İslamiyat Kategori
Fıkıh Mezhepleri
FIKIH MEZHEPLERİ

İÇİNDEKİLER:

DÖRT MEZHEP
1-HANEFİ MEZHEBİ
A - Ebu Hanife (80-150/699-797)
a - İlim tahsili ve Hocaları
b - Öğretim Metodu
c - İctihad Usulü
d - Eserleri
e - Talebeleri
B - Hanefi Mezhebine Ait Olan Bazı Muteber Fıkıh Kitapları
C - Hanefi Mezhebinin Yayılışı

2 - MALİKİ MEZHEBİ
A - Mezhebin İmamı: Malik b. Enes (93-179/712-795) 
a)  Hocaları
b)  Talebeleri
c)  Öğretim Metodu
d)  İctihad Usulü
e)  Eserleri
B - Maliki Mezhebine Ait Bazı Kaynak Kitaplar
C - Maliki Mezhebinin Yayılışı


III - ŞAFİİ MEZHEBİ
A-İmamı : İmam Şafii (V. 150-204 / 767 -819 )a -Hocaları:
b-Talebeleri
c-Eserleri
d-İctihad Usulü
B- Mezhebin Yayılışı
C- Şafii Mezhebine Ait Bazı Kaynak Kitaplar

IV- HANBELİ MEZHEBİ
A- İmamı : Ahmed b. Hanbel ( 164-241 / 781-855)
a-Hocaları
b-Talebeleri
c-Eserleri
d-İctihad Usulü
B-Mezhebin Yayılışı
C- Hanbeli Mezhebine Ait Bazı Önemli Fıkıh Kitapları

E-SÜNNİ OLMAYAN FIKIH MEZHEPLERİ

1-Hariciler
2-Zeydiyye
    3-İmamiyye


FIKIH MEZHEPLERİ


A – Mezhep Ve Mezhep İmamı: 
  Mezhep, gidilen, tutulan yol manalarına gelir. Istılahta ise; bir müctehidin ictihad ve anlayışlarından meydana gelen itikadi ve ameli yol diye tarif edilir. Başka bir ifade ile, bir müctehidin, İslam’ın itikadi, ameli konularını nassların ışığında muayyen ve hususi bir şekilde anlaması neticesinde ortaya koyduğu görüş, fikir ve ictihadlarının bütününe mezhep denir. 
  Bir müctehidin itikad ile ilgili görüş fikir ve ictihadları, onun itikadi mezhebini; ameli konularla ilgili görüş fikir ve ictihadları ise onun fıkhi mezhebini meydana getirir. Mesela Hanefi mezhebi, Maturudi mezhebi gibi. 
İctihad mertebesine ulaşmış alimler, İslam dininin itikat ve fıkıh sahasında bazı meselelerin delilini bulmak, delillerden hükümler çıkarmak, meseleleri anlayıp tefsir etmekte birbirinden farklı görüş ve fikirler ortaya koymuşlar, farklı ictihadlarda bulunmuşlardır. Biraz önce de ifade ettiğimiz gibi bir müctehidin diğer müctehidlerden farklı görüş, fikir ve ictihadlarının tamamı, bir mezhebi meydana getirir. Kendisine has görüşü bulunan müctehide, başkaları ittiba ettikleri için “İmam” ünvanı verilmiştir. İşte bu müctehid, mezhep kurucusu ve sahibi olarak kabul edilir. 
  Mezhep imamları hiçbir suretle bir din ve şer’iat koyucusu değildir. Bu zatlar, Hz. Peygamber tarafından tebliğ edilen İslam dininin, itikad ve fıkıh sahasında naslara aykırı olmayacak şekilde, fikirler ileri sürebilen ictihadlarda bulunabilen, müctehid bir kişi olarak kabul edilir. 
  İslam mezhepleri, önce Sünni-Gayri Sünni olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Fıkıh mezhepleri, saliklerinin itikadi mezheplerine göre “Ehli Sünnet ve’l-Cemaat, Ehli Bid’at ve’d-Dalalet” olarak iki kısma ayrılır. 
  İslam tarihinde ortaya çıkan fıkıh mezheplerinin bir kısmının bugün müntesipleri bulunduğu halde bir kısmının müntesipleri kalmamıştır. Müntesibi bulunan mezheplere “Yaşayan Mezhepler”, müntesibi bulunmayan mezheplere ise “Yaşamayan Mezhepler” adını veriyoruz. 
a-Yaşayan Fıkıh Mezhepleri: 
  Bugün itikadda: Maturudiyye, Eş’ariyye ve Selefiyye mezheplerine mensup olan Müslümanlar, amelde Hanefi, Şafii, Maliki ve Hanbeli mezheplerinden birine mensup olarak yaşamaktadırlar. 
  İtikadda mezhebi Şia olanlar ise amelde İmamiyye veya Zeydiyye mezheplerinden birine mensup olarak yaşamaktadırlar. 
b-Yaşamayan Fıkıh Mezhepleri:
  Bazı fıkıh mezhepleri vardır ki, bunların bugün mensubu bulunmamaktadır. Taberi, Sevri, Evzai, Zahiri mezhepleri bunlara misal olarak verilebilir. Bu mezheplerden bazılarının fıkıh kitapları günümüze kadar gelmiştir. Bir kısım mezhep imamlarının görüşleri ise ancak hilaf kitaplarında bulunabilmektedir. 

