İslamiyat Kategori
Dua
İÇİNDEKİLER 

A-Duânın mana ve önemi
B-Duânın faydaları
C-Duânın âdâbı

DUÂ

Duânın mânâ ve önemi:
 
İslam, iradeyi Allah’a teslim etmek, O’nun emirlerine sarılıp sevgisinde fânî olmak ve O’na mutlak itaat ve bağlılıktır. 
Esasen bu kâinâtın hepsi, zerreden kürreye kadar her şey, bilsin veya bilmesin, O’na doğru yol almakta, Allah’a koşmaktadır. Başlangıç O’ndandır, dönüş yine O’na olacaktır. Asıl muteber olan, bilerek Allah’ı arzulamak, O’nun emirlerine şuurla boyun eğmektir. 
İnsan çalışacak, elinden gelen her işi yapacak, fakat başarıyı Allah’tan bilecektir. Müslüman her işine besmele ile başlar. Çünkü Yüce Allah’ın izni ve dilemesi olmadan hiçbir şey olmaz. Besmele, her işe Allah’ın izni ve dilemesi ile başlama arzu ve inancıdır. 
Samîmî olarak Allah’a yalvarmak ve güvenmek, şüphesiz ki, en ümitsiz anlarda bile insanı selamete ve başarıya götürür. Peygamber Efendimiz: ”Allah’a cânu gönülden duâ edenleri Allah sever. ”buyurmuştur. Yanık gönüllerden yükselen yakarışlar, derhal Allah’a  ulaşır, rahmet olarak dönüp, insanı mutluluğa ğark eder. Allah, bize bizden daha yakındır. O, şöyle buyuruyor. : ”Kullarım senden beni sorarlarsa (söyle) ; Ben onlara yakınım. Bana duâ edince, duâ edenin duâsına karşılık veririm. Ohalde onlar da bana karşılık versin(benim çağrıma uysunlar) ki, doğru yolu bulalar. ”(Bakara: 186) 
Duânın fazileti hakkında Peygamber Efendimiz şöyle buyuruyor: ”Duâ, mü’minin silahı, dînin direği, göklerin ve yerin nurudur. ”(Keşf’ül-hafa) . 
”Duâ ibadettir. ”Peygamber Efendimiz bu sözü söyledikten sonra şu âyeti okumuştur: ”Bana duâ edin ki, size icabet edeyim. Bana kulluk etmeye tenezzül etmeyenler, ebedî olarak cehenneme gireceklerdir. ”(İbni Mace) . 
”Darlık zamanında Allah’ın kendisine yetişmesini isteyen kimse, genişlik zamanında çok duâ etsin. ”(Tirmîzî) .
 ”Duâ etmek kadar Allah’a hoş gelen bi şey yoktur. Duâ ibadetin beynidir. ”, ”Kulun Rabbine en yakın olduğu zaman, secde ettiği zamandır. Öyleyse çok duâ ediniz. ”(Müslim) .
 ”Rabbinize her gece, gecenin üçte biri kalınca dünya semasına iner ve derki; kim bana duâ ediyor ki, onun duâsını kabul eydim. Kim bana istiğfar ediyor ki, onu bağışlıyayım. ”(Buharî) .
 Bu konuda daha pek çok hadis vardır. 

Duânın faydaları: 

1-Duâ, Allah’tan hidayet ve başarı istemektir. Allah dilemeden başarı ve hidayet olmaz. 
2-Duâ, rızkın genişlemesine, sağlığın artmasına, ömrün uzamasına vesile olur. 
3-Duâ eden, Allah’a itaat etmiş olur. Duâ, bir ibadettir, terki günahtır. 
4-Duâ, hayrı getirir, şerri def eder. Yüce Allah, kulunun duâ etmesinden hoşnut olur. 
5-Duâ edeni, Allah’ın rahmeti kuşatır ve  Allah’ın yardımı ve ihsanı ona yönelir. 
6-Her duâ, Allah’ın indinde muhafaza edilir, karşılığı ya dünyada, yada âhirette verilir. Yüce Allah, kendisine açılan elleri geri çevirmez. 
7-Duâ, insanı belalardan korur, inmiş ve inecek musibetlere karşı bir kalkandır. 
8-Duâ, düşmanların düzenlerini bozar, üzüntü ve sıkıntıları giderir. 

