İslamiyat Kategori
Ev ve Eşyalar
EV VE EŞYALAR

İÇİNDEKİLER

A-Evin insanlar için önemi
B-Evde bulundurulması ve kullanılması yasak olan şeyler
a) Altın ve gümüş kaplar, ipek sergiler
b) Heykel bulundurmak
c) Resim ve hükümleri
d) Fotoğraf ve hükümleri
e) Köpek beslemek
C-Ev hususunda dikkat edilmesi gereken bazı hususlar


EV VE EV EŞYALARI İLE İLGİLİ HELALLER HARAMLAR

A-Evin insanlar için önemi: 
Her canlının bir yuvası, bir evi vardır. İnsanların yuvası da evidir. İnsanın bütün yorgunluklarını attığı
ve kendini tamamen hür hissettiği yer evidir. Kur’an’da şöyle buyuruluyor: ”Allah size evlerinizi, dinlenme yeri kıldı. ”(Nahl: 80) . Sevgili Peygamberimiz de: ”Dört şey mutluluk vasıtalarındandır: İyi eş, geniş ev, İyi komşu ve rahat binek. ”(İbni Hıbban) . Görüldüğü gibi ev, mutluluk vesilesidir. 
Müslümanın evi temiz, düzenli ve ihtiyacı karşılayacak ölçüde olmalıdır. Kur’an’da şöyle buyuruluyor: 

“De ki, Allahın kulları  için yarattığı güzellikleri. . kim haram kılmıştır. . ? ”(A’raf: 329) . Bu âyet evin, çiçekler, nakışlar ve şekillerle süslenmesini caiz kılmaktadır. Peygamber Efendimiz: ”Allah güzeldir güzeli sever, temizdir temizi sever, cömerttir cömertliği sever. Evlerinizi temizleyiniz, Yahudilere benzemeyiniz. ”(Tirmîzî)  buyurmuştur. Ancak evin süslenmesine izin verilmesi mutlak değil, bazı kayıt ve şartlar da vardır: 

B-Evde bulundurulması ve kullanılması yasak olan bazı şeyler: 

a) Altın ve gümüş kaplar, ipek sergiler yasaklanmıştır: 

Sahabeden Huzeyfe(r. a. )  şöyle diyor: ”Rasulüllah bizim altın ve gümüş kaptan yiyip içmemizi, ipek giymemizi ve ipek sergi üzerinde oturmamızı yasakladı ve şöyle buyurdu: Bunlar dünyada kâfirler, âhirette ise bizim içindir. (Buhârî).
Bu hadis, altın ve gümüşün kap kacak, ipeğin de sergi vb.  olarak kullanılmasını, erkek kadın bütün müslümanlara haram kılmaktadır. İmam Gazâlî, bu mâdenlerin ekonomik hayattan çekilerek evde kullanılmasının topluma zararını; şehrin vâlisini, çöpcülükte kullanmaya benzetmiştir ki, bu onu hapsetmekten daha kötüdür. 
Kullanılması haram olan bu şeylerin, hediye veya süs eşyası olarak alınması da haramdır. Kaplar ve süs eşyaları ile ilgili bu yasak, kadın ve erkeklere şâmildir. Ancak kadınlar, altın ve gümüşü kendileri için süs eşyası olarak kullanabilir, ipek elbise de giyebilirler. 
Bu yasağın sebepleri; israfı önlemek, toplumu ekonomik sıkıntıdan kurtarmak, fakirlerin zenginlere kin ve nefret duymalarına fırsat vermemektir. Çünkü altın bütün dünyada geçerli bir paradır. Bu paranın, kap kacak olarak kullanılması, toplumu sıkıntıya sokar. 

         b) Evde heykel bulundurmak haramdır:

Peygamber Efendimiz: ”İçinde heykel bulunan eve, melekler girmez. ”, (Buharî) , ”Kıyamet günü, azâbı en şiddetli olacaklardan biri de, bu sûretleri(resim, heykel)  yapanlardır. ”(Buharî) . buyurmuştur. Bu hadisler müslümanın evinde heykel bulundurmasına ve heykel yapmasına mânîdir. 
Heykel yapmanın ve evde heykel bulundurmanın haram kılınmasının hikmetine gelince: 
1-Çeşitli devir ve çevrelerde heykele tapıldığı için, bu hatırayı silerek, tevhit inancını korumak. 
2-Heykeltraşların, yaratma vehmi gibi, kula yakışmayan duygu ve düşüncelere kapılarak günah işlemesini önlemek. 
3-Heykel yapımının bir sınırı bulunmadığından, çıplak kadınlar, sahte tanrılar, dînî semboller gibi, İslâma zıt şeylerin, heykelleştirilmesine mânî olmak. 
4-Faydasız ve gereksiz sarfı, israfı, lüksü ortadan kaldırmak. 
Bazı kimseler, heykel yapmayı büyüklere saygı ve kahramanların hatıralarını ebedîleştirmek gâyelerine bağlayarak, heykeli savunmuşlardır. Bunlara karşı şunlar söylenebilir: 
a) Her zaman ve her yerde bu gibilerin heykelleri yapılmamıştır. Âdî, alçak, zâlim, müstebit ve sahte kahramanların da heykelleri yapılmış, bu vâkıa söylenen hikmetleri ortadan kaldırmıştır. 
b) Müslümanların dünyada ebedîleşmek gibi bir gâyesi yoktur. Mü’min, Fahr-i kâinâtın sohbetinde, Cemâl-i ilâhînin seyrinde, sonsuz mutluluklara ereceğini umduğu ebedî âlemlerin hasretini çeker. 
c) İslam’da hizmet Allah rızası için yapılır ve hizmet eden bu niyeti bozulmasın diye teşhirden kaçınır. 
İslam’da güzel sanatların, heykelden başka sahaya yönelmesinin sebebini de, yukardaki maddelerde sayılan hususlarda aramak gerekir. Bu konuda Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur. ”Hrıstiyanların Meryem oğlu Îsâ’yı övdükleri gibi, beni övmeyiniz. Yalnız Allah’ın kulu ve Rasulü deyiniz. (Buhârî) . Ashab-ı Kiram, Rasulüllaha saygı göstermek için ayağa kalktıklarında: ”Acemlerin birbirini ta’zim için ayağa kalktıkları gibi siz de kalkmayınız. ”(Ebu Davut)  buyurmuştur. Ölümden sonra da kendini anarken, haddi aşmaktan ümmetini sakındırmış ve şöyle buyurmuştur: ”Mezarımı bayram yeri gibi yapmayınız. ”Ayrıca bir duâsında: ”Allah’ım mezarımı, ibadet edilen bir put yapma”demiştir. (Muvatta) . 
Kısaca bir kimseyi ebedîleştirmek için heykelini yapmaya gerek yoktur. Sevgili Peygamberimiz, ashab-ı kiram, İslam büyükleri, bütün müslümanların kalbinde taht kurmuş ve ölümsüzleşmişlerdir. Buların hiç birinin heykeli de yoktur. 
Oyuncak heykel yapmaya, almaya, satmaya izin verilmiştir. Çocukların oynadığı bebek, hayvan vb.  oyuncaklar, heykel mânâ ve mahiyetinde olmadıkları için, caiz görülmüştür. Nitekim Hz. Âişe’nin, ilk evlilik yıllarında çocuk arkadaşları ile, bu neviden oyuncaklarla oynadığını, Peygamberimiz görmüş ve tasvip etmiştir.
 
c) Resim ve hükümleri: 