B- Mezheplerin İctimai Ve Hukuki Hayattaki Önemi Ve Yeri 
  Bilindiği gibi, dinin esasına taalluk eden meselelerde, yani itikadi konularda ihtilaf edilmesi caiz değildir. Ancak, fer’i meselelerde ihtilafta bulunulmasına izin verilmiştir. Bu da hikmet gereğidir. Ayrıca Hz. Peygamber, ümmetini ictihad yapmaya teşvik etmiş ve isabet edenin iki, hata edenin ise bir sevap kazanacağını beyan etmiştir.
  Yüce Allah, her olay hakkında bir nass göndermemiş, tali derecedeki meselelerin çözümünü müctehidlerin reylerine bırakmıştır. Böylece Yüce Allah, müctehidleri sayesinde, kullarının fikren yükselmesini, akli muhakemelerinin inkişafını temin etmiş bulunmaktadır. 
  Fıkhın teferruatına ait meselelerde, zaman ve mekana göre bazı değişiklikler meydana gelebilir ki, bu ictimai hayatın bir gereğidir. Bu sebeple toplumda şartlar ve ihtiyaçlar değiştikçe, ictihadi hükümlerin de değişeceği prensibi kabul edilmiştir. Böylece müctehidlerin, asrın ihtiyaçlarına en uygun görüşü ile amel edilir ve insanlar sıkıntılardan kurtarılır. 
  İslam da, fert ve toplumun dini, hukuki, iktisadi ve ictimai problemlerini çözmek, faziletli ve şerefli bir iştir. Bu problemler, ancak ilimde yüksek bir paye elde eden müctehidlerce sonuçlandırılabilir, çözümlenebilir. Müctehidler ise aynı konuda farklı ictihadlarda bulunabilirler. İşte bu farklı ictihadlar, zaman ve zemine göre, ümmet için rahmet olmaktadır. Bu farklılık, bir tefrika değil, aksine ümmet için bir rahmet ve zenginliktir. 

C - Fıkıh Mezheplerinin İhtilaf Sebepleri
Müctehidlerin değişik kanaat ve fikir ileri sürmeleri, mezheplerin ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Şimdi bu mezheplerin bazı konularda ihtilaf etme sebeplerini ana hatları ile izah edeceğiz:
1 - Kur’an ile ilgili ihtilaflar:
  Kur’an-ı Kerim, muhkem ve müteşabih ayetlerden müteşekkildir. Müteşabih ayetlerin tefsir ve te’vili genellikle Allah’a havale edilir. Muhkem ayetler ise te’vil ve tefsir edilebilir. Muhkem ayetlerin bazısı mensuh, bazısı nasih, bazısı amm, bazısı hass ve sairedir. İşte bu gibi durumlar sebebiyle fakihler ihtilaf etmişler ve değişik görüşler ileri sürmüşlerdir. Mesela Kur’an ‘da “kur’u” kelimesi bulunmaktadır. Hanefiler bunu hayız, Şafiiler ise temizlik olarak anlamış ve tefsir etmişlerdir. Yine Kur’an’da bulunan “lems” kelimesini Şafiiler hakikat, Hanefiler ise mecaz manasında anlamışlardır. Bu sebeple Şafiiler, abdestin kadına dokununca, Hanefiler ise cinsi münasebetle bozulacağı hükmüne varmışlardır. Aynı şekilde Kur’an’da bazı irab durumları, harf-i cerler, fillerin malum ve meçhul okunması durumları, bazı emir sigalarının vücub veya nedb ifade edeceği durumları ihtilafa sebep olmuştur. 
2 - Sünnet ile ilgili ihtilaflar:
  Bilindiği gibi hadisler, ilk devirlerde hem yazılı ve hem de şifahi olarak rivayet ediliyordu. Bu sebeple hadislerden pek az bir kısmı, Müctehidlerin bilgisi dışında bulunuyordu. Kendisine hadis ulaşamayan bir müctehidin, o hadisin, kendilerine ulaşan müctehidlerden farklı bir şekilde ictihadda bulunması tabiidir. Diğer taraftan hadislerden bir kısmının sübutu kat’i, bir kısmının ise sübutu zannidir. Bu sebeple her mezhep, sübutu kat’i olanlarla amel ettikleri halde, sübutu zanni olanlarla amel ederken bir takım şartlar ileri sürmüşler ve ileri sürdükleri şartları taşıyan hadislerle amel etmişlerdir. Aynı şekilde hadislerin manaya delalet yönünden lafızları, Kur’an’da olduğu gibi ihtilafa sebep olmuştur. 
 
