ülkeyi düşman işgal etmiş, yakarak  yıkarak ilerlemiş, hatta şehrin hemen yanına kadar gelmiş, ama insanların haberi yok. Olacak şey mi canım? Ama, aldığı cevap ilginç: ”Sen söylersen, inanırız.” Daha sonra İslamı yayma işi kızıştı.Cemiyet ikiye bölündü.En azılı düşmanları dahi, O’nun yalan söylemediğini bilirler ve O’na güvenirlerdi. Hatta, Medine’ye giderken, yatağında yatarak muhtemel ölümü koynuna alan Hz. Ali’ye, yanındaki emanetleri sahiplerine vermesini emrediyordu.Belki de o emanetlerin arasında, kendisini öldürmek isteyen inkarcılara ait olanlar da vardı.Çünkü, Mekke’de ancak fakir ve aciz Müslümanlar kalmış, gerisi Yesrib’e hicret etmişti. Bir insan olarak “Siz beni haksız yere öldürmeye kalkışır, vatanımdan hicrete mecbur ederseniz, ben de sizin mallarınızı ganimet bilirim.” diye düşünebilirdi ve kimse de onu suçlayamazdı.Buna rağmen O, dünyaya unutulmaz dersler veriyordu. Çünkü O, güzel ahlakı tamamlamak için gönderilmişti.Her haliyle ve her anında, insanlara örnek olacaktı.Onu Allah terbiye etmişti ve de ne güzel etmişti!.. O’nu lider bilen ve izini takip ederek dinini yaşayan ve anlatan Müslümanlar da, şartlar ne olursa olsun, emaneti koruyacaklar ve kendilerine olan güveni sarsmayacaklardır. Yoksa bunun zararını kişisel olarak sadece kendileri çekmez, bilakis insanları İslam’dan, dolayısıyla Allah(cc.) tan soğutarak en büyük vebali yüklenmiş, en büyük ihaneti yapmış olurlar.

Emaneti “maddi” ve “manevi” diye ikiye ayırabiliriz. Para ve mal gibi eşyalar maddi emanetlerdir. Fert veya kamu malı  olsun, emanetler iyi korunmalı ve istendiğinde eksiksiz iade edilmelidir.Hatta kamunun yararına hizmet veren okul, hastane, yol, park gibi mekanlar, içindeki öğrenci, hasta ve sair insanlar, ilgililere birer emanettir. Cumhurbaşkanı, başbakan ve bakanlardan tutun da memur, işçi, müteahhid, sözleşmeli personele kadar, devletin verdiği bütün görevler birer emanettir. Bunların gerçek sahipleri bütün vatandaşlar olunca, sorumluluk daha da artar, bunları korumak daha da önem kazanır. Çünkü bütün vatandaşlarla helallaşmak, zaten zor olan ahiretteki hesaplaşmayı suçlu adına daha da zorlaştıracaktır. 

Bir de manevi emanetler vardır.Başta İslam olmak üzere, canımız, malımız, ailemiz, insanımız, ülkemiz, şerefimiz, haysiyetimiz, sanatımız, kültürümüz, kitaplarımız, medeniyetimiz birer emanettir.Bunlara karşı görevlerimizi iyi yaparak bu emanetleri korumalıyız. Allah(cc.) bunu bize emrediyor:“Allah size, emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor. Allah, bununla size ne güzel öğüt veriyor. Şüphesiz ki Allah her şeyi hakkıyla işiten, hakkıyla görendir.”(Nisa, 58.)  ”Ey iman edenler! Allaha ve Resule hainlik etmeyiniz ki, bile bile kendi emanetlerinize hıyanet etmiş olmayasınız.”(Enfal, 27.)

Son ayetin yorumunda Elmalılı Şunları söyler: “Ey müminler! Allaha ve Resule hıyanet etmeyin, iman zimmetinize verilmiş olan ilâhî hükümlere ve Resulün sünnetine saygısızlık ve riayetsizlik etmeyin. Bunlar size hayat veren hükümlerdir, onlardan dolayı şükretmekten geri kalmayın, nankörlük etmeyin. Onlara sadakat ve bağlılıktan ayrılmayın. Dinde laubali olmayın, dinin emir ve yasaklarına sırf gösteriş olsun diye uymayın, can u gönülden benimseyerek uyun, ganimetten mal kaçırmak veya düşmana gizli sırlar iletmek gibi davranışlarla ahlâkınızı lekelemeyin. Hasılı, dinî görevlerinizi ciddiyet ve samimiyetle yapın. Allah ve Resulüne hıyanet ederseniz kendi emanetlerinize hıyanet edersiniz. Bir kere Allah ve Resulüne hıyanet etmeye başladınız mı artık kendi aranızda da mala, cana, ırza ve namusa hıyanet etmeye başlarsınız. Hakka, hukuka, vatana ve milli görevlere de hainlik etmeye başlarsınız.”

Peygamberimizin emanete tavrına bakınız:: Hz. Enes (ra) anlatıyor: "Resûlullah (sav.) bir tabak ödünç almıştı, kap ziyana uğradı. Sahiplerine tazmin etti."(Tirmizi, Ahkam 23, (1360).) "Dört haslet vardır; kimde bu hasletler bulunursa o kimse halis münafıktır. Kimde de bunlardan biri bulunursa, onu bırakıncaya kadar kendinde nifaktan bir haslet var demektir: Emanet edilince hiyanet eder, konuşunca yalan söyler, söz verince sözünde durmaz, husûmet edince haddi aşar."(Buhâri, İman 24, Mezâlim 17, Cizye 17; Müslim, İman 106, (58); Ebu Dâvud, sünnet 16, (4688); Tirmizi, İman 14, (2634); Nesâi, İman 20, (8, 116).)