İslamiyat Kategori
Tevazu

Tevazu; alçak gönüllü olma, kibirlenmeme, büyüklük taslamama demektir.Layık olduğu mertebeden daha altlara bilerek inme ve insanlara öyle muamele etme, mütevazi kişilerin güzel ahlakındandır.Çünkü tevazu ile insanlar, kendilerinden aşağıda olan insanlara küçük muamelesi yapmaz, onları horlamazlar.  Arkadaşlarına üstünlük taslamazlar. Büyüklerine saygıda kusur etmezler.Böylece toplum içinde insanlarla rahat anlaşır ve kaynaşırlar.Bu kaynaşma, cemiyetin huzur ve selametini sağladığı için, din ve dünya açısından çok çok önemlidir.O yüzden, mütevazi insanlar sevilir, sayılır ve yüceltilirler.Aksine kibirli insanlar sevilmez, horlanır ve aşağılanırlar.Tevazu sahibi insan, ancak bir yerde kibirli olabilir: O da, kibirli insanların karşısında.Çünkü, “kibirliye karşı kibir, sadakadır.” denilmiştir.

Aslında evreni iyi tefekkür eden birisi, Allah(cc.) ın azameti karşında kendi küçüklüğünü, acizliğini, faniliğini anlar ve  tevazudan başka bir huy bulamaz.Bunun en iyi farkında olan, en üstün insandır. Şüphesiz O da Resulullah(sav) Efendimizdir.Kainatın yüzü suyu hürmetine yaratıldığı insan, evinde yer süpürür, yamalığını diker, koyununu sağar, eşlerine ev işlerinde yardım ederdi. Sokakta kendi yükünü kendisi taşır, arkasından kalabalıkların yürümesinden rahatsız olur, eşeğe biner, hatta terkisine adam alır, çocuklar dahil herkese önce kendisi selam vermeye çalışır, meclisinde özel yer edinmez, boş bulduğu yere oturur, kendisine ayağa kalkılmasını hoş karşılamazdı. Hz. Enes (ra) anlatıyor: "Ashaba Resulullah (sav)dan daha sevgili kimse yoktu. Buna rağmen Aleyhissalâtu vesselamı gördükleri zaman ayağa kalkmazlardı, çünkü Onun bundan hoşlanmadığını biliyorlardı."(Tirmizi, Edeb 13, (2755).)

Devlet Hazinesi ve özellikle de onun “humus’u - beştebiri”  emrinde olduğu halde karnı hep açtır, elbiseleri yamalıklıdır. Alah’ın O’na verdiği özelliklerden biri de, huzuruna ilk gelenleri heybetinden ötürü bir titremenin  almasıdır. O da onları sakinleştirir: ” Korkma, sakin ol, ben padişah değilim.Kureyşli kuru et yiyen bir kadının oğluyum.” derdi. Sana da, sana doyamadan giden çilekeş anana da kurbanız ya Resulullah!.Şu tevazu örnekleri insanları nasıl dize getirmez ki?:

Mutrıf İbnu Abdillah, babasından  naklediyor: "Benî Âmir heyetiyle Resûlullah (sav.)ın yanına gitmiştik. "Sen bizim efendimizsin!" diye hitap ettik."Efendi, Allahtır!" buyurdular. Biz: "Fazilette en ileride olanımız, mertlikte en başta gelenimizsin!" dedik. Bize: "Söylediğinizin hepsi bu veya buna yakın bir söz olsun. Şeytan sizi mübalağalı medihlerde koşturmasın!" buyurdular."(Ebu Dâvud, Edeb 10, (4806).) Hz. İbnu Abbâs (ra) anlatıyor: "Hz. Ömer (ra) şöyle söylediğini işittim: "Resûlullah (sav)ı dinledim diyordu ki: "Hakkımda, hıristiyanların Meryem oğlu Ìsaya yaptıkları aşırı övgülerde bulunmayın. Şurası muhakkak ki ben bir kulum. Benim için "Allahın kulu ve elçisi deyin." (Buhârî, Enbiya 44,).

Vakar; ağırbaşlı, temkinli, sakin ve acelesiz olmaktır. Heybetli, yerini ve değerini bilen, makam ve haysiyetini koruyan adama “vakûr” derler. Kibir ile alakası yoktur. Onlar, aynı zamanda alçakgönüllüdürler de. Makam sahibi insanların, vazifeleri esnasında vakarlı olmaları, faydalıdır. Tevazu orta yoldur ve güzeldir. Bunun, ister azlık, isterse çokluk olsun, aşırısı kötü huydur.Azlığı zillet, çokluğu ise kibirdir. Mütevazi olmakla zilleti karıştırmamak lazımdır. Tevazuda aşırılık insanı zillete, herkesin oyun ve eğlencesi olmağa, maskaralığa götürebilir. Alçak gönüllü olacağım diye, kimsenin hakaretine, düşük davranışlarına tahammül etmemeli, fırsat vermemelidir.