İslamiyat Kategori
Sabır

Sabır, acılara, üzüntülere, sıkıntılara katlanma, bela ve musibetlere dayanma, haksızlık karşısında bile haksız ve hadsiz tepkilerden kaçınma, elde edilemeyen nimetler, lezzetler ve şehvetler karşısında nefsi dizginleme, sızlanma ve şikayetlenmeyi terk etmedir.Sabır, hayat yolunda yürürken içten ve dıştan karşımıza çıkan tüm engellere karşı dayanma, direnme ve devam etmedir.

Sabrın, bir başka açıdan bakarsak üç yüzü vardır: Görevleri yapmada sabır. Yasaklardan kaçmada sabır. Bela ve musibetlere dayanmada sabır. Bunlara hakkıyla sabreden, zafere ermiştir.Dünya da onların hakkı, Cennet de.

Allah(cc.) hep sabrı emreder ve sabırlıları sever: “Ey iman edenler! Sabır ve namazla yardım isteyin. Şüphe yok ki Allah, sabredenlerle beraberdir.Allah yolunda öldürülenlere "ölüler" demeyin. Hayır, onlar diridirler. Fakat siz sezemezsiniz. Çaresiz biz sizi biraz korku, biraz açlık, biraz da mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltme ile imtihan edeceğiz. Müjdele o sabredenleri! Onlar başlarına bir musibet geldiği zaman: "Biz Allaha aidiz ve sonunda Ona döneceğiz." derler. İşte onlar var ya, Rablerinden, mağfiretler ve rahmet onlaradır. İşte hidayete erenler de onlardır.”(Bakar, 153-157.)  “Gerçekten de kim Allahdan korkar ve sabrederse, hiç şüphesiz Allah  güzel işler yapanların mükafatını zayi etmez."(Yusuf, 90.)

Sevgili Peygamberimiz(sav.) bize sabır gerçeğini ne güzel anlatıyor: "İşittiği şeyin verdiği ezaya aziz ve celil olan Allahtan daha sabırlı kimse yoktur. Çünkü insanar Ona şirk koşarlar, evladlar nisbet ederler. Ama Allah yine de onlara afiyet ve rızık vermeye devam eder."(Buhari, Edeb 71, Tevhid 3; Müslim, Sıfatul-Münafıkin 49, (2803).)
        Allah(cc.) ın ahlakıyla ahlaklanan Resulullah(sav) Efendimiz insanların en sabırlısı idi. İslam’ı tebliğ için neler çektiğini, nasıl alaya alınıp hakarete uğradığını, yakasının yırtılıp yüzüne tükürüldüğünü, vurulup yere düşürüldüğünü, boğularak öldürülmeğe teşebbüs edildiğini, secdede iken üstüne deve işkembesi konulduğunu, yollarda taşlandığını, gözü önünde arkadaşlarının öldürüldüğünü gördüğünü, hatta vatanından ayrılmasa kendisinin de öldürüleceğini vs. biliriz. Bundan ayrı olarak ana babadan mahrumiyet, bütün erkek çocuklarının küçükken ölüşü, hatta büyüyen kızlarının biri hariç hepsini elleriyle toprağa verişi, özel hayatında açlığı, elbisesizliği, yaptığı savaşları, yorucu yolculukları…evet bunları ve daha yazamadıklarımızı düşünürsek o bir sabır kahramanıdır. Çünkü onun çektiklerini sabır taşı denemeye kalksa çatlardı.

         İşte size sahabenin işkenceleri ve O’nun  verdiği teselli: Habbab İbnul-Eret (ra.) anlatıyor: "Resulullah (sav) Kâbenin gölgesinde‚ bir bürdeye yaslanmış otururken, gelip müşriklerin yaptıklarından şikâyette bulunduk: "Bize yardım etmiyor musun, bize dua etmiyor musun? dedik. Şu cevabı verdi: "Sizden önce yaşayan müslümanlar ne işknceler çekmişlerdi. Öyleleri vardı ki yakalanıyor, onun için hazırlanan çukura konuyor, sonra getirilen bir testere ile başının ortasından ikiye bölünüyordu. Bazısı vardı, vücudu demir taraklarla taranıyor, etleri kemiklerinden sıyrılıyordu. Ama bu yapılanlar onları  dininden çeviremiyordu. Yemin ederim ki Allah bu dini tamamlayacaktır. Hatta bir yolcu devesine bindimi Sanadan kalkıp Hadramevte kadar gidecek, Allahtan başka hiçbir şeyden korkmayacak, koyunu için de sadece kurttan korkacak. Ancak siz acele ediyorsunuz."(Buhari, Menâkıbul- Ensâr 29, Menâkıb 25, İkrâh 1; Ebu Dâvud, Cihâd 107, (2649); Nesâi, Zinet 98, (8, 204).)

Acıların insanları eğittiği,  olgunlaştırdığı gibi, günahlarını döktüğü ve derecelerini yükselttiği de, Peygamberimizin bildirdiği gerçeklerdendir.O’nun musibetler karşısında Allah(cc.) ın verdiği mükafatları dile getirmesine bakan  insan, şikayet şöyle dursun, hatta sevinir. İşte bu sevincin bir ifadesi olarak kimisi:”Kahrında hoş, lütfun da hoş.” Derken, kimisi de “Görelim Mevla neyler, neylerse güzel eyler.” demişlerdir. Evet, neylerse güzel eyler.