İslamiyat Kategori
Zekat ve Sadaka
İÇİNDEKİLER

1-Zekatın manası ve farz olmasının delilleri
2-Zekatın faydaları
a) Veren açısından zekatın faydaları
b) Alan açısından zekatın faydaları
c) Toplum açısından zekatın faydaları
3-Zekatın farz olmasının şartları
4-Zekatın sıhhatinin şartları
5-Zekata tabi olan mallar
a) Altın, gümüş ve zinet eşyalarının zekatı
b) Paraların ve ticaret mallarının zekatı
c) Sâime hayvanlarının zekatı
d) Bina ve sanayi tesislerinin zekatı
e) Toprak mahsüllerinin zekatı
f) Maden ve definelerin zekatı
6-Zekatın verileceği yerler
7-Zekatın verilmiyeceği yerler
8-Zekatın verilmesinde öncelikli olan yerler
9-Zekat vermemenin cezası
Fıtır Sadakası
Sadaka

ZEKAT

Zekat, İslam’ın beş temel esasından biri olup, hicretin ikinci yılının Şevval ayında Ramazan orucu ve fitreden sonra farz kılınmıştır. Kur’an’da yirmi sekizi namazla birlikte olmak üzere, otuz iki yerde zekat emri bulunmaktadır. Bu durum namaz ile zekat arasında sıkı bir ilişkinin varlığını gösterir.
 
1-Zekâtın Manası Ve Farz Olmasının Delilleri: 

Zekat, lügatte temizlenmek, çoğalmak, büyümek ve üremek manalarına gelir. Bir fıkıh terimi olarak zekat: Zengin bir müslümanın, belirli bir malının, belirli bir kısmını, belirli kimselere vermesidir. Zekatın farzıyyeti Kitap, sünnet ve icma delilleri ile sabittir. 

Kitaptan Deliller: 

“onların mallarından zekat al ki, onunla kendilerini temizlemiş, mallarına bereket vermiş olursun. ”(Tevbe: 103) . ”Namazı kılın, zekatı verin”(Bakara: 10) ”hasat günü, ürünün hakkını ödeyin”(En’am: 141) . 

Sünnetten Deliller: 

“İslam, beş esas üzerine bina edilmiştir: Allahtan başka ilah olmadığına ve Muhammed(a. s) ın Allah’ın Rasulü olduğuna inanmak, namaz kılmak, zekat vermek, beyti haccetmek ve ramazan orucunu tutmak. ”(Buharî) . Hz. Peygamber, Yemene vali veya kadı olarak gönderdiği Muaz b. Cebel’e şu emri vermiştir: ”Ya Muaz, Yemenlilere Allah’tan başka ibadete layık bir ilah olmadığını ve benimde Allah’ın Peygamberi olduğumu bilmeye ve tanımaya davet et. Eğer bunu kabul ederlerse, onlara günde beş vakit namaz kılmalarını söyle. Eğer namazı da kabul ederlerse, bu defa kendilerine, zenginlerinden alınıp fakirlerine verilmek üzere, mallarından zekat vermelerini söyle. ”(Buharî) . Yine Peygamber  Efendimiz şöyle buyurmuştur: ”Kimki, Allah kendisine mal verir de. malının zekatını vermezse, kıyamet gününde zekatı verilmeyen mal, sahibinin boynuna azgın ve vahşî bir yılan olarak gerdanlık yapılır. Sonra yılan, ağzı ile sahibinin çenesini yakalayarak”Ben senin dünyadaki zekatını vermediğin malınım. ”der. (Buharî) . 

c) İcma delili:Zekatın farzıyyeti konusunda, Hz. Peygamberden bu güne kadar gelen bütün müctehitler ittifak etmişlerdir. 

2-Zekatın faydaları: 

Veren açısından zekatın faydaları: 