Duânın âdâbı: 

1-Duâ etmek için Ramazan ayı, arafe, bayram ve cüma günleri, özellikle seher vakitleri gözetilmelidir. Ezan okunduğu zaman, secdede, namazların sonunda, müslümanların cihad ve savaş için saflar teşkil ettikleri sıralarda yapılan duâlar son derece makbuldür. 
2-Kıbleye yönelerek duâ etmek, duâ ederken gömleğinin koltuk altındaki beyazlığı görünecek şekilde elleri kaldırmak, fakat gözleri göğe dikmemek. 
3-Sesi fazla yükseltmeden, açıkla gizli arasında bir sesle duâ etmek. 
4-Duâ yaparken, vezin ve kafiye aramamak, yapmacık hareketlere aslâ kaçmamak. Zîra duâ, yalvarma yeridir, orada yapmacık hareketlere yer yoktur. Yüce Allah: ”Tazarru ve korku ile Rabbinize yalvarın, çünkü O, haddi aşanları sevmez. O’na korkarak ve umarak duâ ediniz. Allah’ın rahmeti iyilik edenlere yakındır. ”(Âraf: 55-56) . buyurmuştur. 
5-Cânü gönülden duâ etmek ve duânın kabul edileceğine kesin olarak inanmak. 
6-İsrarla duâ etmek ve duâyı üçkere tekrarlamak. Duâ ederken, kesin ifade kullanmak. Mesela “Allahım dilersen bana ver, dilersen beni affet. ”denmez. 
7-Duâya, Allah’a hamd, Rasulüne salatü selamla başlamak ve sonunda yine Allah’a hamd ile bitirmek. 
8-Kimin hakkını çiğnemiş, kime kötülük etmişse, onlardan helallik almak, herkesin hakkını vermek, günahlarına tevbe etmek, ibadet ve taata yönelmek suretiyle kalbini temizlemeye çalışmak. 
9-Duâ etmekten asla bıkmamak, umutsuzluğa düşmemek ve duânın bir gün mutlaka kabul edileceğine inanmak. 
10-Huzuru kalp ile duâ etmek, duâ ederken Allahtan başka her şeyi kalpten çıkarıp, yalnız O’na güvenmek. Âhiret cezasının dünyada verilmesini istemek doğru değildir. ”Allah’ım âhirette  vereceğin cezayı, bana dünyada ver. ”diye duâ eden bir hastaya Hz. Peygamber: ”Sübhanellah. Buna dayanamazsın, şöyle desene: Allah’ım bize dünyada iyilik ver, âhirette de iyilik ver, bizi cehennem azabından koru. ”buyurdu. 
11-Kızgınlıkla kötü sözler söylememek, çoluk çocuğuna, eşine, malına kötü duâ etmekten sakınmak. Çünkü bunlara yapılan kötü duâ, sonunda yine kendisine acı çektirecektir. 
12-Ana-babayı razı etmek, onların  ve müsafirin duâsını almaya çalışmak, mazlumun âhını almaktan kaçınmak. Çünkü mazlumun duâsı geri çevrilmez, kabul edilir. Onun içindir ki, atalarımız “Alma mazlumun âhını, çıkar âheste âheste. ”demişlerdir. 

Peygamber Efendimiz ve ashâbı duâ ederlerdi. Mesela abdest alırken, namaz kılarken, namazdan sonra, çeşitli yer ve zamanlarda yaptıkları duâlar vardır. Peygamber Efendimizden intikal eden bu duâları yapmak, her müslümanın şiârı olmalıdır. 

Duânın Arapça olması şart değildir. Önemli olan içten gelerek ve usulüne uygun olarak duâ yapmaktır. Elbette Kur’an’ın ve Peygamberimizin öğrettiğ şekilde yapılan duâ daha güzel ve tesirlidir. Fakat kişinin kendi diliyle, içinden gelerek yaptığı duâ da geçerlidir. Mesela Elmalılı Hamdi Yazır’ın tefsirinin başında yaptığı şu duâ örnek alınacak niteliktedir: 
“İlâhî, hamdini sözüme sertaç ettim, zikrini kalbime mirac ettim, kitabını kendime minhac ettim. Ben yoktum , var ettin, varlığından haberdar  ettin, aşkınla gönlümü bî karar ettin. İnayetine sığındım, kapına geldim. Hidayetine sığındım, lutfüne geldim , kulluk edemedim affına geldim. Şaşırtma beni, doğruyu söylet, neş’eni duyur, hakikati öğret. Sen duyurmazsan, ben duyamam. Sen söyletmezsen, ben söyleyemem, sen sevdirmezsen, ben sevdiremem. Sevdir bize hep, sevdiklerini, yerdir bize, hep yerdiklerini, yâr et bize erdirdiklerini. Sevdin habîbini , kâinâta sevdirdin. Sevdin de hil’ati risaleti giydirdin, makâmı İbrahimden makâmı mahmûda erdirdin. Serveri asfiya kıldın, hâtemi enbiyâ kıldın, Muhammed Mustafâ kıldın. Salâtü selam, tahıyyetü ikram, her türlü ihtiram O’na, O’nun âlü etbâına ya Rab…”(Hak Dîni Kur’an Dili) .