İslamiyat Kategori
Elbise ve Süslenme
İÇİNDEKİLER

A-Giyinmekten maksat
B-Kıyafet temizliği
C-Altın ve halis ipek erkeğe haramdır
D-Giyinmenin hükümleri
E-Süslenme
1-Dövme yaptırmak ve dişlerin şeklini değiştirmek
2-Estetik ameliyatı
3-Kaş aldırmak
4-Peruk takmak
5-Saç ve sakalı boyamak
6-Sakal bırakmak
7-Kadınların saçlarını kestirmesi
8-Kadınların hamama gitmesi
9-Kolonya kullanmak

KILIK KIYAFETLE İLGİLİ HELALLER HARAMLAR

A-Giyinmekten maksat: Müslümanın, üç maksatla giyindiği söyelenebilir: Örtünmek(tesettür) , soğuktan sıcaktan kendini korumak ve güzel görünmek için. 
Kur’an’da şöyle buyuruluyor: ”Ey insanoğulları ayıp yerlerinizi örtecek giyimlikle, sizi süsleyecek elbiseler gönderdik. Takvâ örtüsü ise bundan daha hayırlıdır. Allah’ın bu âyetleri, öğüt almanız içindir. Ey insanoğulları, şeytan ayıp yerlerini kendilerine göstermek için elbiselerini soyarak ananızı, babanızı cennetten
çıkardığı gibi, sizi de şaşırtmasın. ”(Â’raf: 26-27) . ”Ey insanoğulları, her mescide, güzel elbiselerinizi giyinerek
gidin. ”(Â’raf: 21) . 
Bu âyetler, örtünme ve kendine çeki düzen verme konularında itidal sınırlarını çiziyor. Açılıp saçılmayı uygun bulmuyor. Müslüman giyimde orta bir yol tutmalıdır. 

B-Kıyafetin temiz olması: Kılık kıyafetin örtücü ve güzel olması  yanında temiz de olması gerekir. Peygamber Efendimiz: ”Temizlenin. Çünkü İslam temizdir. ”buyurmuştur. Müslüman toza, toprağa karşı
açıkta kalan el, kol, yüz, ayak gibi uzuvlarını günde birkaç kere yıkamaya abdest vesilesiyle mecbur edilmiştir. 
Müslüman, haftada en az bir iki kere yıkanacaktır. Yani boy abdesti alacaktır. 
Bir adam saçı sakalı dağınık bir şekilde Rasulüllaha gelmişti. Peygamber Efendimiz, düzeltmesini isteyen bir işarette bulundu, o da düzeltti. Bunun üzerine Efendimiz şöyle buyurdu: ”Birinizin şeytan gibi saçı başı dağınık gelmesinden, bu daha iyi değimlidir? ”(Muvatta) . 

C-Altın ve halis ipek erkeğe haramdır: Halis ipek veya malzemesinin çoğu ipek olan giyecekler ile
altını, erkeklerin giyecek, süs ve eşya olarak kullanması haramdır. Hz. peygamber, ipeği sağ eline, altını sol eline
alarak: ”Bu ikisi ümmetimin erkeklerine haramdır. ”buyurmuştur. (Ebu Davut) . 
Bir miskali geçmeyen (4. 25 gr. )  gümüş yüzük ile, alem(sembol, nişan, rozet vb. )  olarak kullanılan ipek ve altına ruhsat verilmiştir. İpeğin cilt hastalığı, savaş gibi sebeplerle giyilmesine de izin verilmiştir. 
Altın ve gümüşü kadının yalnızca süs eşyası olarak kullanmasına izin veren İslam’ın, erkeklere bunları haram kılmasının hikmetlerine gelince: 
a) Bu iki maden ve özellikle altın asırlar boyu ya doğrudan doğruya para olarak, yada para karşılığı teminat olarak kullanılmıştır. Bunların zinet ve eşya olarak kullanılması, ekonomiyi olumsuz yönde etkileyecektir. 
b) Bunların zinet ve eşya olarak kullanılması, topluma faydalar sağlayacak olan büyük bir sermayenin
âtıl kalmasına sebep olmaktadır. 
c) Allah’ın erkekler için takdir ve tensip buyurduğu fıtrat ve karakter, altın ve ipekle süslenmeye muhtaç ve uygun değildir. 

         d) Üste, başa, ele, ayağa ve eve serilmiş servetler dikkat, gıbta ve haset celbederler. Ayrıca adalet duygusu-
nu rencide eder ve fesada sebep olurlar. 
e) İslam, insanın maddî hayatı ile rûhî ve mânevî hayatı arasında ideal bir dengeyi hedef almıştır. Dışa bu ölçüde ihtimam, rûhî hayatı zedelemekte, tekâmülü engellemektedir. 