1-Zekat insanı maddenin esiri olmaktan kurtarır. Mal sevgisi  fıtrîdir. Ancak bu sevgi insanın kalbini tamamen kaplarsa, onu Allah’tan uzaklaştırır. Müslüman, malının bir kısmını zekat olarak vermekle, bu esaretten kurtulur. 
2-Zekat, şefkatin anahtarıdır. İnsanların ihtiyaçlarını gözetmek, onları düşünmek, ancak yardım etmekle mümkündür. 
3-Zekat, ihtiras zincirini kırar ve kalbin katılaşmasını önler. Mal çokluğu, ihtiras ve azgınlığı artırır. Her insan daha çok kazanmayı ister. İşte İslam, bu sonu gelmeyen ihtiraslardan kişiyi zekatla korumuştur. 
4-Zekat, malı ebedîleştirir. Mal, tatlı ve câziptir. Tat bitince câzibe kaybolur. Allah rızası için verilen bir mal, asla yok olmaz. Atalarımız ne güzel söylemiş: ”Ne verirsen elinle, o gider seninle. ”
5-Zekat, ruh ile beden arasında bir denge unsurudur. İnsanların malın kulu kölesi olmaması ve dünya âhiret dengesini koruyabilmesi için, gönül rızası ile, malının belli bir kısmını zekat olarak vermesi gerekir. 
6-Zekat, Allah’ın verdiği servet nimetine karşı bir şükürdür. Nimetin şükrü, onu verenin razı olacağı yerlerde harcamaktır. Zekat ise malın şükrüdür. 
7-Zekat, malı temizler ve artırır. Zeginin malında fakirin hakkı vardır. Zenginin malını temizlemesi ve onu bereketlendirmesi için, zekatını vermesi gerekir. Zekatı verilmeyen mal, temiz değildir. 
8-Zekat, zengini yatırıma teşvik eder. Zekat, cimrilik ve para stokuna karşı, yatırım yapmaya alıştıran, hayır ve harcama yollarına açılan bir kapıdır. 
9-Zekat, müslümanı mal fitnesinden korur. Mal, yerinde harcanmazsa, kişi için bir fitnedir. Fakir ve yoksulların ihtiyaçlarının karşılanması ile, sosyal barış ta sağlanır. 
10-Zekat, insanı mâlî disipline sokarak, ekonomik gücün önemini tanıtır. 


Alan Açısından Zekatın Faydaları: 

1-Zekat, fakiri ihtiyaç esiri olmaktan kurtarır ve çalışmaktan âciz olan kimselere, normal yaşama imkanı verir. 
2-Zekat, fakiri çalışmaya teşvik eder. ”Veren el, alan elden üstündür” anlayışı ile, izzetine düşkün müslümanlar, alan el olmamak için  daha çok çalışacaklardır. 
3-Zekat, fakirin kıskançlık duygularını köreltir. Eğer zenginler, fakirlerin elinden tutmazsa, fakirler zenginlere düşman olur ve onları kıskanır. 

Toplum Açısından Zekatın Faydaları: 

1-Zekat, mülkiyette kuvvet dengesidir. Malı kazananla, kazanamayıp fakir düşenin ihtiyacı arasındaki fark, bir dengesizlik unsurudur. Zekat, bu dengesizliği giderir. 
2-Zekat, bir sosyal güvenlik ve sosyal sigortadır. İslam ülkesinde fakirler, gelecek endişesine kapılmazlar. Çünkü zenginler, Müslümanlığın bir gereği olarak, mallarının bir kısmını fakirlere vereceklerdir. 
Bunun için fakirlerin prim ödemelerine de gerek yoktur. 
3-Zekat, toplumun rûhî ve manevî değerlerini güçlendirir. Zekat veren, ibadet yapmanın zevkini yaşarken, alan da Müslüman olduğu için, bu yardımın yapıldığını bilir ve Müslüman olmanın sevincini yaşar. 
4-Zekat, zenginle fakiri bir birine yaklaştırır. Zengin, yardım etmenin mutluluğunu yaşarken, fakir de zen-
ginlere karşı sevgi ve saygı duyar, kıskançlıklar oradan kalkar. 
5-Toplum bir bütündür. Her fert, gelir ve kazanç elde etmede birbirinden faydalanır. Bu sebeple, meydana gelen servette, başkalarının da hakkı vardır. Zenginin servetinin meydana gelmesinde, içinde yaşadığı toplumun
katkısını kim inkar edebilir. Toplum içinde değilde, mesela dağ başında tek başına yaşasaydı, bu kadar serveti elde edecek miydi? Bu nedenle zenginlerin topluma karşı sorumlulukları vardır. 

3-Zekatın farz olmasının şartları: 

1-Mükellef olmak: Zekatın kişiye farz olması için; Müslüman, akıllı, ergin ve hür olması gerekir. Müslüman olmayanlara, köle ve câriyelere, akıl hastalarına ve çocuklara zekat farz değildir. 
2-Temel ihtiyaçlarından fazla nisap miktarı bir mala sahip olmak. 