Heykel şeklinde olmayan kağıt, sergi, örtü, duvar gibi yerlere yapılan resimler hakkındaki hadisler, bunun mutlak olarak haram veya helal olduğunu göstermiyor. Resim konusuna, ressam veya resmi kullananın maksadına, kullandığı yere göre çeşitli hükümler gösteriyor: 
1-Mukaddes sayılan, tapılan, ulûhiyet izafe edilen şeylerin resimlerini yapmak ve kullanmak haramdır. 
Haram olmada ve günahta en şiddetli olan resimler; Allahtan başka kendilerine ibadet edilenlerin resimleridir. 
Hrıstiyanların, Mesih’in resimlerini yapmaları gibi. Bu tür resimleri yapan da, eğer bilerek yapıyorsa küfre kadar gider. Böyle resimlerin mücessem olanları, daha fazla günahtır. Hangi şekilde olursa olsun, bu resimlere saygı dösteren, ta’zim eden de, bu günaha iştirak etmiş olur. 
2-İslâmî ahkam ve Ahlâka aykırı olan çıplak insan ve benzerlerinin resimlerini yapmak haramdır. 
3-Resmi, Allah’ın yarattıkları gibi kendisinin de yaratabileceğini vehmederek yapmak, bunu iddiâ etmek kişiyi küfre götürür. 
4-Zalim, fasık ve kâfir olan kimselerin resimlerini yapmak ve kullanmak mekruhtur. 
Bunların dışında kalan resimlerden canlılara ait olmayanları mübahtır ve yapmak ve kullanmak serbesttir. Nitekim İbni Abbas, bir ressama resim yasağını naklettikten sonra şöyle demiştir: ”İlle de resim 
yapacaksan, ağaçların ve ruhu olmayanların resimlerini yani manzara resimleri yap.”
6-Canlıların resimlerine gelince, hadislerden bir kısmı Peygamber Efendimizin bunları tasvip etmediğini, diğer kısmı ise çiğnenen sergide, yaslanılan yastıkta, oturulan minderde…olduğu zaman caiz gördüğünü ifade etmektedir. Bunlardan çıkan netice; böyle resimlerin-dînî bir takdir ve ta’zime götürmedikce-caiz olduğudur. Titizlik gösterilen nokta, Tevhîdin korunmasıdır. İmam Tahavî’nin çu ifadesi bu anlayışı destekliyor: ”Rivayet ettiğimiz hadisler, elbise üzerindeki resimleri, yasaklanan resimlerin dışına çıkarmaktadır. Yasaklanan resimler, Hrıstiyanların kilise duvarlarına yaptıkları veya bezlere yapıp astıkları resimler kabilindendir. (Ş. Maân’ilÂsâr) . 
Resim hakkındaki hadislerden anlaşıldığına göre, Rasulüllah önceleri Tevhid inancı ruhlara yerleşinceye kadar, resim hakkında titiz davranmış, sonraları mahzuru olmayan noktalarda ruhsat vermiştir. 
Bazı âlimler canlı cansız ayırımını göz önüne alarak, mücessem (üç boyutlu)  olmayan veya hayatî bir uzvu eksik bulunan resimeri de cansızlara katmış ve caiz görmüşlerdir. Çünkü bunların mezkur şekil ve eksiklikleri içinde canlı olmaları mümkün değildir. Saygı duyulan varlıkların resimleri eksik ve kusurlu yapılmaz. Resmi ve sûreti kakir görmek, onu mübah kılar. 

d) Fotoğraf ve hükümleri:
 
Bilinen fotoğraf makinesı veya kamera ile çekilen fotoğrafların hükmüne gelince: 
1-Mücessem (üç boyutlu)  olmayan resimleri, yasaklar içine sokmayan âlimlere göre, fotoğraf çekmek ve kullanmak caizdir. Yarım ve eksik olanların cevazı, daha da kuvvetlidir. Ancak fotoğrafın konusu, maksadı yine önemini muhafaza etmektedir. Çıplak veya açık kadın erkek fotoğrafları ile, Hristiyan azizlerine veya benzerlerine âit fotoğraflar haramdır. 
2-Haram olması için mücessem şartını koşmayan âlimlerden bir kısmı, fotoğrafta-ressamın yaptığı resimde mevcut-vasıfları bulamadıkları için, bunu caiz görmüşlerdir. Bir kısım âlimler ise; kimlik, pasaport, tapu vb. yerlerde kullanılmak üzere fotoğraf çektirme ve kullanmanın bir ihtiyaç olduğunu göz önünde bulundurarak caiz görmüşlerdir. Çünkü”Hacet, umumî olsun, hususî olsun, zaruret menzilesine indirilir. ”fıkıh kâidesi meşhurdur. 
İslam’da ressamlık ve fotoğrafcılık mesleğinin hükmü de, yukardaki açıklamalardan anlaşılacaktır. Yani kullanılması caiz olan bir resim veya fotoğrafı yapmak ve satmak da caizdir. Yine kullanılması caiz olmayan bir resim ve fotoğrafı yapmak, çekmek, satmak da caiz değildir. Ölümsüzleşmek amacı ile, heykellerini caddelere, sokaklara diktiren kimselerle, bunları yapanlar, günahta ve haram işlemekte, küfre düşenlerden bir derece aşağıdır. Heykel yapmak ve bu işi meslek edinmek ise, kesinlikle haramdır. 

e) Köpek beslemek:
 
