İslamiyat Kategori
Namaz

İÇİNDEKİLER

1-Namazın farz olmasının delilleri
2-Namazın faydaları
3-Namaz kılmamanın hükmü ve cezası
4-Namaz vakitleri
5-Müstehab vakitler
6-Mekruh vakitler
7-Ezan ve kamet
8-Namazın çeşitleri ve rek’atları
9-Namazın farz olmasının şartları

10-Namazın farzları
a) Namazın şartları
b) Namazın rükünleri
11-Namazın vacibleri
12-Namazın sünnetleri
13-Namazın âdâbı
14-Namazın mekruhları
15-Namazı bozan şeyler
16-Cemaatle namaz kılmak

A-Cemaatle namazın dayandığı deliller ve fazileti
B-Cemaatle namaz kılmanın hükmü
C-Kadınların mescitlere gitmesi
D-Cemaate gitmemek için özür sayılan haller. 

17-İmamlık
A-Namaz imamlığının sıhhat şartları
B-İmamlığa en layık olan kimseler
C-İmamlık yapması mekruh olan kimseler
D-Cemaatin imama uymasının şartları
18-Namazdan sonra yapılan duâ ve zikirler

DUA; 
A-Duânın mana ve önemi
B-Duânın faydaları
C-Duânın âdâbı

19-İmama uyanın halleri
20-Secdelerle ilgili meseleler
21-Hastaların namazı
22-Yolcu ve yolcuların namazı
23-Namazların kazası
24-Beş vakit namazın kılınışı

CÜMA NAMAZI
A-Cüma namazının farz olmasının delilleri
B-Cüma namazının farz olmasının şartları
C-Cüma namazının sahih olmasının  şartları
D-Hutbenin rüknü, şartları ve sünnetleri
E-Zuhr-u âhir ve cüma namazının sünnetleri
F-Cüma namazının önemi ve cümanın hususiyetleri

BAYRAM VE BAYRAM NAMAZLARI
CENAZE VE CENAZE NAMAZI

A-Ölümden önce ve ölüm sırasında müstehap olan hususlar
B-Ölüyü yıkamak ve kefenlemek
C-Cenaze namazı
D-Tezkiye, şahitlik ve ölünün arkasından konuşmak
E-Cenazenin taşınması ve defni
F-Yas ve taziye
G-Ölülere faydalı olan iş ve davranışlar. 

NAMAZ

1-Namazın Farz Olmasının  Delilleri:

Yüce Allah’a îmandan sonra, farzların en önemli ve faziletlisi namazdır. Esasen namaz, îmanın dışa yansıyan bir belirtisidir. 
Namaz, sözlükte  duâ etmek, hayır duâda bulunmak manasınadır. Şer’an namaz; tekbir ile başlayıp, selam ile tamamlanan, şartları ve rükunları olan bir ibadettir. Namaz, İslam’dan önceki semavî dinlerde de vardır. Hz. Peygamber, önceleri sabah ve akşam olmak üzere, iki vakit namz kılıyordu. Sonra miraç gecesinde beş vakit namaz farz kılındı. 
Namazın farzıyyeti Kitap, sünnet ve icma delilleriyle sabittir. Kur’an’ın bir çok yerinde “Namaz kılınız, zekat veriniz. ”buyuruluyor. Diğer bazı âyetler de şöyledir: ”Bütün namazları ve orta namazı muhafaza ediniz. ”(Bakara: 283) . ”Şüphesiz namaz, müminlere vakitleri belirlenmiş olarak farz kılınmıştır. ”(Nisa: 103) ”Oysa onlar, tevhid inancına yönelerek, dîni yalnız Allah’a tahsis ederek, O’na kulluk etmek, namazı kılmak ve zekatı vermekle emrolunmuşlardır. İşte doğru din budur.  “(Beyyine: 5) . 
Sünnetten delillere gelince, bu konuda bir çok hadis vardır. Bu hadislerden bazıları şunlardır: 
Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: ”İslam beş esas üzerine kurulmuştur; Allah’tan başka bir ilah bulunmadığına, Muhammed’in Allah’ın Rasulü olduğuna şehadet etmek, beş vakit namazı kılmak, zekat vermek, ramazan orucunu tutmak ve gücü yetene haccetmek. ”(Buharî) . 
Hz. Peygamber, Muaz b. Cebel’i yemene gönderirken, ona şöyle demiştir: ”Sen ehl-i kitap bir kavme gidiyorsun. Onları ilkönce Allah’a kulluk etmeye çağır. Allah’ı tanırlarsa, Allah’ın onlara gece ve gündüzde beş vakit namazı farz kıldığını söyle. Namazı kılarlarsa, Allah’ın onlara, zenginlerinden alınıp fakirlerine verilmek üzere zekatı farz kıldığını söyle. İtaat ederlerse, bunu onlardan al. İnsanların mallarının en iyisini alma. Mazlumun bedduâsından sakın. Çünkü onun duâsı ile, Allah arasında perde yoktur. ”(Buharî) . 
Diğer yandan İslam ümmeti, beş vakit namazın farzıyyeti konusunda ittifak etmiştir. 

2-Namazın Faydaları: 