Temel ihtiyaç (Hâcet-i aslıyye) : Normal bir hayat sürebilmek için gerekli olan şeylere denir. 
Temel ihtiyaçlar, zamana ve mekana göre değişebilir. Bu ihtiyaçları “Ehl-i vukuf”denilen bilir kişiler tesbit ederler. Fıkıh kitaplarında tesbit edilen bazı temel ihtiyaçlar şunlardır: İhtiyaca cevap verebilecek bir ev, kışlık ve yazlık iki kat elbise, gerekli ev eşyası(halı, buzdolabı, çamaşır makinesi, mutfak eşyaları, yatak vs. ) , binek hayvanı, 
otomobil, silah, bir aylık veya bir yıllık gıda maddeleri, ilim adamlarının kitapları, sanatkarların sanat âletleri…

Nisap: İslam’da zekatla mükellef olmanın ölçüsüdür. Temel ihtiyaçlardan fazla olarak nisap miktarı bir
mala sahip olan kişi, zengin sayılır. Mesela altının nisabı 20 miskal(85 gr. ) dir. Temel ihtiyaçlarından başka yirmi 
miskal altını olan kimse, zengin sayılır. 
3-Malın nâmî olması: Yani artan, çoğalan ve büyüyen bir mal olması. Büyüme fiilen olmasa da, büyüme imkan ve kabiliyetinin olması yeterlidir. Bu sebeple nisap miktarından fazla olsada, nâmî olmayan mallara zekat düşmez.  Artma, üreme ya gerçek olur, yada hüküm bakımından olur. 
Bir malın ticaretle, doğum veya tarımı yapılarak artması, gerçek üremedir. Bu sebeple ticaret amacı ile elde bulunan eşya ve hayvanlar zekata tabi olduğu gibi, dölünü ve sütünü almak için kırlarda otlatılan ve sâime
denilen hayvanlar da zekata tabidir. 
Elde bulunan altın ve gümüşte ise, hükmen üreme, çoğalma özelliği vardır. Çünkü bu maddelerle doğrudan ticaret yapılmaz, belki ticarete vasıta kılınır. Yine altın, gümüş gibi, nakit paralar da hükmen artıcı 
özelliğe sahiptir. 
4-Mala tam olarak sahip olmak: Zekatı verilecek malın mülkiyetine sahip olmak yanında, bu malın
kişinin elinde bulunmsı da gerekir. Mülkiyeti kendinde olduğu halde, malı kullanamıyorsa, tasarruf hakkı yoksa
o mala zekat düşmez. 
5-Malın üzerinden bir kamerî yılın geçmesi: Buna “havl-i havelan” denir. Ancak toprak ürünlerinin zekatı, hasat zamanında verilir. Hasattan sonra bir yıl geçmesi beklenmez. 
6-Borçlu olmamak: Alacaklı tarafından istenebilecek borçlar, zekatın farz olmasına engeldir. Borçlu önce borcunu öder. Geri kalan mal, nisap miktarına ulaşırsa, onun zekatını verir. 

4-Zekatın Sıhhatinin Şartları: 

a) Niyet: Zekatı, bir  fakire verirken veya zekat için bir malı ayırırken, bunun zekat olduğuna kalben niyet edilmesi gerekir. 
b) Zekat olarak verilecek malın değer taşıması: Değeri olmayan bir mal, zekat olarak verilemez. Aynı zamanda modası geçmiş, âdî ve defolu mallar da zekat olarak verilmemelidir. 
c) Temlik: Zekat olarak verilecek malın, ya bizzat fakire veya vekiline verilmesi gerekir. Bu yüzden mesela sofrasına alıp yemek yedirmek, temlik yerine geçmez. 

5-Zekata tabî olan mallar: 


Altının zekatı: 

Altının nisabı 20 miskaldir. 20 miskal, Medine ölçüsüne göre 80-85 gr. , Irak ölçüsüne göre 96 gr. dır. Temel ihtiyaçlarından başka 80 gr.  Altını olan bir kimse, aradan bir kamerî yıl geçince , kırkta bir oranında zekat vermekle mükelleftir. Hz. Ömer’in rivayet ettiği bir hadiste Rasulüllah şöyle buyurmuştur: ”Yirmi miskalden az altında zekat yoktur. ”(Dârekutnî) . Bir başka hadiste: ”Altında yirmi dînara kadar bir şey yoktur. Senin yirmi dinârın bulunduğu ve üzerinden bir yıl geçtiği vakit, ondan yarım dînar zekat vermen gerekir. ”(Buharî) 
buyurmuştur. 