3 - Sahabe kavli ve fetvası ile ilgili ihtilaflar: 
  Müctehidlerden bazıları, sahabe kavlini mutlak delil olarak kabul ederken diğer bazıları bu konuda değişik tavır ortaya koymuşlardır. Şöyle ki, Malikiler sahabe kavlini kıyasa tercih etmişlerdir. Buna mukabil Şafiiler bir sahabeye ait kavil ile amel edip etmemede serbest hareket etmişlerdir. Hanefiler ise, sahabe kavlini huccet olarak kabul etmişler ve onu kıyasa tercih etmişlerdir. Burada ifade edelim ki, müctehidler özellikle kendi bölgelerinde yaşayan sahabilerin kavli ve fetvaları ile daha çok amel etmişlerdir. 
4 - Hükmün illeti ile ilgili ihtilaflar: 
  Bazı hükümlerin illeti nasslarla bildirildiği halde, bir kısmının illeti nasslarla açıklanmamıştır. Müctehidler, hükmün nasslarla belirtilmeyen illetini tespit ederken, değişik kanaatler ileri sürmüşlerdir. Mesela, hadiste aralarında riba cereyan eden altı madde zikredilmiş, ancak hükmün illeti zikredilmemiştir. Hanefiler, hadiste zikri geçen buğday ve arpada riba hükmünün illeti olarak cins ve kile vasfını kabul etmişlerdir. Şafiiler, cins ve yiyecek vasfının, Malikiler de cins, yiyecek ve iddihar vasfının, hükmün illeti olduğunu ileri sürmüşlerdir. 
5 - Bazı fer’i delillerle ilgili ihtilaflar:
  Mesela fer’i delillerden istihsanı Hanefi ve Maliki’ler kabul ettikleri halde, Şafiiler buna şiddetle karşı çıkmışlardır. Aynı şekilde mezhepler Mesalih-i Mürsele, İstishab ve Zerayi gibi fer’i delillerin huccet olup olmaması hakkında ihtilaf etmişlerdir. 
6 - Örf ve Adetle ilgili ihtilaflar:
  Malikiler, Medinelilerin örf ve adetlerine sıkı sıkıya bağlı kalmışlar ve bunu “amelü ehli Medine” olarak ifade etmişlerdir. Diğer mezhepler de gerek Medinelilerin ve gerekse kendi bölgelerinin örf ve adetlerinin belirli şartlarla huccet olabileceğini kabul etmişlerdir. 
7 - Delillerin tearuzu ile ilgili ihtilaflar: 
  Deliller arasında tearuz olması halinde, her mezhep kendisine has usulleri kullanarak tearuzu gidermeye çalışmışlardır. 
8 - Hükümle ilgili ihtilaflar: 
Şer’i delillerden bir kısmı hem vücuba, hem nedbe, hem de ibahaya delalet edebilir. Bu durumda bir müctehid bunlardan herhangi birini şer’i hüküm olarak kabul edebilir. Yolcu için dört rekatlı namazların ikişer kılınmasının vacip veya mübah olup olmaması bu kabildendir. 
Hanefiler, yolcunun dört rekatlı farz namazları, ikişer rekat olarak kılmasını ıskat ruhsatı olarak kabul etmişlerken, Şafiiler bunu terfih ruhsatı olarak değerlendirmişlerdir. 
9 - Diğer konularla ilgili ihitlaflar: 
  Mesela Şafiilere göre “menfaat” mal sayılırken, Hanefiler bunu mal kabul etmezler. Bu sebeple Şafiilerde menfaatin tazmini gerektiği halde, Hanefilerde gerekmez. Bugün tatbikat bakımından Şafiilerin görüşü daha elverişi gözükmektedir. 

D - Fıkıh Mezheplerinin Yayılmasının Amilleri 
  Fıkıh mezheplerinin çeşitli bölgelere yayılmasında ve taraftar toplamasında siyasi, hukuki ve benzeri bir takım sebepler bulunmaktadır. Bunlardan bazıları şunlardır. 
1-Baştaki idarecilerin muayyen bir mezhebi desteklemesi:
Abbasiler, Ebu Yusuf’un kadi’l–kudatlığa getirilmesi ile Hanefi mezhebini desteklediler. Türk hükümdarları, genellikle Hanefi mezhebini tuttular. Mahmut b. Sebuktekin, Nizamülmülk, Selahaddin Eyyubi gibi hükümdar ve vezirler, Şafii mezhebini desteklediler. Maliki Mezhebi Endülüs’te himaye gördü. 
  2-Muayyen bir mezhebin hükümlerinin tedris edilmesi gayesiyle medrese ve vakıfların kuru’lması:
  Bazı hükümdar ve vezirler, medrese ve vakıf kurduktan sonra bu medrese ve vakfın vazife gelir ve maaşlarını muayyen mezhep erbabına tahsis ettiler. Öğrenciler bu medreselerde okuyup onun gelirlerinden istifade edebilmek, müderrisler bu medresede vazife yapabilmek, maaş alabilmek ve gelirlerinden istifade edebilmek için dört mezhepten birine bağlanmak mecburiyetinde kaldılar. Bu durum ise vakıf ve medresenin bulunduğu bölgede, hüküm ve esasları tedris edilen mezhebin yayılmasına sebep oldu. 
  3-Mezhep imamlarının fazla öğrenci yetiştirmeleri ve talebelerinin gittikleri yerde imamlarının görüşlerini okutmaları, o mezhebin yayılmasına amil olmuştur. 
4-Mezheplerin esas ve hükümlerinin tedvin edilmesi, o mezhebin devam etmesine ve yayılmasına sebep olmuştur. Hükümleri tedvin edilmeyen Leys b. Sa’d gibi Müctehidlerin mezhepleri ise, zamanla unutulmuş ve yayılması durmuştur. 



DÖRT MEZHEP

1-HANEFİ MEZHEBİ:

Hanefi mezhebi Ebu Hanife’ye nisbet edilmiştir. Ancak bu mezhepte, Ebu Yusuf ikinci, İmam Muhammed üçüncü imam olarak kabul edilmiştir. Ebu Hanife üstaddır, büyük imamdır. Ebu Hanife ile Ebu Yusuf şeyhayn, Ebu Yusuf ile İmam Muhammed, sahibeyn, imameyn, Ebu Hanife ile İmam Muhammed, tarafeyn olarak vasıflandırılmıştır. 
 