a) Namaz, dînin direği, mü’minin mîracı, cennetin anahtarı, amellerin en faziletlisi ve gözlerin nurudur. Hz. Peygamber şöyle buyuruyor: ”Namaz, dînin direğidir. Kim namazını kılarsa, dînini ayakta tutmuş, kim de namazını terk ederse dînini yıkmış olur. ”(Tirmîzî) . 
b) Namaz, mü’mini kötülüklerden ve her türlü aşırılıklardan alıkor. Kur’an’da şöyle buyuruluyor: ”Ya Muhammed, sana vahyolunan kitabı oku. Namazı dosdoğru kıl. Şüphesiz ki namaz, insanı fuhuş ve kötü şeylerden alıkor. ”(Ankebut: 45) 
c) Namaz günahlarımızın bağışlanmasına bir vesiledir. Peygamber Efendimiz şöyle buyuruyor: ”Sizden birinizin kapısı önünden bir ırmak aksa ve her gün bu ırmakta beş kere yıkansa, onda kir namına bir şey kalır mı? sahabe hayır kalmaz dediler. Bunun üzerine Rasulüllah şöyle buyurdu: Beş vakit namaz da böyledir. Suyun kiri temizlediği gibi, namaz da günahları temizler. ”(Buharî) . Kılınan namazların, büyük günahların dışında kalan, küçük günahlar için kefaret olduğu, bir hadisi şerifte şöyle açıklanıyor: ”Büyük günah işlenmediği sürece, beş vakit namaz ile cüma namazı, diğer cümaya kadar, arada işlenen günahları siler, yok eder. ”(Müslim) . 
d) Namaz Allah ile kul arasında bir bağdır, kulu Allah’a yaklaştırır, ruhu ve iradeyi güçlendirir, kişiyi sabır ve şükre alıştırır. Hergün belli aralıklarla kılınan namaz, insanı dünyaya kul köle olmaktan, birtakım bela ve musibetlerden korur. Huşu içerisinde kılınan bir namaz, ihlas, takva ve güzel ahlakın meydana gelmesini sağlar. Kur’an’da şöyle buyuruluyor: ”Sabrederek ve namaz kılarak Allah’tan yardım isteyin. Şüphesiz namaz, Allah’a boyun eğenlerden başkasına, ağır gelir. ”(Bakara: 45) . Peygamber Efendimiz de şöyle buyuruyor: ”Dünyanızdan bana üç şey sevdirildi; kadın, güzel koku ve gözümün nuru namaz. ”Diğer yandan Peygamber Efendimizin üzüntü ve keder zamanlarında, huzur ve sükuna kavuşmak için: ”Ey Bilal, kalk ezan oku da namaz kılalım ve huzura kavuşalım. ”(Ahmed b. Hanbel)  dediği rivayet edilmiştir. 
e) Namaz, ibadetlerin en  üstünü ve en faziletlisidir. Çünkü namazda; kıraat, duâ, zikir, tesbih, kıyam, ruku, secde, tefekkür gibi pek çok ibadet birleşmiştir. Peygamber Efendimiz: ”İbadetlerin en efdali, vaktinde kılınan namazdır. ”(Buharî) . buyurmuştur. En üstün ibadet bütün benliğimizle yapılan ibadettir. Bunun içinde askarî üç şart vardır. Bu şartlar; ibadetin hem akıl, hem kalp hem de bedenle yapılmasıdır. Namazda bu üç şart mevcuttur. Ancak İslam’ın istediği namaz bütün âdâb ve erkanına riâyet edilerek huşu içerisinde kılınan namazdır. Kur’an’da felaha eren mü’minlerden bahsedilirken”onlar ki namazlarında huşu içerisindedirler. ”(mü’minun: 2) buyuruluyor. 
Mü’min namazda, tam bir şuur halinde olmalıdır. Gaflet içerisinde, şuursuzca kılınan bir namaz, beklenen faydayı sağlayamaz. Kur’an’da şöyle buyuruluyor: ”Ey îman edenler, sarhoşken ne dediğinizi bilene kadar, namaza yaklaşmayın. . ”(Nisa: 43)  “Vay o namaz kılanların haline ki, onlar kıldıkları namazdan gafildirler. ”(Maun: 5-6) 
f) Namaz temiz olmamızı ve temiz kalmamızı sağlayan bir ibadettir. Çünkü namaz kılacak bir kimsenin, bedeninin, elbisesinin ve namaz kılacağı yerin temiz olması şarttır. Abdestsiz ve icab ettiğinde gusülsüz namaz kılınmaz. Günde en az beş defa namaz kılan bir kimsenin temiz olmaması düşünülemez.  Ayrıca camiye gidecek ve Allah’ın huzuruna çıkacak bir kimsenin en temiz ve  en güzel elbiselerini giymesi gerekir. Bu İslam’ın tavsiye ettiği bir husustur. 
g) Namaz beden terbiyesi ve sağlığımız açısından da faydalıdır. Namazda bütün âzâlarımızın, bedenimizin hareket ettiği, bu hareketin düzenli bir şekilde yapıldığı herkesin malumudur. Hiç bir spor hareketinde bu zenginlik yoktur. 
h) Namaz en güzel bir disiplindir, kişiyi düzenli, disiplinli ve tertipli yaşamaya alıştırır. Namaz , vakitleri ve kılınışı itibariyle tam bir disiplindir. Tam bir namaz, farzlarına, vaciplerine, sünnetlerine, âdâbına riâyet edilerek kılınan namazdır. 
i) Namaz, Yüce Allah’ı unutmamamıza, daima akılda tutmamıza vesile olur. İnsan, unutkan bir varlıktır. Özellikle dünya işleri, Allah’tan uzaklaşmamıza, gaflete düşmemize sebep olur. İşte günde beş vakit kılınan namaz, bize Allah’ı hatırlatır, kulluğumuzu unutturmaz. Allah’tan gâfil olan bir kimse ise kula kul olur. 
k) Namaz, beşerî ilişkilerin en iyi şekilde cereyan etmesini ve İslam kardeşliğinin
gelişmesini sağlar. Allah rızasını gözeten bir mü’min, kimseye kötülük yapamaz ve daima iyilik yapmayı düşünür. Dolayısı ile bu düşünce, kardeşlik duygularını geliştirir. 
l) Namaz, ırk, renk, dil ve ülke ayırımı gözetmeksizin, mü’minleri bir safta toplar ve toplum şuurunu geliştirir, sosyal dayanışmayı gerçekleştirir, mü’minleri, kafirlere karşı tek vücut haline getirir. 
Beş vakit namazın kılındığı camiler, halk arasında yardımlaşma, dayanışma ve teşkilatlanma bakımından, bir alt yapı oluşturur. 
m) Namaz, müslümanı Müslüman olmayandan ayırır. Bu sebeple namaz, bir güven ve emniyet vesilesidir. 

3-Namaz Kılmamanın Hükmü Ve Cezası: 

Namazın, akıllı, bülüğ çağına ermiş, hayız ve nifastan temizlenmiş her müslümana farz olduğu konusunda görüş birliği vardır. Namazın farz olduğunu inkar eden, dinden çıkar, kafir olur. Çünkü namazın farzıyyeti, Kitap, sünnet ve icma delilleriyle sabittir. Tembellik veya umursamazlık sebebiyle namazı terk eden, âsî ve fasık olur. 
Namazı teretmek, dünya ve âhirette azaba , cezaya sebep olur. Âhiretteki azapla ilgili olarak Yüce Allah şöyle buyuruyor:
“Onlar suçlulara sorarlar; sizi sakar cehennemine sürükleyen nedir? Suçlular şöyle cevap verirler: ”Biz namazkılanlardan değildik. ”(Müddessir: 40-43) . 
Hz. Peygamber de şöyle buyurmuştur: ”Bilerek beş vakit namazı terk eden kimseden, Allah ve Rasulünün zimmeti kalkar. ”(Ahmed b. Hanbel) .
 ”Kim ikindi namazını terk ederse, ameli boşa gitmiş olur. ”(Buharî) . ”Kim önemsemiyerek üç cüma namazını terk ederse , Yüce Allah, onun kalbine mühür vurur. ”
Hanefilere göre, tembellik yüzünden namazını terk eden kimse, namazı inkar etmediği sürece dinden çıkmaz, ancak günahkar ve fasık olur. Kendisi bu konuda uyarılarak tevbeye çağrılır, kötü örnek olmaması için toplumdan tecrit edilir ve terbiye amacı ile gerekirse dövülür. Ramazan orucunu tutmayan kimse de bunun gibidir. 
Hanefilerin dışındaki mezhep imamlarına göre ise, özürsüz namazını terk eden kimse, dîninden dönen kimsenin durumu gibi , İslam toplumuna karşı gelmiş sayılır ve tevbe etmezse en ağır bir şekilde cezalandırılır. 
Namazı unutarak, uyanamıyarak veya tembellik yüzünden zamanında kılamıyan kimseler, bu namazları sonra kaza ederler. Hadisi  Şerifte: ”Kim uyuyarak veya unutmak suretiyle namazını kılmamış olursa , hatırladığında hemen kılsın. ”(Ebu Davut) buyuruluyor. 
Fakihlerin büyük çoğunluğuna göre; uyumak ve unutmak gibi bir özür sebebiyle namazını vaktinde kılamayanın, kaza etmesi gerekince, özürsüz olarak tembellik yüzünden  kılmayana öncelikle kaza gerekir. Namazı vaktinde kılmayan kimselerin, ayrıca tevbe ve istiğfarda bulunması gerekir. Yüce Allah kendisine şirk koşanlardan başkasını, dilerse affeder. Hz. Peygamber şöyle buyuruyor: ”Kıyamet gününde kulun ilk hesaba çekileceği şey, farz namazdır. Eğer farz namazları tam olarak yerine getirmişse ne güzel. Aksi halde şöyle denir: Bakın bakalım bunun nafile namazı var mıdır? Eğer varsa, farzlardan eksiği, kıldığı nafile namazlarla tamamlanır. Sonra diğer farzlar için de aynı şeyler yapılır. ”(Tirmîzî) . 
Bu duruma göre, farz namazların eksiğini, sünnet ve diğer nafile namazlar tamamlamaktadır.  Farz, vacip, sünnet ayırımı yapılmaksızın ibadetlerin yerine getirilmesi, mü’minin şiârı olmalıdır. Çünkü bu anlayış, dünyevî huzur ve manevî mutluluk  kaynağı olması yanında, âhiret için de en büyük hazırlıktır.
 