Gümüşün zekatı: 

Gümüşün nisabı 200 dirhemdir. 200 dirhem gümüş Medine ölçüsüne göre 560, Irak ölçüsüne göre 640 gr. dır. Bu kadar gümüşü olan bir kimse, aradan bir kamerî yıl geçince, kırkta bir oranında zekat vermekle mükelleftir. Hz. Peygamber, ”Beş ukıyyeden(200 dirhem)  az gümüşe zekat yoktur. ”(Buharî) . buyurmuştur. 

Zinet eşyalarının zekatı: 

Altın veya gümüşten yapılmış zinet eşyaları, tablo, kap, kaşık, çatal ve benzerleri için, Hanefilere göre nisap miktarına ulaşırsa zekat gerekir. Bunların zekatı tartılarına göre verilir. 
Ancak altın ve gümüşten olmayan zinet eşyalarından yakut, inci, zümrüt, elmas gibi süs eşyalarına zekat düşmez. Çünkü bunlar nâmî değildir. Şu kadar varki bu mallar, nisap miktarına ulaşırsa, o kimse zengin sayılır. Bunlar zekatla mükekellef olmasalar da, fitre vermek ve kurban kesmekle mükellef olurlar. Kendilerinin de zekat almaları caiz olmaz. 
Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre meşru olan zinet eşyalarına zekat düşmez. 
Paraların ve ticaret mallarının zekatı: 

Temel ihtiyaçlarından başka, 80 gr. altın değerinde Türk lirası veya mark, dolar ve üro gibi dövizi olan bir kimse zengin sayılır, aradan tam bir kamerî yıl geçince , kırkta bir oranında zekat vermekle mükellef olur. 
Temel ihtiyaçlarından başka 80 gr.  Altın değerinde ticaret malı olan bir kimse, zengin sayılır ve aradan tam bir kamerî yıl geçince , kırkta bir oranında zekat vermekle mükelleftir. Kur’an’da şöyle buyuruluyor: ”Ey îman edenler, kazandıklarınızın ve sizin için yerden çlkardıklarımızın helal ve temiz olanlarından, Allah için harcayın. ”(Bakara: 267) . Bu âyet, ticaret malları ve toprak ürünlerinin zekatı ile ilgili olarak inmiştir. 

Sâime hayvanlarının zekatı: 

Sâime hayvanı: Yılın büyük bir kısmında, mer’a ve otlaklardan yayılarak beslenen ve sütünden, yünündenfaydalanmak için bulundurulan hayvanlara denir. Bunlar; koyun, keçi, sığır, manda, deve gibi hayvanlardır. 

1-Koyun ve keçilerin zekatı: Sâime olan koyun ve keçinin kırktan azına zekat düşmez. Koyun ve keçinin sayısı kırk olur ve üzerinden de bir yıl geçerse, zekat farz olur. 40-120 arası bır yaşını tamamlamış bir koyun, 121-200 arası iki koyun, 201-399  arası üç koyun zekat olarak verilir. 400 koyun için dört koyun verilir. Bundan sonra her yüz koyun için bir koyun zekat olarak verilir. 

2-Sığır ve mandaların zekatı: Sâime olan sığır ve mandaların nisabı otuzdur. Bundan azına zekat düşmez. 30-39 arasına iki yaşında erkek veya dişi buzağı verilir. 40-59 arasına üç yaşında bir dana zekat olarak verilir. 60 sığıra ise, ikişer yaşında iki buzağı zekat olarak verilir. Sonra her 30 da iki yaşında bir buzağı ve her kırkta üç yaşında bir dana hesabı yapılır. 