A - Ebu Hanife (80-150/699-797) :
Asıl adı Numan olan İmam Azam Ebu Hanife, Horasandan geldiği kabul edilen Sabit b. Zuta’nın oğludur. Ebu Hanife Küfe de hicri 80 tarihinde doğdu, tahsilini burada tamamladı, küçük yaşta Kur’an-ı Kerim’i ezberledi, hicri 150 yılında Bağdat’ta vefat etti.  
a - İlim tahsili ve Hocaları:    
  Ebu Hanife aşağıdaki sıralayacağımız alimlerin fıkhını öğrenmeye gayret etmiştir. 
1- Maslahata dayanan Hz. Ömer’in fıkhını, 
2- Şer’i hakikatleri araştırıp ortaya koymak için, rey taraftarlarının istinbatına dayanan fıkhı, 
3- Tahrice dayanan Abdullah b. Mesud’un fıkhını, 
4- Kur’an ilmi olan Abdullah b. Abbas’ın fıkhını, 
  Ebu Hanife, hocası Hammad b. Ebi Süleyman’dan fıkıh ilmini tahsil etmiştir. Hammad ise İbrahim en-Nehai ile Amr b. Şurahbil eş-Şabi’den fıkıh tahsil etmiştir. Bu iki şahıs ise, Kadı Şurayh, Alkame b. Kays, Mesruk b. Ecda’dan fıkıh tahsil etmişlerdir. Bunlar da Abdullah b. Mes’ud ve Ali b. Ebi Talib’in talebeleri olmuştur. İşte Ebu Hanife, Hammad aracılığı ile sahabe ve tabiin fıkhını öğrenmiştir. Ebu Hanife 18 yıl Hammad’ın yanında ilim tahsil etmiştir. Hocası Hammad’ın ölümü üzerine, ilim kürsüsüne kendisi oturmuştur. Ebu Hanife hicri 130 yılında Mekke’ye giderek beş altı sene Beyt’ül-Haram’a komşu olarak yaşadı, bu sırada Abdullah b. Abbas’ın talebelerinden, özellikle Ata b. Ebi Rebah’tan, İbni Abbas’ın ilmini öğrendi. Ebu Hanife Zeyd b. Ali, Cafer b. Sadık’dan da istifade etmiştir. 
b - Öğretim Metodu:
Ebu Hanife akademik bir usul takip etmiştir. Şöyle ki; fıkıh, önce bablara ayrılmış ve bu bablarla ilgili her mesele ayrı ayrı mütalaa edilmiş, bazı meseleler üzerinde günlerce tartışıldığı olmuştur. Sonra bu ihtilaflar, ya da varılan sonuç, talebeleri vasıtası ile yazılmış ve korunmuştur. Ebu Hanife, derslerinde aktif metot uygulamış, talebelerinin fikrine, görüşlerine değer vermiş, onların gerçek bir alim olarak yetişmelerine vesile olmuştur. Bu metot günümüzde de uygulanmaktadır. 
c - İctihad Usulü: 
Ebu Hanife, Kur’an’ın her hangi bir nasından hüküm çıkarırken, bu nassın maksat, gaye ve illetlerini bulma, bilme cihetine giderdi. Hadisin sahih ve zayıf oluşunu anlamak için, kendisine has kıstasları vardı. O, bir bakıma hadis sarrafı idi. 
Ebu Hanife, fıkıhtaki hüküm çıkarma ve ictihad usulünü anlatırken “Ben Allah’ın Kitabı ile hüküm ve fetva veriyorum. Kitab da bulamazsam, Resulullah’ın Sünnetine sarılıyorum. Allah’ın Kitabı’nda ve Resulullah’ın Sünnetinde bir hüküm bulamadığım zaman, sahabelerin sözlerine bakıyorum. Yalnız sahabilerden istediğim kimsenin fetvasını alıyor, istemediğim kimsenin fetvalarını almıyorum. Fakat iş, İbrahim en-Nehai, İbni Sirin, Ata b. Ebi Rebah’a gelince, onlar nasıl ictihad yapıyorlarsa bende öyle ictihad yapıyorum. ” demiştir. Bu ifadeden de anlaşılabileceği gibi, Ebu Hanife meseleleri Kur’an, Sünnet, İcma, Sahabe kavli ve ictihad esaslarına göre hükme bağlıyordu. Kıyasla halledemediği meseleleri, istihsan ile neticeye kavuşturuyordu. Bazen de halkın örf ve teamülünü esas alıyordu. 
Ebu Hanife’nin ictihad metodunu şöylece sıralayabiliriz:
  1-Kur’an-ı Kerim, 2-Sünnet, 3-İcma, 4- Sahabe Kavli, 5- Kıyas, 6-İstihsan, 7- Örf ve adet. 
  Ebu Hanife’nin hüküm çıkarırken, kıyasa çok başvurduğu, hatta fazla hadis bilmediği iddia edilmiş ve bu yüzden tenkid edilmiştir. Halbuki Ebu Hanife, ictihadlarında hep nasslara istinad ediyordu. Onun ictihadlarını nasslara dayandırdığını gösteren bir çok eser yazılmıştır. Mesela Zebidi, “Ukudu Cevahir’ül-Münife fi Edilleti Mezheb-i İmam Azam Ebi Hanife” adlı eserinde, İmam Azam’ın ictihadlarının mesnedi olan nassları toplamıştır. Yine Ebu Hanife’nin istinad ettiği delilleri, Tahavi’nin “Şerh-u Meani’l-Asar” adlı eseriyle, Zeylai’nin “Nasbu’r-Raye” adlı eserinde görmek mümkündür. Aynı zamanda Ebu Yusuf ile İmam Muhammed’in “el-Asar” adlı eserinde, İmam Azam’ın rivayet ettiği hadisler yer almıştır. 
d - Eserleri:
Ebu Hanife, fıkıhla ilgili eserlerini kendisi yazmamıştır. Ancak fıkhı bablara ayırmış, talebeleri ile birlikte meseleleri tartışmış ve onlara yazdırmıştır. Ebu Hanife’nin fıkhı, bize iki öğrencisi vasıtasıyla ulaşmıştır:


A - Ebu Yusuf: (113-182) 
Ebu Hanife’nin en önemli talebelerinden biri, Ebu Yusuf’tur. Asıl adı Yakubdur. O Ebu Hanife’nin medresesinden öğrendiklerini kitaplaştırmıştır. Bu kitaplar şunlardır:
  1-Kitab’ül-Asar: Bu kitapta Ebu Hanife’nin mezhebinin dayandığı hadisler ve eserler rivayet edilmiştir. 
  2-İhtilafü Ebi Hanife ve İbni Ebi Leyla: Bu kitapta Ebu Hanife ile, İbni Ebi Leyla’nın ihtilaf ettiği meseleler toplanmıştır. 
  3-Er-Raddü ala Siyer’il Evzai: Devletler hukuku ile ilgili eserdir. Bu eserde Irak ekolünün görüşleri serdedilerek, Evzai’in görüşleri reddedilmiştir. 
  4-El-Emali: Bu eser, Ebu Yusuf’un ders takrirleridir. Bu eseri İmam Muhammed ders esnasında not halinde tutmuştur. 
  5-Kitab’ül-Harac: Halife Harun Reşid’in isteği üzerine yazılan bu eserde, devlet maliyesinin esasları anlatılmıştır. Bu eser, Ali Özek tarafından tercüme edilmiştir. 
B - İmam Muhammed: (132-189) 
Ebu Hanife’nin ikinci önemli talebesi ve Hanefi fıkhının müdevvini İmam Muhammed eş-Şeybani’dir. Ebu Yusuf’tan sonra ilim kürsüsüne oturmuş ve Hanefi fıkhının üstadı olmuştur. İmam Muhammed, Evzai, Sevri ve İmam Malik ile de görüşmüş, onlarla sohbetlerde bulunmuştur. 
İmam Muhammed’in eserlerini Zahir’ür-Rivaye ve Nadir’ür-Rivaye olmak üzere ikiye ayırmak gerekir. Zahirür-rivaye kitapları, rivayet bakımından daha sağlam kabul edilen kitaplardır. 
Zahir’ür-Rivaye:
1-El-Asl (el-Mebsut) : Geniş bir fıkıh kitabıdır. 
2-El-Camiu’s Sağir: Bu eserde, rey ehlinin fıkhi görüşleri anlatılır. 
3-El-Camiül-Kebir: Bu eser de fıkIhla ilgilidir. . 
4-Es-Siyerül Kebir: Devletler hukukundan bahseder. 
5-Es-Siyerüs-Sağir: Bu eserde devletler hukukundan bahseder. 
6-Ez-Ziyadat: Bu eser, yukarıdaki eserlerde olmayan hususları muhtevidir. 
Bu altı eseri, Hakim eş-Şehid el-Mervezi mükerrer konuları çıkararak “el-Kafi” adlı eserinde toplamıştır. İmam Serahsi ise, el-Mebsut adlı eserinde Kafi’yi otuz cilt olarak şerh etmiştir. Bu eser Hanefilerin kaynak kitabıdır. 
İmam Muhammed’den açık rivayetle gelmeyen eserlere “Nadirür-rivaye” kitapları denir. Bunlar: 1-Keysaniyyat, 2-Haruniyyat, 3-Cürcaniyyat, 4-Rakkıyyat, 5-Ziyade’tüz-Ziyadat, 6-el-Hiyel ve’l Meariç’tir. 
İmam Muhammed, İmam Malik’in Muvatta’sını rivayet etmiş, ayrıca Ebu Hanife’nin dayandığı hadis ve eserleri “Kitab’ül Asar” adlı eserinde toplamıştır. 
e - Talebeleri:
İmam Azam ölümüne kadar pek çok talebe yetiştirmiştir. Bunlardan 36’sı hakkında şöyle demiştir:” Onlar 36 kişidir, 28’i kadılık yapacak, 6’sı fetva verecek ve ikisi de yani Ebu Yusuf ile Züfer, kadı ve müfti yetiştirecek seviyeye gelmiştir. ”
En meşhur talebeleri: Ebu Yusuf, İmam Muhammed, İmam Züfer, Hasan b. Ziyad…dır. 
B - Hanefi Mezhebine Ait Olan Bazı Muteber Fıkıh Kitapları:
1-  Kâsâni: Bedayiüs-Sanayi, 2- Mergınani: el-Hidaye, 
3-  Debusi: el-Esrar, 4- İbnü’l-Hümam: Feth’ul-Kadir, 
5-  Dört metin (Kenz, Muhtar, Mecma’ ve Vikaye) , 
6-  Ez-Zeylai: Tebyin’ül-Hakaik, 
7-  İbni Nüceym: el-Bahr’ur-Raik, 
8-  İbni Abidin: Redd’ül-Muhtar, 

C - Hanefi Mezhebinin Yayılışı: 
Hanefi mezhebi önce Irak’ta yayıldı. Daha sonra Horasan, Sicistan, Maveraünnehir gibi şark ülkelerine hakim oldu. Kısmen de olsa Tabaristan, Azerbaycan, Kafkasya, Tebriz, Rey, Ahvaz (huzistan)  ve İran’da yayıldı. Sindde (bugünkü Pakistan)  de Hanefi mezhebi yayılmıştır. Bu mezhep Selçuklu ve Osmanlılar ile Anadolu ve balkanlara girmiştir. Bugün fıkıh mezheplerinin en yaygını, hanefi mezhebidir. 