4-Namaz  Vakitleri:
 
Farz namazlar ile bunların sünnetleri, vitir, teravih ve bayram namazları için vakit şarttır. Farz namazlar; sabah, öğle, ikindi, akşam ve yatsı namazlarından ibarettir. Cüma namazı öğle namazı yerine geçer. Vakti  girmeden kılınan bir namaz geçerli olmadığı gibi, vaktinden sonra kılınan namaz da eda değil kaza olur. Bir namazın özürsüz olarak kazaya bırakılması büyük günahtır. Diğer yandan cüma, bayram ve sünnet namazlar, vakitleri çıkınca, kaza edilmezler. Her mükellefin namaz vakitlerini bilmesi farzdır. Namaz vakitlerini kısaca açıklayalım:
 
Sabah namazının vakti: 

İkinci fecrin(Fecr-i  sadık)  başlamasından, güneşin doğmasına kadar olan süre, sabah namazının vaktidir. İkinci fecir, sabaha karşı, doğu ufkunda yayılmaya başlayan bir aydınlıktan ibarettir. Bununla yatsı namazının vakti çıkmış, sabah namazının vakti girmiş olur. 

Öğle namazının vakti: 
Öğle vakti, güneşin gök yüzünde en yüksek noktadan batıya doğru meyletmesiyle başlar ve her şeyin gölgesinin bir misli uzamasına kadar devam eder. Bu son vakte asr-ı evvel denir. Ebu Hanifeye göre ise, öğlenin vakti, her şeyin gölgesi iki misli oluncaya kadar devam eder. Bununla öğle vakti çıkmış, ikindi vakti girmiş olur. Bu vakte asr-ı sanî denir. 

İkindi namazının vakti: 

İkindi vakti, öğle vaktinin çıkması ile başlar, güneşin batması ile son bulur. 

Akşam namazının vakti: 

Akşam namazının vakti, güneşin batması ile başlar, şafağın kaybolması ile sona erer. Ebu Hanifeye göre şafak; akşamleyin batı ufkunda ki kızıllıktan sonra meydana gelen beyazlıktır. Ebu Yusüf, Muhammed ve diğer üç mezhebe göre şafak; ufukta meydana gelen kızıllıktan ibarettir. Bu kızıllık gidince akşam namazının vakti çıkmış olur. 

Yatsı namazının vakti: 

Yatsı namazının vakti, kırmızı şafağın kaybolduğu andan itibaren başlar, ikinci fecrin doğmasına kadar devam eder. İkinci fecir doğunca, yatsı namazının vakti çıkmış olur. 

Kutuplarda namaz vakitleri:
Bu konuda iki görüş vardır. 
1-Vakit, namazın bir şartı olduğu gibi, farz olmasının da bir sebebidir. Bu yüzden bir yerde namaz vakitlerinin biri veya ikisi gerçekleşmezse, o vakitlere ait namazlar, o yer halkına farz olmaz. 
2-Bazı fakihlere göre ise, bu gibi yerlerde yaşayan insanlar da beş vakit namazla mükelleftir. Bulundukları yerde, bu namazlardan her hangi birinin vakti gerçekleşmezse, o namazı kaza olarak kılarlar veya o beldeye en yakın olup, namaz vakitleri tam olarak gerçekleşen beldenin vakitlerine göre, takdir ederek, namazlarını kılarlar. Her nekadar vakit, namazın bir şartı ve bir sebebi ise de, namazın asıl sebebi Allah’ın  emri oluşudur. Bu yüzden bütün müslümanlar, beş vakit namazı kılmakla mükelleftir. İmam Şâfiî’nin görüşü de bu şekilde olup ihtiyata uygun olan  budur. 

5-Müstehap Vakitler: 

Namaz vakitlerinden hangisinin müstehap ve faziletli olduğu Hz.  Peygamberin uygulaması ve tavsiyeleriyle belirlenmiştir. Buna göre: 
a) Sabah namazını, gün ışıdığı zaman kılmak(isfar) , müstehaptır. Sabah namazının geciktirilmesi cemaatin çoğalmasına sebep olur. 
b) Öğle namazını, yazın geciktirerek(ibrad)  kılmak, kışın ise hemen vaktin girmesiyle kılmak müstehaptır. 
c) İkindi namazının farzını yaz-kış, güneş sararıp göz kamaştırmayacak şekilde ziyası gidinceye kadar geciktirmek müstehaptır. 
d) Akşam namazını, vakit girince hemen kılmak müstehaptır. Çünkü akşam namazının geciktirilmesi mekruh olup bunda yahudiylere benzememe düşüncesi de vardır. 
e) Yatsı namazını, gecenin üçte biri kadar geciktirerek kılmak. 
f) Vitir namazını, gece uyanacağına güvenen kimsenin, gecenin sonuna kadar geciktirmesi müstehaptır. 
Malikîlere göre beş vakit namazı, her namaz vaktinin ilk cüz’ünde kılmak daha faziletlidir. 
Şafiîlere göre, öğle namazı dışında bütün namazların derhal kılınması ve sıcak mevsimlerde, öğle namazının serıne bırakılması sünnettir. 
Hanbelîlere göre, yatsı namazı dışındaki namazların, vaktin ilk cüz’ünde kılınması daha faziletlidir. Ancak şiddetli sıcaklarda, öğle namazı ve bulutlu günlerde akşam namazı geciktirilebilir. Yatsı namazının , gecenin üçte birine veya yarısına kadar geciktirilmesi daha faziletlidir. 
Ayrıca namazların, vaktin sonuna kadar bekletilmesi caizdir. 