3-Develerin zekatı: Sâime develerinin beşten azına zekat yoktur. 5-9 arası devesi olan bir kimse, aradan bir kamerî yıl geçince, bir yaşını tamamlamış bir koyunu zekat olarak verir. 10-14 arası devesi olan kimse iki koyun, 15-19 arası üç koyun, 20-24 arası dört koyun zekat olarak verir. 25 devesi olan iki yaşına girmiş bir deveyi zekat olarak verir…. 

d) Bina ve sanayî tesislerinin zekatı: Günümüzde gelir sağlamak amacı ile, iş yeri, dükkan, apartman, fabrika ve benzeri gibi yerler yapılmaktadır. Bu binalarda nemâ özelliği olmadığı için yalnız gelirlerine zekat düşmektedir. Binalara zekat gerekmez. Bunların kâr ve gelirleri 80 gr. altın değerine ulaşırsa ve aradan bir kamerî yıl geçerse, kırkta bir oranında zekat vermek gerekir. 

e) Toprak mahsüllerinin zekatı: Toprak mahsüllerinin nisabı beş veskdir. Beş vesk, Medine ölçüsüne göre 640 kg. , Irak ölçüsüne göre 1000 kg. dır. Bu kadar bir mahsül elde eden kimse, bu mahsulün onda birini zekat olarak vermekle mükelleftir. Arâzî mahsûlatının üzerinden bir yıl geçme şartı yoktur, hasattan sonra verilir. 
Eğer ziraati sulamış, özel masraflar yapmışsa, bu durumda yirmide bir oranında zekat verir. 

Madenlerin ve definelerin zekatı: 

Maden: Altın, gümüş, bakır gibi yer altında bulunan cevher kaynaklarına denir
Define: İnsanların eskiden toprağa gömdükleri veya deniz kazalarında, batıp da sahibi bilinmeyen gemilerin içinde bulunan değerli eşyalara denir. 
Rikaz: Maden ve definelerin her ikisini de içine alan ve yer altında bulunan bütün maden ve definelere denir. Maden ve definelerin beşte biri zekat olarak verilir. Hz. Peygamber şöyle buyrmuştur: ”Rikazda beşte bir zekat vermek gerekir. ”(Buharî) . 

6-Zekatın verileceği yerler: 

Kur’an’ın beyanına göre, zekat sekiz sınıf insana verilir: 
a) Fakirler: Nisap miktarından daha az bir mala sahip olan kimselere, fakir denir. 
b) Miskinler: Hiçbir mal varlığı olmayan yoksul kimselere denir. 
c) Zekat memurları: İslam devleti, zekatı  memurlar aracılığı ile toplar ve layık olan kimselere dağıtır. İşte zekat toplamakla görevli memurlara, emeklerinin karşılığı kadar, zekat malından bir pay verilir. 
d) Müellefei kulup: Kalpleri İslam’a ısındırılmak istenen veya Müslümanlara zarar verme ihtimali olan kişilere müellefei kulûp denir. Müslüman olması umulan veya müslümanlara zarar veren kimselere, müslüman olmalarını temin etmek, yada müslümanlara gelebilecek zararı önlemek amacı ile, zekat verilir. 
e) Borçlular: Borçlanıpta borcunu ödemekte güçlük çeken kimselere zekat verilebilir. 
f) Köleler: Hürriyetini kaybetmiş esirleri, köleleri yada mükatepleri(Hür olmak için efendisi ile anlaşma yapan kişi) hürriyetine kavuşturmak için zekattan bir pay ayrılabilir. 
g) Allah yolunda olanlar: Bunlar savaşan askerler, hac yolcuları ve İslamı yaşatmak için mücadele veren kişilerdir. 
h) Yolda kalmışlar: Memleketlerinde zengin oldukları halde, her hangi bir sebeple muhtaç duruma düşen yolculara da zekat verilir. 
Bu zekatın verileceği sekiz sınıf, Tevbe suresi 60. âyette açıklanmıştır. 

7-Zekatın verilmiyeceği yerler:
 
a) Kişi bakmakla mükellef olduğu kimselere zekat veremez. Mesela ana-babasına, çocuklarına, karısına zekat veremez. 
b) Zenginlere zekat verilmez. 
c) Müslüman olmayanlara zekat verilmez. 
d) Hâşimî âilesine verilmez. 
e) Sadaka-i câriye denilen câmi, okul, hastane, yol, çeşme yaptırmak gibi hayır müesseselerine zekat malı verilmez. 

8-Zekat verilmesinde öncelikli olan yerler: 

a) Akrabaya vermek. Zekatı önce bakmakla mükellef olduğu kişilerin dışında kalan , muhtaç akrabaya vermek daha sevaptır. 
b) Fakir komşuya veya meslektaşlarına vermek. 
c) Malın bulunduğu yerdeki fakirlere vermek. 
d) Âyeti Kerimedeki sekiz sınıf insandan, hangisi yardıma daha çok muhtaçsa ona vermek. 
e) Takvâ sâhibi olanlara vermek. Yani namazlı abdestli, helale harama riâyet edenler tercih edilir. 
f) Vasıyyet edilenler. Eğer fakir biri özellikle vasıyyet edilmişse tecih edilir. 
g) Alacaklının borçluya zekat vermesi.
 