2 - MALİKİ MEZHEBİ:

A - Mezhebin İmamı: Malik b. Enes (93-179/712-795) .
Malik b. Enes, hicri 93 yılında medine de doğdu, 179 tarihinde yine medine de vefat etti. zamanında ehl-i hadisin imamı idi. İslam’ın yayılma yeri olan Medine’ye herkes, İmam Malik’le görüşmek, ondan istifade etmek için geliyordu. 
a)  Hocaları: 
  İmam Malik küçük yaşta Kur’an-ı Kerimi ezberlemiştir. Hayatının büyük bir kısmını hadis ve eser öğrenmeye ayırmıştır. Abdurrahman b. Hürmüz, Nafi, Zuhri, Abdullah b. Zekvan ve bir rey taraflısı olan Rabiatü’r-Rey’den istifade etmiştir.
b)  Talebeleri: 
  İmam Malik pek çok talebe yetiştirmiştir. İslam ülkesinin çeşitli yerlerinden akın akın gelen ilim aşıkları, İmam Malik’ten ders almak için can atmışlar, hocalarından öğrendiklerini, memleketlerine dönerek etrafa yaymışlardır. Onun mezhebini yayan, neşreden en önemli talebeleri şunlardır. 
  1-Abdullah b. Vehb (v. 199) : İbni Vehb, Malik ile birlikte yirmi yıl kalmış, sonra onun mezhebini Mısır ve Fas’ta yaymıştır. 
  2-Abdurrahman b. Kasım el-Mısri (v. 191) : İbni Kasım da, hocası Malik’ten 20 yıl ders okumuştur. Maliki mezhebinin tedvininde en çok emeği geçen İbni Kasım’dır. Hanefi mezhebinde İmam Muhammed’in yeri ne ise, Maliki mezhebinde de İbni Kasım öyledir. 
  3-Eşheb b. Abdülaziz el- Kaysi (v. 204) : İbni Kasım’dan sonra, Mısır’da fıkıh riyaseti ona geçmiştir. 
  4-Esed b. Furat ( v. 213) : el-Esediyye adlı fıkıh Kitab’ını yazmış ve Kuzey Afrika’da Maliki mezhebini yaymıştır. 
  5-Sehnun b. Abdisselam (v. 240) : İbni Kasım’dan Maliki fıkhını öğrenerek Müdevvene’yi yazmış ve Kuzey Afrika’da, Endülüs’te Maliki mezhebini yaymıştır. 
c)  Öğretim Metodu: 
İmam Malik, hadisleri rivayet edeceği vakit abdest alır, temiz elbiselerini giyinir, güzel kokular sürünür, vakar ve heybetle yerine oturur, hiçbir şeyle meşgul olmaksızın hadisleri rivayete başlardı. İmam Malik derse başlayınca, talebeleri etrafını sarar, rivayet edeceği hadisleri, meseleleri zabta çalışırlardı. Olmamış meselelerin sorulmasını istemez ve sorulunca da; “o olay olsun, ondan sonra cevap verelim” derdi. 
d)  İctihad Usulü: 
  İmam Malik, in hüküm istinbatında başvurduğu delilleri şöyle sıralayabiliriz: 1- Kitab, 2-Sünnet, 3-İcma, 4-Sahabe Kavli, 5-Kıyas, 6-Medinelilerin Ameli, 7-Mesalih-i Mürsele, 8- İstihsan, 9-Sedd-i Zerayi, 10-Örf ve Adet
e)  Eserleri: 
  1-El-Muvatta: Bu eser, Peygamber Efendimizin hadislerinden, Hulefa-i Raşidinin bazı uygulamalarından ve İmam Malik’in kendi tercih ve ictihadlarından meydana gelmiştir. 
2-El-Müdevvene: Bu eseri, Sehnun, İbni Kasım’dan rivayet etmiştir. İbni Kasım’da İbni Vehb ve hocası Malik’ten rivayet etmiştir. Bu Kitab, Malikilerin kaynak kitabıdır. 
3- El-Esediyye: Esed b. Furat, hocası Malik’ten duyduklarını rivayet etmiştir. 
B - Maliki Mezhebine Ait Bazı Kaynak Kitaplar: 
1- El-Baci: El-Münteka
2- İbni Rüşd: Bidayet’ül-Müctehid ve Nihayet’ül-Muktesid
3- El-Karafi: El-Furuk
4- Dusuki: Haşiye Al’eş-Şerh’il-Kebir
5- El-Mevvak: Et-Tac Ve’l-İhlil 

C - Maliki Mezhebinin Yayılışı: 
  Maliki mezhebinin beşiği Medine’dir, bütün Medineliler bu mezhebe mensup idiler. Hicaz ve Yemen’in bazı bölgelerine de buradan yayılmıştır. Zamanla Kuzey Afrika’da, Fas, Tunus, Cezayir ve Sudan da, Mısır’da ve Endülüs’te de yayılmıştır. Bugün yaşayan mezheplerden biridir. 

