İslamiyat Kategori
Aldatma Hile
Aldatma, (hîle) kelimesi esasında bir gizlilik mânâsını içerir. Başkasına karşı görünüşte iyilik ve doğruluk düşündüren bir işi açıklarken, aslında içinden ona zarar verecek bir şeyi geçirmektedir.

Aldatma, yani hile, imanda olursa ona “nifak” derler. Zavallı münafıklar bakın ne diyorlar:

“İnsanlardan öyleleri de vardır ki, inanmadıkları halde, "Allaha ve ahiret gününe inandık." derler. Allahı ve müminleri aldatmaya çalışırlar. Halbuki sırf kendilerini aldatırlar da farkına varmazlar. Kalplerinde hastalık vardır. Allah da onların hastalığını arttırmıştır. Yalan söylemelerine karşılık onlara elem verici bir azab vardır.”(Bakara, 8-10.)

Aslında her hile ve aldatmada bir parça inkar vardır. Allah Teâlâ’nın görmesini, bilmesini ve ahirette dirilterek hesaba çekmesini inkar yani. Eğer “bu biraz ağır kaçtı” denilirse, o zaman da şu söylenebilir; “her hile yapanda biraz veya bir hayli akılsızlık, şuursuzluk vardır”.

Hile yapan, başkasını kandırarak malına el koyduğu için, zalimdir de. Nitekim, sevgili Peygamberimiz(sav.)in yaş buğdayı alta getiren satıcıyla olan hikayesi malumdur: Ebul Hamra (ra) anlatıyor:

"Resulullah (sav)ı, yanında bir kap içinde bir miktar zahire satan bir adamın yakınlarından geçtiğini gördüm. Mübarek elini kabın içine sokup kontrol ettikten sonra adama: "Sen hile yapmışa benziyorsun. Bize hile yapan bizden değildir" buyurdu."(Müslim, İman,164;Ebu Davud, Büyu’, 50.)

İnce ayar bir aldatma da, mahkemede delillerini iyi anlatmak ve güzel konuşmakla, haksız olduğunu bile bile haklı olmaya çalışmaktır. Onlar hakkında bakın ne buyuruyor sevgili Peygamberimiz(sav.):

"Ben de sizin gibi bir insanım. Siz dâvalarınızın halli için bana geliyorsunuz. Bazınızın isbat yönüyle, diğer bazısından daha ikna edici olması, böylece benim de işittiğime dayanarak onun lehine hükmetmem mümkündür. Kimin lehine, kardeşinin hakkından bir şey hükmetmişsem bilsin ki, onun için cehennemden bir ateş parçası kesmiş oluyorum."(Buhari, Şehâdât 27, Mezâlim 16, Hiyel 9, Ahkâm 20, 29, 31; Müslim, Akdiye 5, (1713); Muvatta, Akdiye 1, (2, 719); Ebu Dâvud, Akdiye 7, (3583, 3584); Tirmizi, Ahkam 11, (1339); Nesâi, Kudat 13, (8, 233).)

Hilenin caiz olduğu yerler, yalanın caiz olduğu yerler gibidir. Mesela düşmanla savaşılan harp meydanlarıdır. Irz ve namusu, hak ve hukuku korumak için, başka çare yoksa hile yapılabilir. Tabi ki bu hile yapılırken durumda yalan da söylenebilir. Hendek savaşında bir müslümanın yaptığı şahane bir hile, kafirleri paramparça etmişti. “Harp hiledir” hadisi de bu hadise üzerine orada söylenmiştir.