9-Zekat Vememenin Cezası: 

Zekat vermemenin maddî ve mânevî cezaları ve müeyyideleri vardır. Hz. Ebu Bekir, zekat vermeyenlere karşı savaş ilan etmiştir. İslam’da zekatı devlet toplar. Zekat vermek istemeyen olursa, zorla alır. Gerekirse ta’zir  cezası ile cezalandırır. Zekatın farzıyyetini inkar eden kimse, dinden çıkar, kâfir olur. 
İnkar etmemekle beraber, zekatını vermezse, âhirette azap çekeceği, zekatını vermediği mallarla, çeşitli şekillerde cezalandırılacağı, âyet ve hadislerde açıklanmıştır. Kur’an’da şöyle buyuruluyor: Altın ve gümüşü stok edip Allah yolunda harcamayanlar; İşte bunları acıklı bir azapla müjdele. Kıyamet gününde, stok edilen o altın ve gümüş, kızdırılarak onların alınları, yanları ve sırtları dağlanacaktır. Ve onlara, işte kendiniz için biriktirdiğiniz mallarınız denecek. . ”(Tevbe: 34) . 

FITIR SADAKASI

a) Fıtır sadakasının  tanımı, hükmü ve önemi: 
Sadakayı fıtır (fitre) , Ramazan ayını yaşama, onun ecrine, bereketine kavuşmanın bir şükran ifadesi olarak verilen bir mal ve harcamadır. Bir başka ifadeyle: Ramazan ayının sonuna yetişen ve temel ihtiyaçlarından başka nisap miktarı bir malı olan hür müslüman için, vacip türünden bir sadakadır. Hz. Peygamber: ”Fitresi ödenene kadar oruç, kul ile Rabbi arasında askıdadır. Fitresi verilince o, Rabbi katına yükselir, kişinin amel defterine yazılır. ”buyurmuştur. . 
Fitre, hicretin ikinci yılında vâcip kılınmıştır. Kişi fitre vermekle, muhtaçların ihtiyaçlarını karşılar, işlemiş olduğu bazı günahların affedilmesine vesile olur. Fitre, bir yardımlaşma olup, orucun kabulüne, ölüm ânındaki sıkıntılardan ve kabir azabından kurtuluşa bir vesiledir. Fitre aynı zamanda yoksulların ihtiyaçlarını gidermeye ve onların da bayram sevincine katılmalarına bir vesiledir. 

b) Fitrenin zamanı: Fitre, Ramazan bayramının birinci günü sabah vaktinin girmesiyle vâcip olursa da, bundan birkaç gün önce de sonra da verilebilir. Bayramdan önce verilmesi müstehaptır. İbni Abbas’ın rivayet ettiği bir hadiste, şöyle buyuruluyor: ”Rasulüllah, oruçluları gereksiz ve çirkin sözlerden arındırmak ve yoksullara yiyecek sağlamak için, fitreyi vâcip kılmıştır. Fitreyi kim namazdan önce öderse, bu makbul bir sadaka, kim de namazdan sonra öderse, her hangi bir sadaka olur. ”

c) Fitrenin vâcip olmasının şartları: Bir kimseye fitrenin vâcip olması için o kimsenin; müslüman, hür ve temel ihtiyaçlarından ayrı olarak nisap miktarı bir mala sahip olması gerekir. Nisap İslam’da zengin olmanın ölçüsüdür. Zekat bahsinde açıklandığı gibi mesela altının nisabı 20 miskal(80 gr. ) dir. Sahip olunan malın artan özelliğe sahip olması ve üzerinden bir kamerî yılın geçmesi de şart değildir. Fitre vermekle mükellef olan bir kimse, bakmakla mükellef olduğu kimselerin fitresini de verir. 

d) Fitrenin verileceği yerler: Zekat verilen kimselere fire de verilir. Yani fitre, fakirlere, yoksullara, müellefyi kuluba, kölelere, Allah yolunda olanlara, yolda kalmışlara ve borçlulara verilir. Ancak yakın akraba ve komşular, daha muhtaç ve dindar olanlar tercih edilir. 

e) Fitrenin verilmiyeceği yerler: Kişi bakmakla mükellef olduğu kimselere yani anasına, babasına, çocuklarına, karısına fitre veremez. Bunlardan başka; zenginlere, kâfirlere de fitre verilmez. 

f) Fitrenin miktarı : Fitre, buğday arpa, kuru üzüm, hurma veya bunların bedellerinden verilir. Buğday, arpa, kuru üzüm ve hurmanın 3. 33 kg.  olmsı, yada bunların bedelinin bir fitre olarak verilmesi gerekir. 