Rasulüllah şöyle buyuruyor: ”Av, tarla, bahçe ve sürü köpekleri müstesna olmak üzere, köpek besleyenlerin sevabından her gün bir (kırat) miktar eksilir. (Buharî) . Köpek bulunan eve, meleklerin girmediğini bildiren hadisler(Ebu Davut)  de yukardaki hadise eklenince, çıkan netice şudur: Korunma ve avlanma gibi bir ihtiyaç bulunmadan, evlerde köpek beslemek yasaklanmıştır. Çünkü: 
1-Köpek besleyecek kadar imkanı olanların, bakım ve harcamalarına yoksul ve kimsesiz insanlar daha layıktır. 
2-Tıbbın kesin açıklamalarına göre, köpeklerden insanlara geçen bir çok tehlikeli hastalıklar vardır. 
3-Köpek, yoldan gelip geçenleri, müsafiri ve bir şey istemek için eve gelenleri korkutur ve rahatsız eder. Müslümanın müslümanı, korkutması yada korkmasına sebep olması caiz değildir. 
Bununla beraber zararı olmayan köpekler öldürülmez, her canlıya merhamet edilir ve kişi bundan dolayı sevap kazanır. Bir kuyunun başında susuzluktan ölmek üzere olan bir köpeğe su veren günahkârın, ilâhî afve mahzar olduğunu Rasulüllah haber vermiştir. 
Peygamber Efendimiz ihtiyaç olmadan evde köpek beslemeyi yasaklamıştır. Buna rağmen bazı kimseler, evlerinde köpek beslemek suretiyle hem günaha giriyorlar, hem de bir çok fakir ve yoksul kimselerin nefret ve düşmanlığını kaznıyorlar. Bu kimseler, yakın akrabalarını, yoksulları, kimsesizleri ihmal ediyorlar da, süs köpeklerinin ihtiyaçlarını yurt dışından da olsa karşılamayı ihmal etmiyorlar. 
Evde köpek beslemenin sakıncalarını yukarda kısaca açıkladık. Peygamber Efendimiz buyuruyor ki: 
”Köpek birinizin kabını yalarsa, o kabı biri toprakla olmak üzere yedi defa yıkasın. ”(Buharî)  
Bir başka hadiste: ”Cebrail bana gelerek dediki; dün sana geldim fakat kapıda heykeller, üzerinde resim bulunan bir örtü ve köpek olduğu için içeri girmedim. Heykelin ağaca benzemesi için başının kesilmesini, örtünün üzerine yaslanılan yastık yapılmasını ve köpeğin uzaklaştırılmasını istedi. ”demiştir. (Ebu Davut) . 
Kısaca bir zaruret olmadan evde köpek bulundurulmamalı, bir zaruret sebebiyle bulunduruluyorsa, köpek evin içine alınmamalı, çocukların onlarla haşir neşir olmalarına izin verilmemelidir. 

C-Ev hususunda dikkat edilmesi gereken bazı hususlar: 

1-Müslümanın evi; banyo, tuvalet ve mutfağının yanında en az üç odalı olmalıdır. Bunlar olmadan İslâmî kuralların gözetilmesi  çok zordur. 
İslam âilesinde karı-koca, erkek ve kız çocuklar için  ayrı ayrı odalar olması gerekir. Peygamber Efendimiz temyiz çağına gelen erkek ve kız çocuklarının odalarının ayrılmasını istemiştir. Müslüman en geç haftada bir kere banyo yapacaktır. Tuvalet ise tabîî bir ihtiyaçtır. 
2-Evin çevresi de önemlidir. Atalarımız: ”Ev alma komşu al”demişlerdir. Çocukların ahlâkına, yaşayışına en çok etki eden faktörlerden biri de çevredir. Eğer çocuklarımızın güzel ahlaklı ve terbiyeli olmasını istiyorsak, iyi bir çevreden ev almamız gerekir. İyi komşu aynı zamanda mutluluk vesilesidir. 
3-Evin mefruşatı (döşenmesi) : İslam âilesinde evin düzeni ve mefruşatı da önemlidir. Müslümanın ev içerisindeki ihtiyaçlarını karşılayan döşeme, şüphesiz şark usulü döşemedir. Fakat maalesef her hususta olduğu gibi, bu hususta da yabancı milletler taklit edilmekte ve batı usulü döşemeye önem verilmektedir. Bir çok kimseler, evlerine ayakkabı ile girmekte, onların âdetlerine özenmektedir. 
3-Evin mahremiyeti, tecessüse imkan vermeyecek şekilde sağlanmalı, ses ve görüş tecridine dikkat edilmelidir. Yani içerden, dışarıya ses geçmemeli, dışardan da içeri görülmemelidir. 
4-Balkon inşasında, komşu mahremiyetini ihlal etmemek ön planda olmalı, çamaşır kurutmak için özel bir yer yapılmalıdır. 
Netice olarak müslümanın evi temiz, geniş, güzel ve modern olmalıdır. Ancak İslâmı rahatlıkla yaşamaya müsait bir şekilde yapılmasına dikkat edilmelidir. Müslüman her şeyin en iyisine layıktır. Lüks ve israfa kaçmamak şartı ile en güzel ve en rahat evde oturmak, herkesten çok müslümanın hakkıdır. Önemli olan evimizde İslâmî düşüncenin hakim olası ve İslamî yaşamamıza imkan veren bir planda yapılmasıdır.