İslamiyat Kategori
İbadetler
İBADETLER

1-İbadetin manası ve yaratılış gâyemiz. 
2-İbâdetlerin yapılış amaçları
3-İbâdetlerin çeşitleri
4-İslam ve diğer dinlerde ibâdet anlayışı
5-İbadetin fayda ve hikmetleri




İBADET

 
1- İbadetin Manası Ve Yaratılış Gâyemiz: 

İbadet, kelime olarak tapmak, kullukta  bulunmak, boyun eğmek ve itaat etmek manalarına gelir. 
İslam’da ibadet, Allah’ın nizamına boyun eğmektir. Müslüman Allah’ın rızasını kazanmak amacı ile, O’na itaat eder. Yüce Allah insanları, kendisine ibadet etsinler, emir ve yasakları doğrultusunda hareket etsinler diye yaratmıştır. (Zariyat: 56) . 
İbadet, severek, gönülden Allah’a itaat etmek ve O’na saygı göstermektir.  Müslümanın tek amacı Allah’ın rızasını kazanmak, bütün yaşayışını, davranışlarını  İslam’a uygun bir hale getirmeye çalışmak olmalıdır. Her şeyin gerçek sahibi Yüce Allah’tır. Allah’ın bunca nimetlerine karşı minnet ve şükran borçluyuz. 
Esasen Allah’ın bizim ibadetimize ihtiyacı yoktur. Fakat bizim Allah’ın rahmetine, inayetine ihtiyacımız vardır. Yüce Allah insanları başı boş bırakmamıştır. Dünya insanlar için bir imtihan yeridir; kim daha iyi ibadette bulunacak diye yaratılmıştır. Dünyada yaptıklarımızdan dolayı bir gün mutlaka hesaba çekileceğimizi unutmamalıyız. Bu dünyanın bir de ötesi vardır. İyiler cennete, kötüler cehenneme gideceklerdir. 
İbadet, bazılarının zannettiği gibi, birtakım şekil ve âyinlerden ibaret değildir. İbadet, hayatın bütününü içine almaktadır. Allah’ın rızasını kazanmak amacı ile yapılan her türlü meşru davranış ibadettir. Mesela Allah rızası için meşru bir şekilde çalışmak, okumak, ticaret yapmak birer ibadettir. 

2-İbadetin Yapılış Amaçları: 

a) İbadet, Allah rızasını kazanmak için yapılır.  En makbul ve en güzel ibadet budur. İbadette esas olan ihlastır. 
b) İbadet, Allah emrettiği için yapılır. Vatandaşlık nasıl ki devletin emirlerini yerine getirmeyi gerektirirse, kulluk da, Allah’ın emirlerini yerine getirmeyi gerektirir. 
c)  İbadet, cennet ümidi, cehennem korkusu ile yapılır. Bu maksatla yapılan ibadet, yukardakilerden aşağı mertebede olmakla beraber, makbuldür. Ancak unutmamak gerekir ki, Allah’ın izni olmadıkca hiç kimse cennete giremez. Allah’ın sayısız nimetlerine karşı, bizim ibadetlerimizin ne önemi vardır? Yani hiç kimse sırf yaptığı ibadetler sebebiyle cennete giremez. Bu yüzden kul, yaptığı ibadetlerde, başta Allah’ın rızasını gözetmeli ve O’nun hoşnutluğunu kazanmaya çalışmalıdır. 
d) Dünya menfaati için: Dünya menfaati elde etmek için ibadet yapmak, esasen ibadet sayılmaz. Böyle bir ibadetin insana faydası olmadığı gibi, kişiyi şirke düşürme ihtimali de vardır. Bu tür davranışlara riya da diyoruz.  Mesela başkaları tarafından sevilme, övülme arzusu ile namaz kılmak, sadaka vermek, dini bir kaygısı olmadan sadece sağlığa faydalı olduğu için oruç tutmak, ya da sırf sağlığa zararlı olduğu için  içki içmemek gibi.
 
