İslamiyat Kategori
Zulüm


Zulüm, hakkı yerine koymama, hak edene hakkını vermeme, suç işleyeni uygun ceza ile cezalandırmama, eziyet ve işkence yapma demektir. Adaleti anlatırken söylediklerimiz, burada da geçerlidir.

Bütün dinlerde haram olan zulüm, bütün akıllılarca da kötülenmiş, lanetlenmiştir. Ancak, kendisini eğitemeyen akıllılardan başkası da sanki zulüm işlememektedir.Keşke zalimler, kendilerine yapıldığı zaman zulmü anladıkları ve aşağıladıkları gibi, kendileri de başkalarına yaparken anlasa ve aşağılasalardı.

Ahlakçılarımız zulmü üç kısma ayırırlar: İnsanın Allah(cc.) a, başkalarına ve kendine karşı yaptığı zulüm.

Allah(cc.) a karşı yapılan zulüm, O’nu inkar ya da O’na ortak koşmaktır.Yani inkar ve şirk. Yeryüzündeki bütün zulümlerin, suçların, günahların altında yatan sebep, inkar ve şirktir.Allah, Kur’an’da zulmü geniş açıklamıştır.O, zulmü kendine de, başkalarına da yasaklamıştır.Milletleri yok eden zulümden örnekler vermiş, zulme ve zalimlere karşı insanları birleşerek mücadeleye çağırmıştır.Allah’ın indirdikleri ile hükmetmeyen zalimlerin asla hidayete eremeyeceğini, dünya ve ahirette kurtulamayacaklarını, bir müddet mühlet verilse de sonlarının korkunç azap olacağını, asla merhamet edilip bağışlanmayacaklarını, çektikleri azabın azaltılmayacağını, dünyaya tekrar gelip iyi olma arzularının dinlenmeyeceğini… kitabında geniş olarak açıklamıştır.

         Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Zulümden kaçının. Zira zulüm, Kıyamet günü karanlıklar olacaktır. Cimrilikten de kaçının, zira cimrilik, sizden öncekileri helak etmiş, onları birbirlerinin kanlarını dökmeye, haramları helal saymaya sevketmiştir."(Müslim, Birr 56, (2578).)

Ebu Bekre (sav) anlatıyor: "Resûlullah (sav) buyurdular ki: "İşleyene daha dünyada cezası çarçabuk gelmeye en layık günah zulüm ve sıla-ı rahmin (akraba bağlarının) koparılmasıdır, bu cezanın dünyada gelmesi, ahiretteki cezaya keffaret değildir."(Ebu Davud, Edeb 51, (4902); Tirmizi, Kıyamet 58, (2513))

Zulümden uzak, arı duru bir kalb ile Allah(cc.) a ermek, her müslümanın idealidir. Abdullah İbnu Amr (ra) anlatıyor: "Resülullah (sav)a: "En faziletli insan kimdir?" diye sorulmuştu. "Kalbi mahmüm (pak), dili doğru sözlü olan herkes" buyurdular. Ashab: "Doğru sözlülüğün ne demek olduğunu biliyoruz. Mahmümul-kalb ne demektir?" diye sordu. "Mahmûmu’l kalb, Allahtan korkan tertemiz kalptir, içinde günah yoktur, zulüm yoktur, kin yoktur, hased yoktur" buyurdular."

İnsanın kendine zulmü ise, yukarıdan beri anlatılan varoluş amacını unutarak veya bilerek atarak, Allah(cc.) ın dininden uzak bir hayat yaşamasıdır.İnsanların birbirlerine yaptıkları zulmün altında da, hak dinden uzak yaşamaları vardır kuşkusuz. Çünkü Allah(cc.), kime nasıl davranılacağını din ile insanlara bildirmiştir. Bu bildirilenlere aykırı davranış, başlıbaşına bir zulümdür. İnsan, dikkat etmez de ilahi sınırları aşarsa, farkında olsun veya olmasın aslında yeryüzündeki dengeyi bozmakla bırakın insan ve toplumu, ekmeğe, suya, havaya, taşa, toprağa, bitkilere, hayvanlara, hatta atmosfere ve fezaya dahi zulüm ve haksızlık etmiştir.

Zulmün altında yatan, insanın kendini tanıyamaması, eğitememesidir. Büyüklük taslayarak kibirlenmesi, arzularına, şehvetlerine, hırslarına gem vuramamasıdır. Onun için diyoruz, “bütün zulüm ve kötülüklerin altında inkar ve şirk vardır” diye. İnsanlar, dindar oldukları zamanlarda insanca yaşamışlar, dinden uzaklaştıkları zamanlarda ise canavarlaşmışlardır. Tarih bunun şahididir. Bunu görmemek, kabullenmemek kibirin ta kendisidir.

Kötü huylar bahsini burada bitirdik.Bazı kötü huyları, yeri gelmişken “iyi huylar” bölümünde yazdığımız için, burada tekrarlamadık.Mesela “adalet” anlatılırken “iltimas” ve “rüşvet” de anlatılmış, “çalışkanlık” bahsinde “tembelliğe” de yer verilmiş, “cesaret” işlenirken “korkaklık” da oraya girdirilmiştir. Belki bazı önemli kavramlar daha vardı ama, kitabımızı kısa tutma amacı ile biz bu kadarıyla yetindik..