İslamiyat Kategori
Miras Hukuku
İÇİNDEKİLER

a) Techiz
b) Ölünün borçlarını vermek. 
c) Ölünün vasıyyetinin yerine getirilmesi
d) Varislere mirasın dağıtılması. 
A-Ashab’ül-feraiz
B-Asabe
C-İslamda mirasın önemi. 


       MİRAS HUKUK (TERİKE)
        İslam hukukunda terike, ölünün geride bıraktığı ve mirascılarına intikal eden şeyler olarak kabul edilmiştir. Bir kimse öldüğü zaman, terîke üzerinde bir takım haklar ve görevler meydana gelir. Bunlar;  ölünün techizi, borçlarının ödenmesi, vasiyetinin yerine getirilmesi ve kalan malın mirascılar arasında taksimidir. 

        a) Techiz: Techizden maksat, ölüyü kefenlemektir. Kefen erkekler için üç, kadınlar için beş parçadır. 

        Kumaş veya bez, ne çok pahalı, nede çok âdî olmalıdır. Orta derecede bir kumaştan olması iyidir. Günümüzde kefen dışında kalan meşru defin masraflarını da, techiz içinde mütalaa etmek gerekir. Bir kimse öldüğü zaman terike ile yapılacak ilk iş budur. 

b) Ölünün borçlarını vermek: Ölünün zimmetindeki borçlar, ya Allah’a karşıdır, yahutta kullara âittir. 

1-Zekat, kefaret, adak gibi Allah’a karşı olan borçlar, Hanefilere göre ölünce düşer. Bunların terikeden ödenmesi gerekmez. Ancak vasıyyet etmişse, terikenin üçte birinden ödenir. 
Müctehitlerin çoğunluğuna göre bu borçların, terikeden ödenmesi gerekir. Çünkü bunlar, ölünün borçlarıdır, nimetin külfeti kabilindendir. Niyete ve vasıyyete muhtaç değildir. İctimâî adâlet esası ile, af ve mağfiret ümidi göz önüne alınırsa “ödenmelidir”görüşünün, İslam’ın ruhuna daha uygun olduğu görülür.
 
2-Kul borcu, kesinlik  kazanmış veya hastalığında kuvvetli delillerle sabit olmuşsa, terikeden ödenir. Eğer borç hakkında kesin bilgi yoksa, en sonra ödenir. 

c) Ölünün vasıyyetinin yerine getirilmesi: Terike üzerindeki haklardan biri de vasıyyetin ifasıdır. 

         Vasıyyet: ölümden sonraya bağlı olmak üzere, teberru yolu ile, bir malı bir şahsa temlik etmek, bırakmaktır. Bu tanıma göre vasıyyet, ölüme bağlı bir tasarruftur. 
İslam’da vasıyyet müessesesi Kitap, Sünnet ve icma delillerine dayanmaktadır. Biz burada sadece sünnet delilinden bir örnek vereceğiz: Sa’d b. Ebî Vakkas’tan şöyle dediği rivayet edilmiştir: Şiddetlenen bir hastalığımdan dolayı Rasulüllah bana geçmiş olsuna geldi. Kendisine sordum: 
-Ya rasulellah hastalığım gürdüğünüz dereceye ulaştı. Ben mal mülk sahibi biriyim. Bir kızdan başka mirascım da yok. Malımın üçte ikisini vasıyyet edeyim mi? 
-Hayır. 
-Peki yarısını vasıyyet edeyim mi? 
-Hayır. 
-Öyleyse üçte birini? 
-Üçte biri mi?  Üçte biri de çoktur yahut büyük servettir. Varislerini geride zengin olarak bırakman, hal-
ka el açan fakirler olarak bırakmandan şüphesiz daha iyidir. ”(Buhârî) . 

Bu hadiste Rasulüllah vasiyeti, üçte birle sınırlamıştır. 