        D-Giyinmenin hükümleri: 
a) farz olan giyinme: Kapanması gereken yerleri örten, soğuk ve sıcağa karşı insanı koroyan elbiselerdir. Yani erkeklerin göbek ile diz kapağı arasını uygun bir elbise ile örtmeleri, kadınların da; el, yüz, ayak hariç bütün vücutlarını uygun bir elbise ile örtmeleri farzdır. 
b) Müstehap olan giyinme: Hem örtünmek, hem de güzel görünmek için örfe uygun olarak giyinmek. 
Bununda orta derecede bir kumaştan olması uygundur. Beyaz elbise giymek de müstehaptır. 
c) Mübah olan giyinme: Cüma ve bayramlarda, topluluk içinde güzel görünmek için, güzel ve kaliteli bir elbise giymek mübahtır. 
d) Mekruh olan giyinme: Böbürlenmek, kibirlenmek ve gösteriş yapmak için elbise giymek, mekruhtur. 
Ayrıca daha çok kadınların tercih ettiği renkleri, erkeklerin kullanması da mekruhtur. 
e) Haram olan giyinme: 
1-Kadın ve erkeklerin tesettüre uygun olmayan bir elbise giymesi. 
2-Kadın ve erkeklerin yabancı milletlere mahsus bir elbise giymesi. 
3-Kadınların erkeklere mahsus, erkeklerin kadınlara mahsus elbise giymeleri. 
4-Erkeklerin ipekli elbise giymeleri, altın ve gümüşü ziynet eşyası olarak kullanmaları.

        E-Süslenme: 
Îtidal dîni olan İslam, insanların yaratılıştan varolan özellik ve güzelliklerini belirli hale getiren süsü, boyamayı, takınma ve giyinmeyi bazı kayıtlarla mübah kılmıştır. Ancak fıtratı, yaratılıştan verilmiş özellik ve şekilleri değiştirme anlamında süs, makyaj ve değiştirmeleri yasaklamış ve bunları şeytânî saymıştır. Çünkü şeytan şöyle demişti: ”Şüphesiz onlara emredeceğim de, Allah’ın yaratışını değiştirecekler. ”(Nisa: 19) . 
Yaygın olan bazı süslenme ve değiştirme çeşitlerini sıralayalım: 

1-Dövme yaptırmak ve dişlerin şeklini değiştirmek: 

Hz. Peygamber, vücuduna dövme yaptırana ve yapana, (normal) dişlerini yontarak şeklini değiştiren ve bunu yaptırana lânet etmiştir. (Müslim) . 
Tıbbî ve estetik bakımdan normal olan dişleri, moda olan şekle uydurmak için söktürüp yaptırmak caiz değildir. Gerek iğne batırıp, açılan deliklere boyalı maddeler dökerek yapılan dövme ve gerekse diş minelerini mahveden yontma işinin, sağlık yönünden de zararlı olduğu bilinmektedir. 

2-Estetik ameliyatı yaptırmak: 

Büyük paralar harcayarak burun, çene, göğüsler gibi uzuvların şeklini değiştirmekten ibaret olan estetik ameliyatının da, yukarıda geçen âyet ve hadislerin şümulüne girdiği anlaşılmaktadır. Bunun yaratılışı beğenmeme olduğu açıktır ve lânetliler içerisindedir. Ancak insanı aşağılık kompleksine iten, toplum içinde mânen işkence çekmesine sebep olan bir 
anormallik veya fazlalık olursa, bunun giderilmesi tedâvî mahiyetindedir. Peygamber Efendimiz: ”Güzellik için dişlerini seyrekleştirenleri lanetlemiştir. ”(Buharî) . Burada geçen “güzellik için”kaydı, bir ihtiyaç sebebiyle yapılan ameliyeleri istisna etmektedir. 