6-Mekruh Vakitler: 

a) Güneşin doğmasından bir mızrak boyu yükselmesine kadar olan vakit. Bir mızrak boyu beş derece olup, Türkiye bakımından güneşin doğmasından 40-50 dakika geçinceye kadar olan süredir. Bununla kerahet vakti çıkmış, bayram veya kuşluk namazını kılma vakti girmiş olur. Bu vakitte hiçbir namaz kılınmaz. 
b) Güneşin en yüksek tepe noktasında bulunduğu zamandan, zeval vaktine kadar, yani öğle namazı vakti girinceye kadar geçen zaman. Bu vakitte de hiçbir namaz kılınmaz. 
c) Güneşin sararmasından, battığı zamana kadar geçen süre. Bu vakitte de hiçbir namaz kılınmaz. 
d) İkinci fecrin doğmasından, güneşin doğmasına kadar olan vakit. Bu vakitte sabah namazının sünnetinden  başka nafile namaz kılınmaz. 
e) İkindi namazı kılındıktan sonra güneşin batmasına kadar olan vakit. İkindi namazından sonra nafile namaz kılınmaz.   
İlk üç kerahet vaktinde, ne kazaya kalmış farz namaz, ne vitir gibi vacip namaz, ne de cenaze namazı kılınmaz. Tilavet secdesi de yapılmaz. Ayrıca bu üç vakitte nafile namaz da kılınmaz. Ancak kılınacak olursa, mekruh olmakla birlikte geçerli olur ve iâdesi gerekmez. Farz ve vacip namazların iâdesi ise gerekir. 
Sabah namazı vaktinde Sabah  namazının sünnetinden başka ve ikindi namazından sonra nafile namaz kılınmaz. Fakaz farz ve vacip namazlar kaza edilebilir. 
Güneşin sararmasından sonra yalnız o günün ikindi namazının farzı kılınabilir. Fakat başka bir günün ikindi namazının farzı kaza edilmez. 
f) Hanefi ve Malikîlere göre, akşam namazından önce, nafile namaz kılmak mekruhtur. Şafiîlerde meşhur olan görüşe göre, akşam namazından önce iki rek’at nafile namaz kılmak müstehap, hanbelîlere göre ise caiz olup sünnet değildir. 
g) Cüma ve bayramlarda, hac sırasında, imam hutbe okurken, nafile namaz kılmak mekruhtur. 
h) Bayram namazlarından önce ve sonra nafile namaz kılmak mekruhtur. 
i) Farz namaza durulduğu zaman, nafile namaza başlamak mekruhtur. 
7-Ezan ve Kamet: 

Ezan, sözlükte; haber vermek, bildirmek demektir. Terim olarak ezan: Farz namazların vakitlerini bildiren, özel sözlerden ibaret bir îlan şeklidir. Ezan okuyana müezzin denir. Farz namazlar için ezan okunması kitap ve sünnetle sabittir. 
Ezan erkekler için  müekket bir sünnettir. Ezan okumanın fazileti de çok büyüktür. Bir Hadisi Şerifte şöyle buyuruluyor: ”Eğer insanlar, ezandaki ve ilk saftaki fazileti bilselerdi, bunları kur’asız yapamayacaklarını anlar, kur’â çekerlerdi. ”(Buharî) . Kamet getirmek de, ezan okumak kadar faziletlidir. 
Ezan; namaza, huzura kısaca İslam’a çağrıdır. Ezan, Allah’tan başka bütün ilahları inkar etmek ve Allah’ın en büyük olduğunu, bütün dünyaya günde beş kere haykırmaktır. 

Ezanla ilgili hususlar: 

a) Vaktin girmiş olması. Ezanın geçerli olması için, namaz vaktinin girmesi gerekir. 
b) Ezan, Arapça  olmalıdır. Ezan müslümanların parolasıdır, arapçadan başka bir dille okunamaz. 
c) Ezan ve kametin cemâate duyurulması. 
d)  Ezan ve kametin sözleri arasında, tertip ve peş peşelik bulunmalıdır. Tertipsiz ve peşpeşe olmayan bir ezan, geçerli olmakla  birlikte mekruhtur. 
e) Hanefîlere göre müezzinin erkek, akıllı, takva sahibi, sünnete vâkıf ve namaz vakitlerini bilen bir kimse olması gerekir. Cahil ve fasıkların , kadın ve bunakların, cünüplerin ezan okuması ve kamet getirmesi mekruhtur. Bunların okudukları ezan iâde edilir. Abdestsiz bir kimsenin de ezan okuması ve kamet getirmesi mekruhtur. 
f) Müezzinin sesinin gür ve güzel olması. Peygamber efendimiz ezanı, sesi gür ve güzel olanlara okuturdu. 
g) Ezanın duyulması için, minare gibi yüksek bir yerde okunması. 
h) Ezan okunurken, iki kelime arasında durarak uzatılması.  Kamet getirirken , iki kelimeyi birleştirmek suretiyle, hızlı okunması. 
i) Ezan ve kamette müezzin, kıbleye doğru döner “Hayyaales-salah”derken sağa, “Hayyealel-felah”
 derken de sola döner. 
k) Müezzin ecrini Allah’tan isteyerek okumalıdır. 
Ezan ve kamet, vakit ve kaza namazları için sünnettir. Çünkü ezan ve kamet, vaktin değil, namazın sünnetlerindendir. 
Ezan okunurken, işitenlerin, konuşmayı kesmeleri ve ezana icabet etmeleri gerekir. Ezan ve kameti işitenlerin, bunları kendi kendilerine müezzin gibi tekrar etmeleri müstehaptır. Ancak “Hayya’ales-salah ve Hayya’alel-felah”yerine “La havle vela kuvvete illâ billah’derler. 
Erkekler tarafından, gerek tek başına ve gerek cemaatle kılınacak vakte âit farz namaza veya kaza namazına başlanacağı sırada, kamet getirmek sünnettir. 
Namaz dışında da bazı sebeplerle ezan okumak, menduptur. Bunlar: 
1-Çocuk doğduğu zaman kulağına ezan okumak. 
2-Savaş sırasında, yangın halinde veya yolcunun arkasından ezan okumak. 
3-Şiddetle öfkelenen, sinir kırizi geçiren, sara gibi bir hastalığa tutulan kimselerin, ve kötü huylu insan veya hayvanların kulağına ezan okumak. Cin ve şeytanın korkutucu bir şekilde görülmesi halinde de, bunların şerrinden korunmak için ezan okunur. Çünkü şeytanın ezan okunduğu zaman, uzaklaştığı Hadisi Şerifle sabittir. 

Ezandan sonra okunacak duâ: 

Cabir(r. a. ) den rivayete göre, Peygamber Efendimiz, ezanı işittiği zaman, şu duâyı okuyana şefaatinin helal  olacağını bildirmiştir. (Buharî) . ”Allahümme Rabbe hêzihiddavetit-tâmmeti ves-salât’il-gâimeti, êti Muhammeden el-vesilete vel-fazilete ved-deracete’rafîate veb’ashü magâmen mahmûden’illezî vaaddeh. İnneke lâ tuhlif’ül-mîâd. ”
Anlamı: ”Allah’ım ! ey bu tam davetin, ezan ve kılınacak namazın Rabbi, Hz. Muhammede vesileyi, fazileti ve yüksek dereceyi ihsan et ve onu kendine va’detmiş olduğun Makâm-ı Mahmud’a ulaştır. Şüphesiz sen va’dinden dönmezsin. ”

8-Namazın Hüküm Bakımından Çeşitleri Ve Rek’atları: 

Farz namazlar: 

Sabah iki, öğle dört, ikindi dört, akşam üç, yatsı dört ve cümada iki rek’at namaz kılmak farzdır. Bu namazların kazası da farzdır. Ancak cüma namazının farzı yerine öğle namazının farzı kılınır yada kaza edilir. Cenaze namazını kılmak ise farzı kifayedir. 

Vacip Namazlar

İki bayram namazları, vitir namazı, adak namazı ve başlanmış nafile bir namazın bozulması halinde kazası  vacip namazlardır. 

