İslamiyat Kategori
İftira

İftira, bir kimseye kasıtlı ve asılsız suç yükleme, kara çalma demektir. “Bühtan” da denir. Buna göre iftira, birisine yapmadığı bir kötülüğü “yaptı” diye iddia ederek isnat etmektir. Bu yüzden iftira genellikle “atmak” kelimesiyle kullanılır. Atmak, yani işlemediği bir suçu ona dayamak etmektir.

Bühtan da denilen iftira için, “kara çalma” gibi hoş bir deyimimiz vardır. Başta namusa olmak üzere iftiranın her çeşidi zararlıdır ve çok günahtır, ayıptır, iğrençtir.

İftiranın en büyük sebebi nefsi emarenin hevasına uyma ve dünya sevgisidir. İnsanın hayatta çeşitli arzu ve beklentileri vardır. Bu beklentilerine bazen erişemeyebilir. Böyle bir durumda, bazıları kendi payına ve kaderine razı olurken; bir kısım insanlar da arzu ettiklerini zorla elde etmeye çalışır, haram ve ayıp yollara tevessül ederler. Bu bakımdan iftira, bir kimseyi veya bir şeyi elde etmek veya o şeyi başkalarından kıskanıp, zarar verme düşüncesinden kaynaklanmaktadır. Her halükârda, dünyalık mal, makam ve şöhret gibi zaafın neticesinde iftira yapılır.

İftira son derece kötü ve tahrip edici bir hadisedir. Hem iftirayı eden, hem de edilen kimse için oldukça rahatsız edici bir tutumdur. İftira sonucunda insanlar arasındaki sevgi ve dostluk bağları zayıflar; dayanışma gücü ortadan kalkar. İnsanlar birbirine güven duymaz olurlar. Bu güvensizlik, bir toplumun sosyal hayatını tamamen felce uğratan yıkıcı bir etki yapar. İftira, toplumdaki güzellikleri yakıp bitiren bir ateş gibidir.

İftira, toplumda adaletin tam olarak etkisini kaybettiği zamanlarda yaygınlaşabilen bir sosyal ve ahlâkı hastalıktır. Çünkü adaletsizlik ve takipsizlik, kötü fiillerin yaygınlaşmasına ve artmasına yol açan bir başıboşluğa sebep olmaktadır.

İşte ayetler: “Kim bir hata veya bir günah işler de sonra onu bir suçsuzun üzerine atarsa, muhakkak iftira etmiş ve apaçık bir günah yüklenmiş olur.”(Nisa,297.)

“Namuslu, kötülüklerden habersiz mümin kadınlara zina isnadında bulunanlar, dünya ve ahirette lanetlenmişlerdir. Onlar için çok büyük bir azab vardır.”(Nur, 23.)

Ayette de belirtildiği gibi iffetli bir kadına zina isnadında bulunup da bunu dört erkek şahitle ispat edemeyen bir kimse “kazif “cezasına çarptırılır. Bunlara ceza olarak seksen değnek vurulur ve bundan sonra şahitliklerine güvenilmez (en-Nûr, 24/4)

Zina isnadında bulunan kimse kadının kocası olur ve dört şahitle bunu ispat edemezse "mulâane" yoluna başvurulur (bk.en-Nûr, 24/6-9) Bu konular hakkında Fıkıh bölümünde bilgiler verilmiştir.

En ağır iftirayı atan kimse bile sonradan pişmanlık duyar ve durumunu düzeltirse Cenâb-ı Hakkın mağfiretine nail olabilir (en-Nûr, 24/4-5).

Günümüzde fertlerin birbirine iftirası yanında basın ve yayın yoluyla da iftiralar yapılmaktadır. Namus, iffet, haysiyet ve zimmet üzerindeki bir iftira ne kadar çok yayılırsa, iftiracının sorumluluğunun da o nisbette artması tabiidir. Ayette şöyle buyurulur:

"Mümin erkek ve o kadınlara işlemedikleri bir günahla eziyet edenler (onlara iftira atanlar), doğrusu açık bir günah yüklenmişlerdir" (el-Ahzab, 33/38).

İftiranın acısı zor gider. Çünkü “çamur at, tutmazsa izi kalır” sözü boşuna değildir. Bir kere iftiraya uğrayanın yara alan şeref ve haysiyeti, kolay kolay iyileşmez. Bu yüzden iftira büyük bir ayıp ve vebaldir.

Şunu unuymamak gerekir ki, iftira eden kimse, bununla geçici bir zaman amacına ulaşsa bile, bu kalıcı olmaz. Sonunda dünyevî ve uhrevî bakımdan rezil ve rüsva olarak kendisi zararlı çıkar. Nitekim Resulullah Efendimiz (s.a.s) şöyle buyurur:

"İftira eden kimse zarara uğramıştır". (Ahmed b. Hanbel, I, 91)