3-Kaş aldırmak: 

          Rasulü Erkemin lânetine kaş aldıran ve alanlar da dahildir. Kaş aldırmak, kaşın kıllarını yolarak iyice inceltmek ve kaşı yukarıya almak suretiyle yapılmaktadır. Bu da yaratılışı değiştirme mahiyetindedir. Ancak kadının yüzünde biten kılları aldırması ve kocasının izniyle normal makyaj yapması bazı İslam âlimlerince caiz görülmüştür. 

4-Peruk takmak:

       Rasulüllahın yasakladığı ve lânetlediği şeylerden biri de, saçı dökülen veya dökülmeyen kimselerin başına, başkalarının saçlarını koymaları veya bunları eklemeleridir. (Buharî) . 
Saç takma ve eklemede, hem tabîî şekli değiştirmek, hem de karşıdakini yanıltmak, ona genç görünmek vardır ki, İslam bunları hoş görmemiştir. Ancak ipek veya yün iplikleri örgü yapıp eklemek, aynı manada olmadığı için caiz görülmüştür. 

5-Saç ve sakalı boyamak: 

        Peygamber Efendimiz zamanında Yahudî ve Hrıstiyanların yaşlıları, ağa-
ran saç ve sakallarını boyamazlardı. Onlara benzemesinler diye yaşlı sahabeler, saç ve sakallarını boyamaya
teşvik edilmişlerdir. (Buharî) . 
Boyanın rengi üzerinde durulmuş ve siyaha boyamanın yaşlılar için cevazı tartışılmıştır. Kına kırmızısı, ve kırmızı-siyah karışımı nebâtî boyalarla boyamak ittifakla caizdir. Kadınların siyaha boyamaları genellikle caiz görülmüştür. Peygamberimizin, kâfirlere benzememek için saç ve sakal boyama emri “teşvik”olarak anlaşılmış, bu sebepleHz. Ebu Bekir, Ömer gibi sahabeler boyamış, Hz. Ali, Übey, Enes gibi sahabeler boyamamıştır. 

6-Sakal bırakmak: 

        Rasulüllah(s. a. v. ) : ”müşriklere muhalefet edin(benzemeyin) , sakalı bırakın, bıyıkları kırpın. ”buyurmuştur. (Buharî) . Bu ve benzeri hadislerle tatbîkâta bakan âlimlerin çoğunluğu, sakalı tıraş etmenin haram olduğu neticesine varmışlardır. Kadı İyaz, bunun mekruh olduğunu söylemiştir. Aynı mahiyette olan boyama emrini yerine getirmenin farz, terkinin haram sayılmaması, bu görüşü destekler. Muâsır âlimlerimizden Yusuf el-Kardavî de mekruh olduğu görüşünü benimsemiştir. 
Bazı çağdaş âlimler, sakal bırakmanın bir âdet meselesi olduğunu düşünerek, mübah olduğunu söylemişlerdir. 

7-Kadınların saçlarını  kestirmesi: 

         Kadınların, erkeklere benzemek veya saçlarını satmak maksadı ile
saçlarını kestirmeleri caiz değildir. Ancak hayat kurtarma ve sağlık nedenleri ile kestirilebilir. Nitekim Molla Hüsrev, insan saçının satılmasının fasit olduğunu söylemiştir. Çünkü insan mükerrem bir varlıktır. İnsanın uzuvları da mükerremdir. Bazan kadınlar saçlarını satmayı düşünmediği halde, kuaförde bıraktığı saçları, başka-
ları tarafından alınarak satılabilmektedir. Bu hususta da dikkatli olmak gerekir. 
Bir kadının saçını, her hangi bir hastalık sebebiyle iyi olacağı düşüncesiyle kestirmesinde bir sakınca yoktur. Ayrıca saçını düzeltmek amacı ile yanından yönünden alınması da haram değildir. Kısaca kadının saçını kestirmesi şu üç sebeple haram olur: 
a) Erkeklere benzemek. Kadın, saçını hangi düşünceyle kestirirse kestirsin, erkeklerin traşına benzerse, 
haram olur. Çünkü kadınların erkeklere  özenmesi, benzemesi haramdır. 
b) Satmak amacı ile saçını kestirmek. 
c) Yabancı milletlere benzemek amacı ile saçını kestirmek. 
Ayrıca kadın saçını (namahrem) birine kestiremez. Çünkü yabancı birinin onun saçını görmesi haramdır. 