III - ŞAFİİ MEZHEBİ:

A-İmamı : İmam Şafii (V. 150-204 / 767 -819 ) .
Asıl adı Muhammed b. İdris eş-Şafii’dir. Hicri 150 tarihinde Şam’ın Gazze kasabasında doğdu, 204 yılında Mısır’da vefat etti. Aslen Kureyşlidir. Genç yaşta İslami ilimleri öğrenerek ictihad mertebesine yükseldi. 
a -Hocaları: 
  İmam Şafii Mekke de, Müslim b. Halid’den ders aldı. Daha sonra hocasının tavsiyesi ile Medine’ye gitti, İmam Malikle tanıştı ve uzun süre ondan ders aldı. Bir müddet sonra memuriyet için Yemen’e gitti. Orada İmam Evzai’in talebesi Ömer b. Ebi Seleme ile tanıştı ve ondan da Evzai’nin fıkhını öğrendi. Üç ayrı defa Bağdat’a geldi ve orada Muhammed eş-Şeybani ile tanıştı ve ondan Ebu Hanife’nin fıkhını öğrendi. Daha sonra Mısır’a gitti ve orada Leys b. Sa’d’ın talebesi Yahya b. Hassan’la tanıştı ve ondan Leys mezhebini öğrendi. Böylece İmam Şafii hem hadis ekolünün hem de rey taraftarlarının fıkhını öğrendi. 
b-Talebeleri:
  İmam Şafii pek çok talebe yetiştirmiştir. Bunlardan bir kısmı, mutlak ictihad mertebesine ulaşmış ve mezhep kurmuşlar, bir kısmı da hocalarının mezhebini etrafa yaymışlardır. En meşhur talebeleri şunlardır:
  1-Rebi b. Süleyman: İmam Şafii’nin kitaplarının en sağlam ravisi kabul edilir. 
2-Ez-Zaferani, 3-El-Müzeni, 4-El-Büveyti
  5-Ahmed b. Hanbel, İbni Cerir et-Taberi, Davut b. Ali de, İmam Şafii’in talebeleridir. Ancak bunlar müstakil birer mezhep kurarak hocalarından ayrılmışlardır. 
c-Eserleri: 
1- Er-Risale: İlk fıkıh usulü kitabıdır. 
  2- El- Ümm: İki önemli talebesi Rebi b. Süleyman ile Büveyti rivayet etmiştir. Bu kitap İmam Şafii’nin Mısır’da ki mezheb-i cedidini esas almıştır. 
3-El-Hucce: ez-Zaferani, İmam Şafii’nin Bağda’daki mezhebi kadimini bu kitapta rivayet etmiştir. 
4-El-İstihsan,
5- İhtilafü Malik ve’ş-Şafii, 
6-İhtilafü’l-Irakıyyin, 
7- Siyer’ül- Evzai 
  8- Ahkam’ül Kur’an, 9- İhtilaf’ül- Hadis
d-İctihad Usulü: 
  İmam Şafii, hüküm çıkarırken önce Kur’an’a baş vurur, bulamazsa Sünnet’e bakardı. Kur’an ve Sünnet’te bulamazsa icmaya baş vurur, bulamazsa sahabe kavline baş vururdu. Ancak Hulefa-i Raşidinin kavlini diğerlerine tercih ederdi. Hadisin kabulünde kendine özgü şartları vardı. İmam Şafii, en son olarak kıyasa ya da örf-adete baş vururdu. Onun kullandığı delilleri şöyle sıralayabiliriz:
  1- Kitab, 2-Sünnet, 3-İcma, 4-Sahabe Kavilleri, 5-Kıyas, 6-Örf ve Adet
 B- Mezhebin Yayılışı:
 Şafii mezhebi, Mısır’da, Suriye’de, Doğuda; Taşkent, Tus, Nesa, Buhara, İsferayin ve pek çok İslam şehirlerinde Şafii’nin talebeleri vasıtasıyla yayılmıştır. Şafii mezhebi Türkiye’nin Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgelerinde de yayılmıştır. Bugün Hanefilerden sonra en yaygın mezhep Şafii mezhebidir. 

C- Şafii Mezhebine Ait Bazı Kaynak Kitaplar: 
1-Müzeni: Muhtasar, 2-Büveyti: Muhtasar’ul – Kebir, 
3-En-Nevevi: El-Minhac, 4-Remli: Nihayet’ül-Muhtac, 
5-Gazali: El-Veciz fi fıkh’ış-Şafii, 6-Şirazi: El-Mühezzeb, 
7-Şirbini: Muğn’il-Muhtac, 8-İbni Hacer: Tuhfet’ül-Muhtac, 
9-En-Nevevi: El-Mecmu Şerh’ul-Mühezzeb. 

IV- HANBELİ MEZHEBİ:
 
