İslamiyat Kategori
Temizlik
İÇİNDEKİLER

İslamda temizliğin önemi
Temizliğin kapsamı
Temizliğin farz oluşu
Suların kısımları
Mutlak suların kısımları
Necasetten temizleme yolları
Temiz sayılan şeyler. 
Temiz sayılmayan şeyler. 
Büyük veya küçük abdesti bozduktan sonra temizlenme. 

TEMİZLİK


Müslümanlığın temeli, temizlik üzerine kurulmuştur. Temiz olmayan bir insanın îmanı zayıftır. Müslümanın her şeyi; yatıp kalktığı, namaz kıldığı yer, elbisesi, bedeni ve kalbi temiz olmalıdır. Peygamber Efendimiz bir hadis-i şerflerinde şöyle buyuruyor: ”İslam dîni temizdir, temiz olunuz. Zira cennete ancak temiz olanlar girer. ”(Cami’üs-Sağir. ) 

İslam’da Temizliğin Önemi: 


İslam’da temizlik çok önemlidir. Bunlardan bir kısmına işaret edelim:
1-Temizlik îmanın yarısıdır. Maddeten ve mânen temiz olmak, müslüman olmanın bir gereğidir. Segili Peygamberimiz: “Temizlik îmanın yarısıdır.” (Müslim)  buyurmuştur. Kur’an ve Sünnet’te temiz olmamızı emreden bir çok âyet ve hadis vardır. O halde temizlik îmandandır ve îmanın bir gereğidir. 
2-Dînin birtakım emirlerini yerine getirebilmek, mesela Kur’an okumak, namaz kılmak, Kabe’yi tavaf edebilmek için temiz olmak gerekir. 
3-Beden ve ruh sağlığı açısından temizlik gerekmektedir. Temizliğe dikkat eden insanlar, kolay kolay mikrobik hastalıklara yakalanmazlar. Bütün hastalıklar, pislikten ve pislik içerisinde üreyen mikroplardan gelir. İslam’ın getirdiği temizlik kurallarına uyan bir kimse, beden ve ruh sağlığını da  korumuş olur. 
4-Allah sevgisini kazanmak için de temizliğe riâyet etmek gerekir. Sevgili Peygamberimiz şöyle  buyurmuştur: ”Allah temizdir, maddî ve manevî  temizliği sever.” (Tirmîzî) . Bir âyette de: ”Allah çok temizlenenleri sever.”(Tevbe: 108)  buyurulmaktadır. 
5-Temizlik Yüce Allah’ın rızasını kazanmamıza, pek çok sevap kazanmamıza ve günahlarımızın bağışlanmasına vesile olur. Peygamber Efendimiz: “Misvak kullanınız. Çünkü misvak ağzı temizlediği gibi, Allah’ın rızasına da vesiledir” (İbni Mace ) buyurmuştur. 
 
Temizliğin Kapsamı: 

İslam bilginleri temizliği dört dereceye ayırarak şu şekilde tasnif etmişlerdir: 
1-Maddî Temizlik: Bedenin, elbisenin, namaz kılacak yerin ve çevrenin pislikten temizlenmesi, abdestsizliğin giderilmesi ve bedenin tırnak, koltuk ve kasık kıllarının temizliği, sünnet olmak, bu guruba girer. 
2-Manevî Temizlik: Bedenin uzuvlarının gıybet, yalan, haram yemek, hıyanet etmek ve benzeri günahlardan temizlenmesi gibi. Ayrıca  kalbin haset, ucup, kibir, riya, hırs, düşmanlık, gösteriş ve buna benzer kötü hastalıklardan temizlenmesi. 
Bu çirkin hastalıklar, ortadan kalkınca tevazu, kanaat, tevbe, sabır, korku, ümit, sevgi ve benzeri güzel sıfatlar, bunların yerini alır. 
Manevî temizliğin zirvesi, kalbin özünün, Allah Teâlâ’dan başka her şeyden temizlenmesidir. Kur’an’da şöyle buyuruluyor: “ ‘Allah’ de. Sonra onları kendi oyunları ile baş başa bırak.” (En’am: 91) 
Bunun anlamı şudur; eğer kalp, Allah’tan başkasının sevgi ve ilgisinden  boşaltılırsa, yalnız Yüce Allah’la meşgul olur. Bu da “Lâilâhe illallah”kelimesi ile kalbin uyum sağlamasıdır. Allah ile, O’nun dışındaki şeylerin (mâsiva) , aynı anda bir kalpte bulunması mümkün değildir. Çünkü yüce Allah, bir insanın göğsünde iki kalp yaratmamıştır. Bu sonuncusu, Peygamberlerin ve Sıddîklerin îman derecesidir. 