Sünnet namazlar: 

Beş vakit namaza bağlı sünnet namazlar şunlardır: 
1-Sabah namazının farzından önce  iki rek’at kılmak: Bu namaz, en kuvvetli bir sünnettir. Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur: ”Sizi atlar kovalasa da, sabah namazının iki rek’at sünnetini terk etmeyiniz, ”(Ahmed b. Hanbel) , ”Sabah namazının iki rek’at sünneti, dünyadan ve dünyada bulunan her şeyden daha hayırlıdır. ”(Müslim) . 

2-Öğle ve cüma namazının farzından önce  dört rek’at: Bu namaz da müekket sünnetlerdendir. Hz. Âişe şöyle demiştir: ”Rasulüllah, öğleden önce dört, sabah namazından önce de iki rek’at  namaz  kılmayı hiç terk etmezdi. ”(Nesaî) . 
3-Öğle namazının farzından sonra iki rek’at namaz kılmak: Bu iki rek’at, müekket sünnet olup dörde tamamlanması müstehaptır. Cüma namazından sonra tek selamla kılınan dört rek’at nafile namaz da, müekket sünnettir. Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur: ”Her kim öğle namazından önce dört, öğle namazından sonra da dört rek’at namaz kılarsa, Yüce Allah onun cesedini cehennem ateşine haram kılar. ”(İbni Mace) . 
4-Akşam namazının farzındandan sonra iki rek’at namaz kılmak: Bu da Peygamber Efendimizin devam ettiği müekket sünnetlerdendir. 
5-Yatsı namazının farzından sonra  iki rek’at namaz: Bunun delili şu  Hadisi Şerftir: ”Her kim bir gün ve gecede, farz namazlar dışında on iki rek’at namaz kılarsa, Yüce Allah ona cennette bir bina yapacaktır. Bu namazlar; sabah namazının farzından önce iki, öğlenin farzından önce dört, sonra iki, akşamın farzından  sonra iki, yatsının farzından sonra iki rek’at  olarak kılınan namazlardır. ”(Tirmîzî) . Bu namaz da müekket sünnettir. 

6-Teravih namazı: 

Teravih namazı, erkek ve kadınlar için müekket bir sünnettir. Teravih namazını cemaatle kılmak da kifaî olarak müekket bir sünnettir. Teravih namazı, Ramazan  ayında yatsı namazından sonra yirmi rek’at olarak kılınır. 
Teravih namazı yirmi rek’attır. Her dört rek’atın sonunda selam verilir. Her iki rek’atta bir selam
 vermek  daha sevaptır. Eğer dört rek’at olarak kılınırsa, birinci oturuşta salli-barik duâları, Ayağa kalkıldığında da “Sübhaneke”duâsı okunur. 
7-İkindinin ve yatsı namazlarının  farzından önce  dörder rek’at namaz kılmak, gayr-ı müekket bir sünnettir. Öğle ve yatsı namazlarından  sonra müekket sünnet olarak kılınan iki rek’at namazları dörde tamamlamak da gayr-ı müekket sünnettir.
 
8-Evvabîn Namazı: 

Bu namaz altı rek’at olup, akşam namazının sünnetinden sonra ikişer rek’at olarak üç selamda kılınır. Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur: ”Her kim akşam namazından sonra altı rek’at namaz kılarsa, deniz köpükleri kadar da olsa, Yüce Allah, onun günahlarını affeder. ”(el-Heysemî) . Evvabîn namazı menduptur. 
Mendup ve bağımsız namazlar: 
Beş vakit namaza bağlı olmayan bir takım nafile namazlar daha vardır ki, bunlar müstehap, mendup, nafile veya tatavvu adı verilen namazlardır ve şunlardır: 

1-Tahiyyet’ül-mescid namazı: 

Tahiyyet’ül-mescid namazı, mescide selam vermek manasına gelir. Camilere giren kimseler için, mescidin Rabbine selam vermek ve tazim amacı ile, iki rek’at namaz kılmak menduptur. Bir günde eğitim-öğretim  ve benzeri sebeplerle birkaç defa mescide giren kimsenin, bir kere kılması yeterlidir. 
Tahiyyet’ül-mescit namazı, bir mescide girince, daha oturmadan kılınmalıdır. Faziletli olan budur. Oturduktan sonra da kılınabilir. 
2-Abdest namazı: 
Abdest aldıktan sonra veya gusül yaptıktan sonra, vakit elverişli ise, yaşlık kuruyacak kadar bir süre geçmeden iki rek’at namaz kılınması menduptur. 

3-Kuşluk namazı: 

Kuşluk namazı, en az iki rek’at olup sağlam görüşe göre dört veya sekiz rek’at olarak kılınabilir.  Vakti, güneşin bir mızrak boyu yükselmesiyle başlayıp zeval vaktine yirmi dakika veya yarım saat kalıncaya kadar devam eder. Kuşluk namazının sekiz rek’at olarak kılınması daha faziletli olup, tercih edilen vakti, gündüzün dörtte bir vakti geçtikten sonradır. Kuşluk namazı pegamber efendimize farzdı. 

4-Teheccüt namazı: 

Yatsı namazından sonra daha uyumadan veya çok az bir miktar uyuduktan sonra kalkıp, kılınacak namaza “Salat’ül-leyl”denir. Bir süre uyuduktan sonra, gecenin yarısından, imsak vaktine kadar kalkıp kılınırsa, bu namaza da “Teheccüt”namaz denir. Teheccüt namazı, iki rek’attan sekiz rek’ata kadar kılınabilir. Her iki rek’atta bir selam verilmesi daha faziletlidir. Teheccüt namazı, peygamber efendimize  farzdı 

5-İstihare namazı: 

İstihare, bir şeyin hayırlısını istemek demektir. İstihare namazı, nasıl hareket etmenin doğru olacağı bilinemiyen mübah işlerde, manevî bir işarete nail olmak için kılınan iki rek’atlık bir namazdır. İlk rek’atta Kâfirûn, ikinci rek’atta  İhlas surelerini okumak müstehaptır. Namazdan sonra istihare duâsı okunur, sonra kıbleye dönerek yatılır. Rüyada beyaz veya yeşilin görülmesi hayır ve iyiliğe, siyah veya kırmızının görülmesi ise şerre işaret sayılır. İstihare yaptıktan sonra mesele aydınlanmazsa, tekrarlanabilir. 