3-İbadetin Yapılış Bakımından Çeşitleri:
 
İbadetler yapılışları bakımından üç kısma ayrılır:
a) Bedenle yapılan ibadetler: Namaz kılmak, oruç tutmak, duâ etmek gibi. 
b) Mal ile yapılan ibadetler: Zekat ve sadaka vermek, cami, okul, yol yaptırmak gibi.
c) Hem beden hem de mal ile yapılan ibadetler: Hac ve cihad gibi.  
Esasen yukarıda ifade edildiği gibi İslam, Allah rızası için hudud boylarında nöbet tutmaktan, yoldaki  eza veren bir dikeni kaldırmaya kadar, yapılan her iyi ve güzel davranışı ibadet saymıştır. 

4-İslam Ve Diğer Dinlerde İbadet Anlayışı:
 
İslam ve diğer dinlerde ibadet anlayışı bakımından bazı farklılıklar vardır. Başlıcaları şunlardır:
a) İslam’da Allah’ın emir ve yasakları doğrultusunda, O’nun  rızası için yapılan meşru her iş ibadettir. Diğer dinlerde ise ibadet, bir takım şekil ve âyinlerden ibarettir. Mesela bugünkü Hrıstiyanlıkta ibadet, Pazar günü kiliseye gidip, orada ilahî ve duâ okumaktan ibarettir. Yani diğer dinlerde ibadet, hayatın bütün şubelerini değil, ancak bir bölümünü kapsamaktadır. 
b) İslam’da meşru olmak şartı ile, dünya nimetlerinden faydalanmak, dünyayı îmar etmek, ibadete engel değildir. Hatta dünyayı îmar etmek teşvik edilmiştir. Fakat diğer bazı dinlerde Allah’a yaklaşmak ve iyi bir kul olabilmek için, dünyanın güzelliklerinden, nimetlerinden uzak durmak ve nefse eziyet etmek gerekir. Mesela Hrıstiyan din adamları Allah’a yakın olabilmek için evlenmezler, dünya nimetlerinden uzak durmaya çalışırlar. Budistler de Nirvana’ya yaklaşabilmek için nefse eziyet ederler. 
c) İslam’da ibadet yapmak için bir aracıya, din adamına ihtiyaç yoktur. Her Müslüman din görevlisi olmadan da ibadetini yapabilir. Diğer bazı dinlerde ise, din adamı olmadan ibadet yapılamaz. 
d) İslam’da ibadet, her yerde ve her zaman yapılabilir. Yani müslüman ibadetini evinde, bağında, bahçesinde istediği bir zamanda yapabilir, camide yapma şartı yoktur. Diğer dinlerde ise ibadet, ancak belli zamanlarda ve belli yerlerde yapılabilir. Mesela Hrıstiyanlar pazar günü kilisede, Yahudiler cumartesi günü havrada ibadetlerini yaparlar. 

5-İbadetin Fayda Ve Hikmetleri: 