Temizliğin Farz Oluşu: 

Belirli ibadetleri yapabilmek için, bedenin, elbisenin ve ibadet yapılacak yerin temiz olması farzdır. Yüce Allah: ”Elbiseni temiz tut” (Müddessir: 4), “Evimi ziyaret edenler, kendini ibadete verenler, rukû ve secde edenler için temiz tutun diye İbrahim ve İsmail’e ahid verdik.” (Bakara: 125)  buyurmuştur. 
Namaz kendisine farz olanlara, maddî ve manevî temizlik de farz olur. Bunun için gerekli şartlar şunlardır: Müslüman olmak, akıllı olmak, erginlik çağına girmek, hayz ve nifastan kesilmek, ibadet vaktine ermek. 


Sular:
 
“Su”  dediğimiz zaman akla gelen şunlardır: yağmur suyu, kar ve dolu suyu, dere ve ırmak suyu, kuyu ve göl suyu, pınar suyu. Bunlara mutlak su denir. Bir başka şey  karışmamış su  demektir. 
Gül suyu, üzüm suyu, çiçek suyu gibi başka bir kelime katılarak söylenen sulara “mukayyet sular” denir. Bu çeşit sularla abdest alınmaz, gusledilmez, fakat pis olan şeyler temizlenir. 

Mutlak suların kısımları

1-Kendisi temiz olup, maddî ve manevî temizliklerde kullanılabilen sulardır. Bu suların tat, renk ve kokuları değişmemiş, içlerine pis bir şey karışmamıştır. 

2-Kendisi temiz olup, maddî ve manevî temizlikte kullanılabilen, ancak kullanılması mekruh olan  sulardır: Kedi, sokaklarda gezen tavuk gibi ehlî hayvanlarla atmaca, şahin, doğan gibi yırtıcı kuşların ve evlerde bulunup da kendilerinden korunmak mümkün olmayan fare ve benzerlerinin artığı olan sular, hem temizdir, hem de temizleyicidir. Yani o su ile başka şeyler de temizlenir. 
Fakat başka temiz su varken, böyle bir suyu kullanmak, abdest alıp, gusletmek mekruhtur. Temiz su yoksa böyle bir suyu kullanmak kerahetle birlikte caizdir. Böyle suların mikrop taşıma ihtimali olduğu için, ihtiyatlı olmak gerekir. 
3-Kendisi temiz olup, başka bir şeyi temizlemeyen sular: Bunlar, abdest ve gusül gibi şer’î temizlikte kullanılan sulardır. Bu sular temizdir, fakat başka bir şeyi temizleyemez. Abdest alırken sıçrayan sular, sıçradığı yeri pisletmez. Böyle bir suyu içmek veya yemek pişirmek tenzihen mekruhtur. 
4-Temiz olmayan sular: İçine pisliğin düştüğü veya karıştığı bilinen sular böyledir. Eğer su, nehir veya göl gibi çok ve büyük olur; tadı, rengi ve kokusu değişmemişse, bu durumda su pis sayılmaz. 
5-Temiz olup olmadığı şüpheli olan sular: Ehlî eşek ve katırın artığı olan sular şüphelidir. Başka su varken, bu su kullanılmaz. Fakat böyle bir su ile, pis olan şeyler yıkanabilir. Bir kimse başka bir temiz su bulamazsa, önce bu su ile abdest alır, sonra teyemmüm eder.
 
Necâsetten (Maddî Pislik)  Temizleme Yolları

Necâsetten (maddî pislik)  temizleme yolları şunlardır:

1-Temiz su ile yıkamak: Genelde temizlik su ile yapılır. 
2-Ateşle yakmak: Mesela kana bulanmış bir kılınç veya şiş, ateşte yakmak suretiyle temizlenmiş olur. 
3-Silmek: Mermer, bıçak, cam gibi düz ve sert cisimlerin üzerindeki necaset, silmek suretiyle temizlenir. 
4-Ovalamak ve kazımak: İnsanın kurumuş menisi, su olmadığı takdirde, ovmak suretiyle temizlenir. Yine emici olmayan ayakkabı gibi maddelerin, üstünde necaset varsa ve bu necaset kurumuşsa, kazımak yada toprağa sürtmek suretiyle temizlenir. 
5-Necasetin mahiyetini değiştirmek: Pis yağın sabun haline getirilmesi veya şarabın sirkeye dönüştürülmesi gibi. 
6-Boğazlamak ve tabaklamak: Eti yenen bir hayvan, İslâmî usule göre boğazlanmak suretiyle temiz  ve helal olur. Hayvan derileri de tabaklamak suretiyle temiz hale gelir. 
7-Güneşte kurutmak: Bir necaset, toprak üzerinde güneş ile kurumuşsa, mesela bir sığırın pisliği kurumuş, tezek haline gelmişse, tezek atıldığında orası temiz hale gelir. 
8-Temiz toprak: Su bulamayan bir kimse, temiz bir toprakla teyemmüm eder ve namazını kılar. 
9-İçine pislik düşmüş bir kuyudan, belli bir miktar su çıkartmak: Kuyuya düşen necasetin durumuna göre, aşağıdaki şekilde su çıkarıldığında kuyu temiz hale gelir: 
a)  Kuyuya eti yenmiyen bir canlı düşmüş ve eğer düşen hayvan domuz veya yırtıcı bir hayvan ise kuyudaki suyun hepsinin çıkarılması gerekir. 
b)  Kuyuya eti yenen bir hayvan düşer ve ölü olarak çıkarılırsa, kuyunun suyu necis olur. Şişmiş veya dağılmış olursa, kuyu suyunun hepsi çıkarılır. Eğer şişip  dağılmamışsa; bunlar üç sınıfta incelenir: 
 Fare, serçe veya bu büyüklükte bir hayvan  düşüp ölmüş, fakat henüz şişmemişse yirmi veya otuz kova su çıkarılır. 
Kedi, tavuk, güvercin veya bu büyüklükte bir hayvan düşüp ölse fakat daha şişmeden  çıkarılırsa, o kuyudan kırk veya elli kova su çıkarılır. 
Kuyuya düşüp ölen bir insanın üzerinde bir pislik olduğu biliniyorsa su, necis hale gelir ve suyun tamamının çıkarılması gerekir. Ancak kuyu çok derin ve su çok fazla olursa, ya da alttan kaynadığı için tamamını çıkarmak mümkün olmuyorsa, iki yüz veya üç yüz kova su çıkarmak suretiyle kuyu temizlenmiş olur.
 
Temiz Sayılan Şeyler: 

İslam’da prensip olarak bütün yeryüzü, madenler, sular, otlar, ağaçlar, meyveler ve domuz dışında bütün hayvanların dış bedenleri, dışardan temiz olmayan bir şey dokunmadıkca temiz sayılır. Diri köpeğin, filin tüyleri, derileri temizdir. Bunlara dokunan su da temiz sayılır
Usulüne göre kesilmiş hayvanların derileri, ciğer, yürek, dalak ve etleri içinde kalıp akmayan kanları  temizdir. Bit, pire, tahta kurusu gaibi küçük haşeratın kanları da böyledir. Ancak domuz, usulüne uygun kesilse de temiz hale gelmez. 
Su içinde yaşayıp, su içinde ölen balık ve diğer hayvanlar temizdir. Ancak bunlardan balık dışındakilerin etini yemek Hanefilere göre caiz değildir. 
Domuz dışındaki hayvanların, içine kan nüfuz etmeyen parçaları. ölümleri halinde de pis olmaz. Bu yüzden boynuz, tırnak, yağlı olmayan kemikler, kırpılmış olan kıllar, tüy, tabaklanmış deriler temizdir. İnsanların kesilen saçları, kemiği ve dişleri de böyledir. 
Canlının göz yaşı, teri, tükrüğü, sümüğü pislik ve temizlik yönünden, canlının artık suyunun hükmüne bağlıdır. Artığı temizse, bunlar da temizdir. Katır ve eşeğin artığı şüphelidir. Yırtıcı kuşların artıkları mekruh, yırtıcı hayvanların artıkları necistir ve haramdır. Çünkü salyaları pistir. 
Yollardaki çamurdan elbiseye sıçrayanlardan kaçınmak güç olduğu için affedilmiştir, namaza zarar vermez, yeter ki, necaset açıkça görülmesin. 
Netice alarak eşyada aslolan mübah ve temiz olmasıdır. Bir şeyin pis ve haram olduğuna dair bir delil bulunmadıkca, o şey temiz ve helaldir.

Temiz Sayılmayan Şeyler: 

Maddeleri bakımından şer’an temiz sayılmayan şeyler, namazın sıhhatine mani olacak miktarı bakımından galiz ve hafif olmak üzere ikiye ayrılır: 
Necaset-i galîza: Eğer katı ise yaklaşık dört gıram ağırlığındaki, sıvı ise; avuç içinden fazla alanı kaplayacak miktarı, elbisede veya namaz kılınan yerde bulununca, namaza engel olur. 
Necaset-i hafife; Bedenin veya elbisenin dörtte birinden az miktarı namaza mani olmaz, dörtte bir miktarına ulaşırsa namaza mani olur. 