6-Tesbih namazı: 

Bu namaz mekruh vakitler dışında her zaman kılınabilir. Tesbih namazı dört rek’attır. Şöyle kılınır: Niyet ederek ve” Allahü Ekber” diyerek namaza başlanır. Sübhaneke duâsından sonra, onbeş kere “Sübhanellahi vel-hamdü lillahi vela ilahe illallahü vallahü ekber. Vela havle vela kuvvete illa billahil-aliyyil-azîm. ”der. Sonra euzü besmele çeker, fatiha ve zammı sureden sonra tekrar onkere“Sübhanellahi…”duâsı okunur. Sonra rükuya varılır, üç kere” Sübhane Rabbiyel-azîm”dedikten sonra on defa “Sübhanellahi. . ” duâsını okunur, ”Semiallahü limen hamideh”diyerek doğrulur, yine on kere “Sübhanellahi”duâsı okunur. Bundan sonra secdeye varılır, üçkere”Sübhane Rabbiyel-â’lâ dedikten sonra on kere “Sübhanellahi…”okur. Secdeden tekbir ile kalkar, iki secde arasında yine on defa “Sübhanellahi. . ”okur, ikinci secdeye tekbir ile varır, üç defa “Sübhane Rabbiyel-â’lâ” dedikten sonra  yine on kere “Sübhanellahi. . ” okur ki, bu fazla tesbihlerin toplam sayısı 75 dir. 
Bundan sonra ikinci rek’ata kalkılır. Yine on beş kere “Sübhanellahi. . ”okunur, sonra aynen birinci rek’attaki şekliyle hareket edilerek, rek’atın sonunda oturulur. Tahiyyat ve salli barik duâları okunur. İlave tesbihlerin toplamı böylece 150 olur. Bundan sonra selam vermeden veya selamdan sonra ayağa kalkılır, üçüncü ve dördüncü rek’atlar, aynen birinci ve ikinci rek’at gibi kılınır. Böylece dört rek’atta 300 defa tesbih duâsı okunmuş olur. 
Tesbih namazını her gün, olmazsa cüma günü, olmazsa ayda veya yılda bir kere, olmazsa ömründe bir defa kılmayı Peygamber Efendimiz tavsiye etmiştir. (tirmîzî) . 
Tesbih namazında yanılma olursa, sehiv secdelerinde, artık bu ilave tesbih duâsının okunması gerekmez. Namaz kılan kimse, bu tesbih duâlarını aklında tutabiliyorsa, parmakları ıle saymaz. İmam tesbih namazı kıldırırsa açıktan okur ve tesbihleri de açıktan tekrar eder. 

7-Hacet namazı: 

Dünyevî ve uhrevî bir isteği olan kimse, abdest alır, yatsı namazından sonra iki veya dört rek’at, başka bir görüşe göre on iki rek’at namaz kılar. Sonra Yüce Allah’a hamdü senada, Rasulüllaha salatü selamda bulunur. Bundan sonra hacet duâsını okuyup, isteğinin gerçekleşmesini Yüce Allah’tan niyaz eder. 

8-Yolculuk namazı: 

Bir müslümanın yola çıkacağı veya bir yoldan döndüğü zaman iki rek’at namaz kılması menduptur. Giderken evde, gelirken de mescidde kılmak daha faziletlidir. Peygamberimiz yolculuktan gündüz, kuşluk vakti döner, Mescid-i nebiye giderek iki rekât namaz kılar, orada bir süre otururdu. 

9-İstiskâ (yağmur isteme)  namazı: 

Yağmurun yağmaması, az yağması, yer altı sularının kesilmesi, tarım ve hayvanlar için, su ihtiyacının ortaya çıkması gibi durumlarda, yağmur duâsı yapılır. İnsanların Allah’tan gafil olması ve aralarında günahların yaygınlaşması  sebebiyle, Yüce Allah insanları denemek için bazı zamanlarda kuraklıklar meydana getirir. Bu durumun değişmesi için Yüce Allah’a tevbe ve istiğfarda bulunmak gerekir. 
İstiska namazı, cüma namazı gibi açıktan okunarak kılınır. İki rek’at namazdan sonra, bayram hutbesi gibi hutbe okunur, ancak hatip minbere çıkmaz, yerde oturur, kılıç, ok, baston gibi bir şeye dayanır. 

10-Küsuf(Güneş tutulması)  namazı:
 
Güneş tutulmasına, küsuf denir. Güneş tutulduğu zaman, bir beldede cüma namazı kıldıran imam, ezansız ve kametsiz olarak, en az iki rek’at namaz kıldırır. Namazdan sonra imam, güneş açılıncaya kadar, kıbleye doğru ayakta veya cemaate karşı oturarak duâ eder. Cemaat de âmin der. İmam bulunmazsa herkes evinde tek başına kılar. 

11-Husuf(Ay tutulması)  namazı: 

Ay tutulduğu zaman, müslümanların evlerinde teker teker küsuf namazı gibi, iki veya dört rek’at namaz kılmaları menduptur. 

12-Mübarek gecelerde kılınacak namaz: 

Regaip, mîraç, berat ve kadir gecelerini nafile namaz kılarak ihya etmek teşvik edilmiştir. Ancak bu gecelere mahsus bir namaz yoktur. Bu konuda bazı rivayetler varsa da sağlam görülmemiştir. Doğrusu bu gecelerde elden geldiği kadar, kaza ve nafile namaz kılarak bu geceleri ihya etmektir. 
9-Namazın farz olmasının şartları: 

a) Müslüman olmak: Namaz, müslüman olan kadın erkek herkese farzdır. Kafirlere namaz kılmak farz değildir. Sonradan İslam’a girenlerin, geçmiş namazlarını kaza etmeleri gerekmez. 

b) Büluğ çağına girmiş olmak: Henüz ergenlik çağına ulaşmamış bulunan çocuklara, namaz farz değildir. Ancak çocukları yedi yaşından itibaren namaza alıştırmak gerekir. Peygamber Efendimiz şöyle
 buyuruyor: ”Çocuklarınıza yedi yaşında namazı öğretin. On yaşına geldiklerinde, namazlarını kılmazlarsa onları terbiye amacı ile dövün ve yataklarını ayırın. ”(Ebu Davut) . 
c) Akıllı olmak: Akıl İslâmî yükümlülüklerin dayanağıdır. Aklı olmayan kimseler(deliler) , dînen sorumlu değildir. 

10-Namazın Farzları:
 
Namazın farzları on ikidir. Bunların altısı dışında, altısı içindedir. Dışındakilere şart, içindekilere rukün denir. 

Namazın Şartları: 

1-Hadesten tahâret: Abdestsizlik, cünüplük, hayız ve lohusalık hallerine hades hali denir. Abdestsizlik küçük hades, diğerleri büyük hadestir. Küçük ve büyük hadesten temizlenmek için, abdest almak, gusül icab ediyorsa gusletmek, su bulunmadığı takdirde teyemmüm etmek gerekir. Yüce Allah şöyle buyuruyor: ”Ey îman edenler, namaza kalktığınız zaman yüzlerinizi, dirseklerle birlikte ellerinizi yıkayın. Başınızın bir bölümünü meshedin. Topuklarla birlikte aşık kemiklerinize kadar ayaklarınızı da yıkayın. Eğer cünüp iseniz iyice yıkanın(gusledin) . ”(Maide: 6) . 

2-Necasetten taharet: Namazdan önce bedende, elbisede ve namaz kılınacak yerde bulunan necis sayılan pislikleri temizlemek şarttır. Bedende, elbisede ve namaz kılınacak yerde bulunan necaseti galîza, kuru ise bir dirhem(yaklaşık 4 gram)  miktarı, yaş ise avuç ortası kadar yeri işkal eden miktarı, namaza mani olur. Necaseti hafife ise, elbisenin veya bedenin uzvunun dörtte birini kaplarsa namaza engel olur. Daha azı mekruh olmakla birlikte namaza mani olmaz. 