Sahip olduğumuz bütün nimetleri bize veren yüce Allah’tır. “Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır.”derler. Yüce Allah’ın üzerimizdeki bunca nimetinin hiç hatırı yok mu? Elbette Rabbimizin üzerimizdeki sayısız nimetlerine karşı, şükran borcumuz vardır. Bundan da önemlisi; kulun her zaman Yüce Allah’ın korumasına, rahmetine, yardımına muhtaç olmasıdır. Esasen Yüce Allah’ın, kulun ibadetine ihtiyacı yoktur. Kulun Allah’ın korumasına, yardımına ihtiyacı vardır. 
İbadetin fayda ve hikmetleri saymakla bitmez. Bunlardan bazıları şunlardır: 
1- İbadet etme ihtiyacı kulun fıtratında vardır. Her insan mutlaka  ibadet edecektir. Eğer insan Allah’a ibadet  ederse kulluğun gereğini yapmış olur. Fakat Allah’a değil de kula kulluk ederse, işte o zaman şerefini, itibarını kaybeder. 
2- İbadet ruhun gıdasıdır, kalbe ve îmana kuvvet verir.  Nasıl ki, susuz bir fidan büyüyüp yeşeremez, uzun süre yaşayamaz ise, ibadet olmadan da îmanın kuvvet bulması ve uzun süre  muhafazası mümkün değildir. 
3- İbadet, insanı olgunlaştıran, ahlakını güzelleştiren ilahî bir imtihandır. Yüce  Allah “kim daha iyi amel işleyecek”diye insanları yaratmıştır. Dünyada güzel ameller işleyen ve Yüce Allah’ın emir ve yasakları doğrultusunda hareket eden müslümanlar”, “insan-ı kâmil” dediğimiz olgun ve üstün insan olurlar. 
4- Nefsin ıslahı ve kötülüklerden uzaklaştırılması, ancak ibadetle mümkündür. Namaz, insanı kötülüklerden, aşırılıklardan alıkor. Oruç, kötülük ve günahlara karşı bir kalkandır. Zekat, insanı aşırı mal hırsından, dünyaya kul köle  olmaktan kurtarır. Nefis, daima kötülükleri ister. Bundan kurtulmak için Yüce Allah’a samîmî bir şekilde ibadet etmek gerekir. 
5- İbadet, insanı planlı ve disiplinli yapar. Müslümanların, kulluğun gereği uyması gereken bir nizamı vardır. Bu nizama bağlı kalan müslümanın hayatı düzenli ve disiplinli olur. Namaz  kılmanın, oruç tutmanın, hac ibadetini yapmanın belirli kuralları vardır, bunlar disiplini gerektirir. Disiplin ise başarı ve huzur getirir. 
6- İbadet, insana ruh ve beden sağlığı kazandırır. İbadetlerin beden sağlığımıza faydaları saymakla bitmez. İslam, ibadetlerin îfasında temiz bir çevre, temiz bir elbise, sağlıklı bir vücud ve helal bir kazanç öngörür. Mesela namaz kılacak bir kimsenin  bedeni, elbisesi ve namaz kılacağı yerin temiz olması şarttır. Abdest veya gusul olmadan bir çok ibadet yapılamaz. Namazın, orucun  beden ve ruh sağlığı açısından faydaları artık herkesin malumudur. 
Beden hastalıklarından korunmak gerektiği gibi, ruh hastalıklarından da korunmak gerekir. İslam îman ve ahlâkına sahip olan insanlar, hem beden, hem de ruh sağlığına sahip olurlar. 
7- İbadet, kulu Allah’a yaklaştırır. Allah’a yakın, şeytana uzak olmak isteyen her müslüman, ibadetlerini yapmaya devam etmelidir. İbadetlerini ihmal eden bir kimse Allah’tan uzak, şeytana yakın olur. Namaz, oruç gibi ibadetler kulu Allah’a yaklaştırır.
8- İbadet, insanı zilletten izzete, dünyanın darından genişliğine çıkarır ve insanı kula kul olmaktan, Allah’a kulluğa yükseltir. 
9-  Dünya ve âhiretin mutluluğu, ancak Allah’a tam bir ibadetle mümkündür. Allah’a samimî bir kalple ibadet eden bir kimsede, ölüm korkusu, yarın endişesi yoktur. Müslümanın, maddî ve manevî ihtiyaçlarını karşılayacak bir dîni vardır. Müslüman, noksan sıfatlardan münezzeh olan Allah’a sığınmıştır, gerçek hayatın âhiret hayatı olduğuna, bu dünyanın bir imtihan yeri bulunduğuna inanır ve hiç ölmeyecekmiş gibi dünya, yarın ölecekmiş gibi âhiret için çalışır.