Gıda maddelerinin seçim ve tesbitinde amaç, muhtaç kişinin en az bir günlük, yani iki öğüne yetecek kadar zarûrî ihtiyacını karşılamaktır. Buna göre her mükellef, âilesine yedirdiğinin ortalamasını esas alarak fitre verirse daha isabetli olur. Çünkü herkesin sofrası aynı değildir. Esasen buğday ile, hurmanın fiatı da aynı değildir. Elbette fakirin lehine olan tercih edilirse daha güzel olur. 

SADAKA

Sadakanın önemi: Sadakanın dînimizdeki önemi büyüktür. Eğer hiç kimse sadaka vermiyor ve toplumda bir kısım insanlar, temel ihtiyaçlarını karşılayamadıkları için, zor durumda ve perişan bir vazıyette yaşıyorlarsa, zenginler  sorumlu olurlar. Zekatın dışında da, zenginin malında fakirin hakkı vardır. Bu hak bazı durumlarda zekat gibi farz olur. Yüce Rabbimiz hayırda yarışınız buyurmuştur. Atalarımız bu yardımlaşma işini en güzel bir şekilde sistemleştirmişler ve bir çok müessese meydana getirmişlerdir. Tarihimizde yer alıp bugün sadece isimleri kalan hanlar, kervansaraylar, sebiller, çeşmeler, medreseler, hamamlar, câmiler ve daha niceleri hep zekat dışı sadakalarla gerçekleştirilmiştir. 

Sadaka, zekatın dışında hayır amacı ile maldan verilen şeylerdir. Müslümanlıkta böyle zekatın dışında ilave yardımların bulunması, hem zenginlerin daha çok sevap kazanmalarına, hem de muhtaçlara daha çok yardım yapılmasına vesile olmaktadır. Kişiye dünya ve âhirette yarar sağlayan sevap kaynağı sadakalar çok çeşitlidir. Sadaka-i câriye de denilen bu kısma, sürekli yardım kaynakları girer. Mesela bağış, vakıf, vasıyyet ve karz-ı hasen ve benzerleri böyledir. 

Nâfile türünden sadakaları şöyle sıralayabiliriz: 

1-Hasat hakkı: Hububat ve meyveler, hasat edilip devşirildiğinde, öşrü ve zekatı dışında, oradakilere bir miktar vermek, yedirmek, dağıtmak müstehaptır. En’am sûresinin 141. âyetinde bu konu açıklanmıştır. 
2-Müsafir hakkı: Hz. Peygamber: ”Allah’a ve âhiret gününe îman eden bir kimse, müsafirine üç gün ikramda bulunsun”buyurmuştur. Müsafire ikram sünnettir. 
3-Mâun hakkı: Her türlü komşu hakkıdır. Komşuların ihtiyacı olan âlet ve edevatı, suyu, tuzu vermek, onları geri çevirmemektir. 
4-Sadaka-i câriye: Toplumun ve fertlerin bir kısım zarûrî ihtiyaçlarını karşılamak için yapılan hayırlardır. Mesela hastane, okul, yurt, câmi yaptırmak, insanlara hizmet için vakıflar kurmak böyledir. Sevgili Peygamberimiz şöyle buyuruyor: ”Âdem oğlu öldüğü zaman amel defteri kapanır, şu üç şey müstesna; sadaka-i câriye, faydalı ilim ve hayırlı evlat. (böyle şeyler bırakanın amel defteri kapanmaz. ) (Müslim) 
5-Hayvanlara merhamet: Hadislerde ekilip dikilen bir şeyden kuşlar, kurtlar yediğinde bile bunun, mal sahibi için sevaba vesile olacağı bildirilmiştir. İnsan bütün canlılara karşı şefkatli ve merhametli olmalıdır. Bu davranışının karşılığını elbette görecektir.