3-Setr-i avret(avret yerini örtmek) : Bakılması haram, örtülmesi farz olan uzuvlara  “avret yeri”denir. Hanefilere göre, insanların huzurunda, avret yerinin örtülmesi farzdır. Sağlam görüşe göre tenhada örtmek de farzdır. Bir kimse karanlık bir evde, temiz elbisesi bulunduğu halde, çıplak olarak namaz kılsa, bu namaz sahih olmaz. 
Erkeklerin avret yeri, göbek ile diz kapağı arasıdır. Sağlam görüşe göre, diz kapağı da avret yeri sayılır. Hür kadınların el, yüz, ayakları hariç, sarkan saçları dahil bütün vücutları avrettir ve haramdır. Avret yeri olan ön ve arka uzuvlar ile, bu iki yer dışındaki hafif avret sayılan uzuvlardan birinin tamamı veya en az dörtte bir miktarı açılır ve bu durum, bir rükün eda edecek kadar devam ederse, namaz bozulur. Çünkü bir şeyin dörtte biri, o şeyin tamamı sayılır. Bundan daha azının görülmesi namazı bozmaz. Bir uzvun avret olması başkalarına göredir, sahibine göre değildir. 
Cildin rengini gösterecek derecede ince olan elbise ile, avret yeri örtülmüş sayılmaz. , dolayısı ile böyle bir elbise ile namaz kılmak caiz değildir. Göğüs, kalça, bel gibi tahrik edici organları tamamen ortaya çıkarıp belli eden elbiselerde de tesettür gerçekleşmez. Böyle bir elbise ile de namaz kılınmaz. Vücut hatlarını belli eden fakat aşırı derecede dar olmayan elbiseyle namaz kılmak mekruhtur. 

4-Kıbleye dönmek: Namazı, kıbleye dönerek kılmak şarttır. Müslümanların kıblesi Ka’bedir. Ka’beden başka bir yere yönelerek kılınan namaz, geçerli değildir. Bulunduğu yerde kıbleyi bilmeyen bir kimsenin, kıbleyi araştırması farzdır. Araştırmasına rağmen kıblenin hangi tarafta olduğundan şüphe eden bir kimse, zann-ı gâlibe göre amel eder. 

5-Vakit: Farz namazlar ile bunların sünnetleri, vitir namazı, teravih ve bayram namazları için vakit şarttır. Namaz vakitleri daha  önce açıklanmıştır. 

6-Niyet etmek: Kalbin içten gelerek, ihlasla bir şeye karar vermesi niyettir. Niyet olmadan ibadet olmaz. Kişi hangi namazı kılmak istiyorsa, onu kılmaya niyet etmelidir. Niyet kalbe âittir. Bununla birlikte, niyetin kalp ile yapılıp dil ile söylenmesi daha uygundur. Ayrıca niyetin namaza bitişik olması, namaz ile niyet arasında yemek, içmek gibi bir fasılanın olmaması gerekir. 

Namazın rükünleri: 

Rükün, kendileri yapılmaksızın, namazın geçerli olmayacağı farzlardır. namazın rükünleri
 altıdır. Bunlardan birinin terk edilmesi ile namaz fasit olur. 
1-İftitah tekbiri: 

Namaz kılan bir kişinin, ayakta ve kendisi işiteceği kadar bir sesle  namaza “Allah’ü Ekber”diye başlaması farzdır. Buna “iftitah tekbiri”denir. Bu tekbirle namaza girilmiş ve diş âlemle ilgi kesilmiş olur. 

2-Kıyam: 

Gücü yeten bir kimsenin farz ve vacip namazlarda, bir uzun âyet veya üç kısa âyet okuyacak kadar ayakta durması farzdır. Bir kimse hastalığından veya başka bir özründen dolayı, ayakta namaz kılamıyorsa, oturarak kılabilir. Burada zaruret vardır. Ancak bir süre ayakta durmaya güç yetirebiliyorsa, ayakta kalabildiği sürece kalır, sonra oturur ve namazını öyle tamamlar. 
Namazını oturarak kılmak zorunda olan hastalar veya özürlüler, rukü ve secdelerini eğilerek yapar, secdede biraz daha eğilir. Önüne yastık, sandalye gibi bir şey koyması gerekmez. 
Oturarak da namaz kılamayan bir kimse, yatarak, îma  yolu ile namazını kılar. Başını oynatamıyacak kadar hasta olan bir kimse namazını terk eder, sonra iyileşirse kılamadığı namazları kaza eder. 

3-Kırâet: 

Namaz kılan bir kimsenin Kur’an’dan üç kısa âyet veya uzun bir âyet okuması farzdır. İmama uyan cemaatin, okuması gerekmez. İmamın okuması, cemaatin okuması yerine geçer. Kur’an arapçadır ve ancak Arapça olarak okunur. Okuma , âyetin manası bozulmayacak şekilde olmalıdır. 

4-Rüku: 

Ellerle dizleri kavrayarak, başı ve sırtı aynı hizada tutup, öne doğru eğilmeye rüku denir. Rüku, namazda farzdır. 

5-Secde: 

Secde, namazda bir rükun olup yapılması farzdır. Namaz kılan kimse rükudan sonra secdeye varır. Secdede; alnın, burnun, iki ayak uçlarının, iki elin ve iki dizin yere veya yere bitişik bir şey üzerine konması gerekir. 

6-Kâde-i âhire(son oturuş) 

Namazların sonunda “ettehıyyatü…”duâsını okuyacak kadar oturmak farzdır. Son oturuş, namazdan çıkış için şarttır. 

11-Namazın Vacipleri: 

1-Namaza başlarken “Allahü Ekber”lafzını kullanmak. 2-Fâtiha sûresinin tamamını okumak. 3-Farz namazlarda, farz olan kıraetin, ilk iki rek’ata tahsis edilmesi. 4-Zamm-ı sûre okumak. Yani fatihadan sonra farz namazların ilk iki rek’atlarında, vacip ve nâfile namazları her rek’atında üç kısa âyet veya uzun bir âyet okumak. 5-Fâtihayı zammı sureden önce okumak. 6-Öğle, ikindi ve gündüz kılınan namazlarda gizli okumak. 7-Cemaatle kılınan namazlardan sabah, cüma, bayram, teravih ve vitir namazlarının her rek’atında, akşam ve yatsı namazlarının ilk iki rek’atında  açık olarak, öğle ve ikindi namazlarının bütün rek’atları ile akşam namazının üçüncü ve yatsı namazının da son iki rek’atlarında gizli olarak okumak. 8-Vitir namazında kunut duâsını okumak ve kunut tekbirini almak(Ebu Hanifeye göre vaciptir) . 9-İki bayram namazının ilave tekbirlerini almak. 10-Secdede alın ile birlikte burnu da yere koymak. 11-Üç veya dört rek’atlı namazlarda birinci oturuş. 12-Namazda her oturuşta “ettehıyyatü”duâsını okumak. 13-Namazın farzlarında tertibi gözetmek. 14-Vaciplerden her birini yerinde yapmak. 15-Sehiv secdesi îcab ettiğinde, sehiv secdesi yapmak. 16-Ta’dîli erkanı gözetmek. Yani namazın rükunlarını tam ve kusursuz olarak yapmak. 17-Namazların sononda selam vermek. 18-İmama uyan kimsenin uyması. 19-Namazda tilavet secdesi okuyanın, tilavet secdesi yapması

12-Namazın Sünnetleri: 