8-Kadınların umumî hamamlara gitmesi: 

        Kadınların umumî hamamlara gitmesinin bir çok açıdan
doğru olmadığı açıktır. Çünkü umumî hamamlara her türlü insan gelmektedir. Bunlar içerisinde inanan, inanmayan, iffetli iffetsiz her türlü kadın bulunabilmektedir. Bu kadınlar, iffetli hanımların hallerini şurada burada vasfedebilirler. Ayrıca böyle yerlerde tesettürün gözetilmediği de bilinmektedir. 
Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: ”Allah’a ve âhiret gününe îman eden bir kimse, hanımını hamama göndermesin. ”(Nesaî) . Bir başka hadiste: ”Erkekler hamamlara örtüsüz girmesin. Hasta veya loğusa kadınlardan başka kadınları da, hamama girmekten menediniz. ”(İbni Mace) , ”Evinden başka bir yerde, elbisesini çıkaran kadının üzerinden. Allah örtüsünü kaldırır. (Ahmed b. Hanbel) . 
Bu hadislerden anlaşıldığına göre kadınların önemli bir sebep olmadan hamama gitmeleri caiz değildir. Ayrıca gelip geçenlere karşı avret yerlerini gösteren ve plajlarda vücutlarını, aç gözlere takdim eden kadınların durumunun İslam’dan ne kadar uzak olduğu açıktır.  Günümüzde erkeklerin de hamamlarda tesettüre riâyet etmedikleri görülmektedir. Böyle olunca ya bu ahlaksızlığa manî olmak yada bu gibi yerlere hiç gitmemek gerekir. Kötülüğe mânî olamayanlar en azından kötülükten uzak durmak zorundadırlar. 
 
9-Kolonya kullanmak: 

       Kolonya kullanmanın hükmünü tesbit etmek için, önce kolonyanın hangi maddelerden yapıldığına bakmak gerekir. Eğer kolonya üzüm ve hurmadan yapılmışsa, bunu kullanmak caiz değildir. Zira şarabı içmek haram olduğu gibi, ondan yapılan kolonyayı kullanmak da haramdır. 
Üzüm ve hurma dışında kalan maddelerden yapılan ve kullanıldığı zaman azı veya çoğu sarhoşluk veren şeylerin necis olduğuna dair kesin bir delil yoktur. Ebu Hanife ve Ebu Yusuf’a göre, üzüm ve hurmanın dışında kalan ve sarhoşluk veren maddelerin içilmesi haram olmakla beraber, bunların kendileri necis değildir. Elbiseye döküldüğü zaman, namaza mânî olmaz. Merhum Elmalılı Hamdi yazır, şaraptan(üzüm) mamul olmayan isbirto, bira ve benzerlerinin elbiseye dökülmesi halinde namaza mani olmayacağını söylemiştir. 
Netice olarak isbirto ve kolonya, pahalıya malolduğu için şaraptan yapılmamaktadır. Asıl maddeleri şeker kamışı, patates, bazı ağaçlar, mısır vb. dir. Şu halde kolonyanın tedâvî, temizlik ve pis kokuların giderilmesi gibi maksatlarla kullanılması caiz olup, elbiseye dökülmeleri namaza mani olmaz. Ancak sarhoşluk verdikleri için içilmeleri haramdır. Bu Hanefilerin görüşüdür. 
Diğer bazı müctehitlere göre kolonyanın hem içilmesi, hem dekullanılması caiz değildir. Çünkü sarhoşluk veren her şey madden ve mânen necistir. 
İhtilaftan kurtulmak için, ihtiyaç olmadan kolonya kullanmamak daha iyidir. İhtilaflı konularda karşı görüşlere saygılı olmak esastır.