İslamiyat Kategori
Başa Kakma Minnet
Minnet de denilen başa kakma, yapılan iyilikleri söz veya davranışlarla açıklayarak iyilik yapılanı utandırma ve üzmedir.Bazen de yapılan iyiliklere karşılık hürmet ve hizmet bekleme şeklinde  olur. Akıl ve iz’an işi değildir tabi. Böylesi insanlar yüzünden şair:

Geçme minnet köprüsünden ko aparsın su seni.

Demiştir.”Talepte zillet vardır.” sözü ne kadar doğrudur.Şair bu yüzden Allah(cc.) a  yalvarır:

Kadir Mevlam senden bir dileğim var;
Beni muhanete muhtac eyleme.

Başa kakma sadakayı iptal ettiği gibi, ayrıca eziyet günahı da yükler yapanın boynuna. İşte ayet-i kerime:

”Allah yolunda mallarını infak eden, sonra verdiklerinin arkasından başa kakmayı, gönül incitmeyi uygun görmeyen kimselerin Rableri yanında mükafatları vardır. Onlara hiçbir korku yoktur ve onlar, üzülmeyeceklerdir de.Bir tatlı dil ve kusurları bağışlama, arkasından eziyet verecek ve gönül kıracak bir sadakadan daha hayırlıdır. Allah, hiçbir şeye muhtaç değildir, halimdir, yumuşak davranır. Müslümanlar da gerek sadaka verirken, iyilik ve ikram yaparken veya hizmet ederken, gerekse bunları yaptıktan sonra, Tüce Yaratıcımızın bu ahlakıyla ahlaklanmalıdır. Allah’ın isim, sıfat ve fiillerini okurken, “bundan bana ne düşer, buna göre ben nasıl olmalıyım” diye düşünmemiz gerekir.

Allah teala buyurur: “Mallarını Allah yolunda harcayıp da arkasından başa kakmayan, fakirlerin gönlünü kırmayan kimseler var ya, onların Allah katında has mükâfatları vardır. Onlar için korku yoktur, üzüntü de çekmeyeceklerdir.

Güzel söz ve bağışlama, arkasından incitme gelen sadakadan daha iyidir. Allah zengindir, acelesi de yoktur.

“Ey iman edenler! Allaha ve ahiret gününe inanmadığı halde malını gösteriş için harcayan kimse gibi, başa kakmak ve incitmek suretiyle, yaptığınız hayırlarınızı boşa çıkarmayın. Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan düz kayaya benzer ki, sağanak bir yağmur isabet etmiş de onu çıplak pürüzsüz kaya haline getirivermiştir. Bunlar kazandıklarından hiçbir şeye sahip olamazlar. Allah, kâfirleri doğru yola iletmez..” (Bakara, 262-264.) 

Hz. Ebu Zerr radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah (sav.): "Üç kişi vardır, Kıyamet gününde Allah onlara ne konuşur, ne nazar eder, ne de günahlardan arındırır, onlar için elim bir azab vardır!" buyurdu ve bunu üç kere de tekrar etti. 

Ben: "Ey Allahın Resûlü! Öyleyse onlar büyük zarara ve hüsrana uğramışlardır. Kimdir bunlar?" dedim. 

Şöyle saydılar: "Elbisesini kibirle, yerlere kadar salıp süründüren, yaptığı iyiliği başa kakan, malını yalan yeminlerle reklam eden kimseler!"(Müslim, İman 171, (106); Ebu Dâvud, Libas 28, (4087, 4088); Tirmizî, Büyû 5, (1211); Nesâî, Büyû 5, (7, 245).)