1-Beş vakit namaz ile cüma namazı için ezan okumak, kamet getirmek. 
2-İftitah tekbiri için, erkeklerin ellerini kulak hizasına, kadınların göğüs hizasına kaldırması. 
3-İmama uyan kişinin iftitah tekbirinin, imamın iftitah tebirine yakın olması. Ancak imama uyan kişinin tekbirinin, imamın tekbirinden sonra olması gerekir. 
4-Sağ eli, sol el üzerine koymak. Erkekler, sağ elini sol eli üzerine koyarak göbeğinin üzerinden el bağlar. Kadınlar göğüsleri üzerine ellerini koyarak el bağlar. 
5-İftitah tekbirinden sonra “Sübhaneke”duâsını okumak. 
6-Sübhaneke duâsından sonra eûzü besmele çekmek. 
7-Fatihadan sonra gizlice “Âmin” demek. 
8-Rüku ve secdeye eğilip kalkarken tekbir almak. 
9-Rükuda üç kere “Sübhâne Rabbiyel-azîm”demek. 
10-Rükudan doğrulurken “Semiallahülimen hamideh Rabbenâ lekel-hamd”demek. 
11-Ayakta dururken bir özür bulunmadığı takdirde, iki ayağının arasını dört parmak kadar açık bulundurmak. 
12-Rüku halinde, erkeklerin  elleriyle, parmak araları açık olarak dizlerini tutmaları. Kadınlar budurumda ellerini dizlerinin üzerine koymakla yetinirler. Yine erkeklerin bacaklarını dik tutmaları, başın sırt hizasından yukarı kaldırılmaması, aşağı doğru indirilmemesi ve erkeklerin pazularını böğürlerine bitiştirmemesigerekir. Kadınların dizleri biraz bükük olur. 
13-Secdede üçkere “Sübhâne Rabbiyel-âlâ”demek. 
14-Secde oturuşları ile, teşehhüt oturuşlarında, sol ayağı yere yatırıp sağ ayağı dikmek ve ayak parmaklarını kıbleye çevirmek
Kadınlar, sol ayaklarını, sağ taraflarına yatık bulundurarak yere otururlar. Bu oturmaya “teverrük”denir. Çünkü bu oturuş, kadının daha çok örtünmesine yardımcı olur. 
15-Secdeye varırken önce dizleri, sonra elleri, sonra yüzü yere koymak. Secdeden kalkarken de önce yüzü, sonra da dizlerin üzerine koyarak elleri, yerden kaldırmak. . 
16-Oturuşlarda veya secde arası celsede, iki eli, iki uyluk üzerine koymak. 
17-Oturuşlarda “ettehıyyatü”duâsını okurken “lâilâhe” denilince, sağ elin şehadet parmağını kaldırıp, ”illellah”denilirken  indirmek. 
18-Farz namazların üçüncü ve dördüncü rek’atlarında fâtiha  okumak. 
19-Farzların, vitir namazının ve müekket sünnetlerin son oturuşlarında, gayr-ı müekket sünnetler ile diğer nafile namazların her oturuşunda, tahiyyattan sonra “Salli-bârik ve Rabbenâ duâlarını okumak. 
20-Namazın sonunda önce sağa sonra sola selam vermek. 
21-Başkaları tarafından önünden geçilmesini önlemek için-geçilme ihtimali varsa-önüne sürte koymak. 

13-Namazın Âdâbı: 

1-Erkeklerin, iftitah tekbiri alırken avuçlarını yenlerinin içinden çıkarması, kadınların ise kollarının açılmaması için, ellerini elbiselerinin altından kaldırması. 
2-Namaz kılan bir kimsenin, ayakta iken secde edeceği yere, rükuda iken ayaklarının üst kısmına, secdede burnun iki kanadına, otururken kucağına, selam verirken omuzlarına bakması menduptur. 
3-Esnerken ağzını açmamak, buna gücü yetmezse, elinin arkası ile ağzını kapamak. 
4-Gücü yettiği kadar. öksürmemek. 
5-Kamet getirilirken, müezzin”Hayyaalel-felah”deyince, imam ve cemaatin ayağa kalkması. 
6-“Kadkâmet’is-salah”denildiği zaman, imamın namaza başlaması. Bununla beraber kamet bittikten sonra imamın tekbir almasının da bir sakıncası yoktur. 

14-Namazın Mekruhları: 

1-Namazın vacip ve sünnetlerinden birini terk etmek. 
2-İkinci rek’atta birinci rek’attan daha uzun okumak. 
3-Namaz kılarken bir özrü olmadan   bir yere, direğe, duvar veya bastona dayanmak. 
4-Namazda özürsüz olarak peşpeşe olmamak şartı ile birkaç adım yürümek. 
5-Bir rek’atta, bir surenin iki kere okunması veya farzlarda, iki rek’atta da fâtihadan sonra aynı surenin tekrarlanması. Ancak nafile namazlarda bu mekruh olmaz. Yine namazda fâtihadan sonra sürekli olarak, belli
 bir surenin okunması, bu sureden başkasının okunmaması. 
6-Kırâette, Kur’an’daki sıraya uymamak
7-Namaz kılan kimsenin elbisesi, bedeni veya sakalı ile oynaması, 
8-Namazda bit veya pire tutmak, öldürmek, kovalamak. Ancak karınca ve  pire gibi bir şeyin ısırmasından acı duyan kimsenin, bunları tutup atması caizdir. 
9-Erkeklerin secde ederken, kollarını tamamıyle yere döşemesi ve bir özür bulunmaksızın namazda bağdaş kurup veya dizleri dikip oturması. 
10-Namazda gerinmek veya esnemek. Bir zaruret olmadan kendi isteği ile öksürmek. Verilen selamı el ve baş işareti ile almak. 
11-Namazda, dişlerin arasındaki nohut danesinden küçük bir yemek parçasını yutmak. 
12-Yemek sofrası hazır olduğu halde namaza durmak. Ancak namaz vakti daralmışsa önce namaz kılınır. 
13-Namazda gözleri yummak veya göğe doğru çevirmek, sağa, sola bakmak. 
14-Parmaklarını birbirine geçirmek ve parmak çıtlatmak. 
15-Namazda daha selam vermeden terleri veya yüze yapışmış olan toprakları silmek. Ancak göze girip zahmet veren teri silmekte sakınca yoktur. 
16-İmamdan önce rüku ve secdeye gitmek ve ondan önce rüku ve secdeden başını kaldırmak. Ancak imama uyan kimse, imamdan önce rüku ve secdeye gidip, yine ondan önce başını kaldırırsa, namazı bozulur. 
17-Yanmakta olan bir ateşe doğru namaza durmak. Yanmakta olan ocak, soba, mangal da yanan ateş hükmündedir. Muma, kandile, lambaya karşı namaz kılmak mekruh olmaz. Elektirikli ısınma araçları da bu niteliktedir. 
18-Arada bir perde olmaksızın, bir insanın yüzüne karşı namaza durmak. 
19-Geniş vakitte büyük veya küçük abdesti sıkışıkken namaz kılmak. 
20-Namazın sıhhatine engel olmayacak miktardan az olan necasetin elbise, beden veya namaz kılacak yerde bulunması. 
21-Tek ayak üzerinde durmak veya bir ayağı yerden kesmek ve diğerine dayanmak Ancak bu bir özür sebebiyle yapılırsa mekruh olmaz. 
22-Bir özür olmaksızın elbiseyi giymeden omuzuna alarak namaz kılmak. 
23-Başka elbise varken, kirli bir elbise ile namaz kılmak. Yine erkeklerin sıcak bölgelerde, bedenin göbekten üst kısmını açarak namaz kılması.