Necaset-i Galiza Şunlardır: 

1-İnsandan çıkan veya ondan kopup ayrılan şeylerden; sidik, dışkı, menî, idrardan sonra gelen vedî denilen sıvı, sevişme sırasında gelen mezi denilen sıvı, kusmuk, kan, bedenden kesilip düşen et ve deri parçaları, kadınların hayız ve nifas kanları. 
2-Eti yenmiyen hayvanların sidikleri, salyaları, kuşlardan başkalarının tersleri ve bütün hayvanların akan kanları. 
3-Eti yenen hayvanlardan tavuk kaz ve ördeklerin tersleri. 
4-Boğazlanmadan kendiliğinden ölen hayvanlar. Bunların tabaklanmamış derileri de necistir. 
5-Şarap necistir. Tercih edilen görüşe göre, sarhoşluk veren diğer içkiler de necistir. Bir yere döküldüğü zaman yıkanmadıkça o yer temi hale gelmez. 

Necaset-i Hafife Şunlardır: 

1-Atların, katırların, eşeklerin sidik ve tersleri ile, etleri yenen koyun, keçi, sığır gibi evcil hayvanların sidik ve tersleri Ebu Yusüf ve Muhammed’e göre necaset-i hafifedir. Ebu Hanifeye göre bunlar da necaset-i galizadır. 
2-Etleri yenmeyen yırtıcı kuşlardan doğan, atmaca, çaylak, kartal gibi havada tersleyen kuşların pislikleri. 
3-Her hayvanın öd kesesi, bu hayvanın tersi hükmündedir. 

Büyük Veya Küçük Abdesti Bozduktan Sonra Temizlenme:

1-İstinca ve istibra: 

Kan, meni, sidik, dışkı gibi şeylerin  çıktıkları yeri temizlemeye istinca denir. Bu temizleme su ile olabileceği gibi, sahrada küçük taşlarla da yapılabilir. Temizliğin önce taşla, sonra da su ile yapılması daha iyidir. Fakat kemik, kömür, tezek, pamuk veya kağıtla istinca mekruhtur. Ancak su ile temizlendikten sonra, bez veya tuvalet kağıdı ile kurulanmak daha güzeldir. 
İstinca  mahallini aşıp, namazın sıhhatine mani olacak miktardaki bir necaseti temizlemek farzdır. 
Küçük abdesti bozduktan sonraki temizliğe istibra denir. İstibra; yürüme, öksürme, ayakları hareket ettirme, kımıldanma ve benzeri şekillerde yapılabilir. İdrarın tamamen kesildiğine kanaat getirildikten sonra temizlik yapılmalıdır. Çünkü idrarın yaşlığının bulunması veya damlaması abdestin sıhhatine mani olur. 
Taharetlenmede temizliğe fazla dikkat edip, idrar ve benzeri necasetin eserinin bırakılmamasına istinka denir. Abdesti bozup suyla temizlendikten sonra, bir bezle kurulanma  daha ğüzeldir. 
İstibranın delili şu hadisi şeriftir: İbni Abbas şöyle rivayet etmiştir: ”Rasulüllah (s a v )  iki kabrin yanından geçti ve şöyle buyurdu: Onlara azap ediliyor, büyük şeyden de azap edilmiyorlar. Birisi küçük abdest bozduktan sonra itibra etmiyordu, diğeri de kovuculuk yapıyordu.” (Buharî) 
 
2-Tuvalet âdâbı

Büyük ve küçük abdest bozan kimseler için şular menduptur: 
a) Üzerinde Allah’ın(c. c. )  ve Hz. Muhammed (s. a. v. )  in ismi yazılı bir şeyle tuvalete girmemek. Hz. Peygamber tuvalete girdiğinde üzerinde Allah ve Muhammed yazılı olduğu için, yüzüğünü çıkarırdı. 
b) Tuvalete girmeden önce Peygamberimizin okuduğu şu duâyı okur: “Allah’ım pislikten ve pis şeylerden sana sığınırım”. Bundan sonra sol ayakla girip, sağ ayakla çıkar. Tuvaletten çıkınca: “Mağfiretini dilerim. Eziyetleri benden yok eden ve bana âfiyet veren Allah’a hamdolsun” duâsını okur. 
c) Tuvalette Kur’an okunmaz, konuşulmaz, selam verilirse alınmaz. 
d) Açık arazide gözden uzaklaşmak veya bir şeyle gizlenmek. 
e) Açık ve kapalı bir yerde abdest bozarken, ön veya arkasını kıbleye  çevirmemek. 
f) Haşeratın yaşadığı deliklere, yol, gölgelik, ağaç altı gibi insanların geçtiği, dinlenmek için oturduğu yerlerde abdest bozmaktan sakınmak. Hz. Peygamber: ”Üç lanet yerinden sakının: Su gözleri, yol ortası ve ağaç gölgesi.” (Müslim)  buyurmuştur. 
g) Ayakta, durgun veya akarsuya abdest bozmamak. Bütün bunlar mekruhtur. 
h) Abdest bozduktan sonra temizliği sol el ile yapmak ve tuvaletten çıkınca elleri sabun ve benzeri temizleyici bir şeyle yıkamak.