A- İmamı : Ahmed b. Hanbel ( 164-241 / 781-855)  
Ahmed b. Hanbel, hicri 164 tarihinde Badat’ta doğdu, 247 tarihinde yine Bağdat’ta vefat etti. İlim öğrenmek için çok yer gezdi. Bütün zamanını hadis ve eserin toplanmasına harcadı. Zamanında Sünnetin imamı kabul edildi. 
a-Hocaları:
  Fıkhı, İmam Muhammed eş-Şeybani ile İmam Şafii’den öğrendi. Abdurrezzak b. Hammam’dan hadis tahsil etti. Ayrıca Süfyan Sevri, Süfyan b. Üyeyne, Huşeym b. Beşir’le tanıştı, onlardan ilim tahsil etti. Ayrıca çeşitli beldeleri gezerek, Peygamber Efendimizin hadislerini, ehlinden toplamaya çalıştı. 
b-Talebeleri: 
  1-Ahmed b. Muhammed el-Esrem: Horasan ve Bağdad’da yaşamış muhaddis ve fakihtir. Eserinin adı “el-Cami’dir. ”
  2-el-Hıraki. Eserinin adı Muhtasar’dır. 
  3-Oğulları Ahmed ve Salih
  4-el-Hallal: Hallal, Hanbeli fıkhının müdevvini durumundadır. 
  5-İbni Kayyim ve hocası İbni Teymiyye: Bu iki zat Ahmed b. Hanbel’den çok sonra gelmelerine rağmen, mezhebin yayılmasına ve sistemleşmesine büyü katkıları olmuştur. 
c-Eserleri:
  1-el-Müsned: Ahmed b. Hanbel’in hadisle ilgili en büyük eserdir. 
  2-el-İlel ve’r-Rical, 3-Kitab’üz-Zühd 
  4-el-Cami: Ebu Bekir Ahmed b. Muhammed el-Hallal, Ahmed b. Hanbel’in fıkhını, bir ömür boyu toplamaya çalışmıştır. El-Hallal, Hanbeli fıkhının müdevvini durumundadır. 
d-İctihad Usulü:
Ahmed b. Hanbel, hüküm istinbatında, şu yolu takip etmiştir. 
1-Kur’an, 2-Sünnet, 3-İcma, 4-Sahabe ve Tabiinin fetvaları, 5-Kıyas, 6-İstishab, 7-Mesalih-i Mürsele, 8-Sedd-i Zerayi. 
B-Mezhebin Yayılışı:
Bugün Hanbeli mezhebi Arap yarımadasının büyük bir kesiminde Suriye, Irak ve Körfez ülkelerinde yayılmıştır. 
C- Hanbeli Mezhebine Ait Bazı Önemli Fıkıh Kitapları:
1-İbni Kudame: el-Muğni,  
2-Hıraki: Muhtasar, 
3-İbni Teymiyye: el-Fetava, 
4-el-Merdavi: el-İnsaf. 

E-SÜNNİ OLMAYAN FIKIH MEZHEPLERİ

1-Hariciler:

Sıffîn savaşından sonra Hz. Ali’ye karşı çıkan bir gurup olarak ortaya çıkmışlar ve fıkhi bazı meselelerde ehl-i Sünnetten ayrılmışlardır. Haricilerin İbaziyye kolu, çok az bir miktarda da olsa devam etmektedir. Bunlara “ehl-i bid’at” denir. 

2-Zeydiyye:

İmamı, Zeyd b. Ali Zeynelabidindir. (v. h. 122) : Önce babasından, sonra kardeşi Muhammed Bakır’dan ve başkalarından ders almış ve kendisini yetiştirmiştir. Bütün İslam uleması, onun ilmi ve takvası üzerinde ittifak etmiştir. 
İmam Zeyd’in “el-Mecmu” adlı bir eser yazdığı rivayet edilmiştir. Ancak bu Kitab’ın ona nispeti kesin değildir. 
İmam Zeyd’in fıkhı, talebeleri vasıtasıyla yazılmış, muhafaza edilmiş ve bu güne kadar gelmiştir. 
Mezhebin esası: Kitap, Sünnet, İcma, Kıyas, İstihsan ve akıldır. İmam Zeyd’in Mezhebi, Ebu Hanife’nin mezhebine yakındır. Esasen Ebu Hanife ile İmam Zeyd arasında ilim alış-verişi olmuştur. 
Zeydiyye mezhebinin İran’da, Yemen’de müntesipleri vardır. 
Zeyd b. Ali’nin el-Mecmu adlı Kitab’ını, Şerefüddin el-Haymi, “er-Ravd’ün Nadir” adıyla şerh edilmiştir. 
El-Hadi b. Yahya, İmam Zeyd’in mezhebini Yemen’de yaymış ve “el-Ahkam” isimli bir kitabı vardır.
 
3-İmamiyye:

Mezhebin imamı, Caferü’s Sadık’tır. Hicri 80 tarihinde Medine’de doğdu ve gerekli ilimleri orada tahsil ederek mutlak müctehid mertebesine ulaştı. Aralarında Ebu Hanife’nin de bulunduğu birçok kimse ondan istifade etmiş ve 68 yaşında iken Medine’de vefat etmiştir. 
 
Mezhebin tedvini:
Bu mezhebin ilk kitabı, on iki imamdan biri olan Musa Kazım’a aittir. Kitab’ın adı “el-Helal ve’l-Haram”dır. 
İran’da bu mezhebin müdevvini, Ebu Cafer Muhammed b. Hasan el-Kummi’dir (v. 290/940) . “Beşairü’d-Deracat fi ulumi Ali Muhammed” isimli kitabı 1285’te basılmıştır. Bundan sonra Muhammed b. Yahya el-Kuleyni gelir. Şianın dördüncü kitabı sayılan “el-Kafi fi İlmi’d-Din” hadis ihtiva etmektedir ki, hepsi ehl-i beyt kanalından rivayet edilen hadislerdir. 
 Mezhebin fıkıhtaki usulü:
Caferilerin usulü; ehl-i beyt kanalından gelen hadisler ve masum imamların bildikleridir. Bunlardan sonra ictihad ederler. İmamiyye, Zeydiyye’nin aksine icma ve kıyası kabul etmez fakat ictihad kapısını daima açık tutarlar. 
Usuldeki bu derin farka rağmen, İmamiyye’nin 17 kadar meselede ehl-i Sünnetten ayrıldığı tespit edilmiştir.