Vasıyyetin hükmü: 

1-Farz olan vasıyyet ve dede yetimi: İmam zuhrî, Taberî ve İbni Hazm gibi müctehitlere göre vasıyyet farzdır. Bunlar da teferruatta ihtilaf etmişlerdir. Bazılarına göre bir miktar malın vasıyyet edilmesi, bazılarına göre varis olamıyan hısımlara vasıyyet farzdır. 
Müctehitlerin ekseriyetine göre mutlak mânada veya mirascı olamıyan hısımlara vasıyet farz değildir. 
Ancak yerine getirilememiş olan Allah hakları ile, kimsenin bilmediği kul haklarının ödenmesini vasıyyet etmek farzdır. 
Son zamanlarda Mısır, Suriye, Irak medenî kanunları, bu ihtilaftan yararlanarak İbni Hazm’ın görüşünü tercih etmiş, dede yetimine vasıyyeti kânûnî ve mecbûrî hâle getirmişlerdir. 
2-Haram olan vasıyyet: Şarap alıp satmak, kilise, kumarhane yapmak gibi, İslam’a aykırı hususların vasıyyet edilmesi haramdır. 
3-Mekruh olan vasıyyet: Bırakılan malı günah ve sefahat yerlerine harcayacağı bilinen kimselere bir şey vasıyyet etmek mekruhtur. 
4-Mübah olan vasıyyet: Yabancı veya hısım zenginlere vasıyyet etmek mübahtır. 
5-Mendup olan vasıyyet: Müslümanların ferdî ve ictimâî, meşru menfeatlerine hizmet edecek iş ve yerlere vasıyyet etmek menduptur. Hastane, okul, yurt, yol, köprü yapımı gibi yerlere vasıyyet teşvik edilmiştir. 
Ancak Hz. peygamber bu hayır ve iyiliklerin ölmeden önce yapılmasının daha  üstün olduğunu söylemiştir. 

d) Vârislere mirasın dağıtılması: 

        Terike üzerindeki haklardan biri de, vârislerin hakkıdır. Bir kimse ölünce vârislerin, terike üzerinde birtakım hakları doğar. Muris, yani miras bırakan kimse, hiçbir mirascıyı, mirasından mahrum edemez. 
Mirascılar, vâris olma sıra ve derecelerine  göre, dokuz sınıftan oluşur. Biz bunlardan belirli hissesi bulunan(ashab-ı feraiz)  larla, asabe olanları kısaca açıklamaya çalışacağız. Diğer bilgiler için geniş fıkıh kitaplarına baş vurulmalıdır. 

A-Ashâb’ül-ferâiz: Kur’anda hisseleri bir bir açıklanan mirascılara ashâbül-ferâiz denir. Belirli pay sahibi olan “ashâ-bı feraiz”içinde, onbir çeşit hisse sahibi vardır. Bunlar: 

1-Koca: 
Kocanın mirasta iki hali vardır: 
a) Ölenin (karısının)  oğlu veya kızı; oğlunun …oğlu veya kızı ile beraber bulunuyorsa dörtte bir(1/4) hisse alır. 
b) Bunlardan hiç biri bulunmazsa ikide bir (1/2)  hisse alır. 
2-Karı: Karının da mirasda iki hali vardır: 
a) Ölenin(Kocasının) , oğlu veya kızı; oğlunun…oğlu veya kızı ile beraber bulunursa sekizde bir(1/8)  hisse alır. 
b) Bunlardan hiçbiri bulunmazsa dörtte bir(1/4)  hisse alır. 

3-Baba: Babanın mirasta üç hali vardır: 
a) Ölenin oğlu veya oğlunun…oğlu ile beraber bulunursa, altıda bir (1/6)  hisse alr. 
b) Ölenin kızı veya oğlunun kızı, oğlunun oğlunun …kızı ile beraber bulunursa, altıda bir ve kalanı alır. (1/6 ve K. )  
        c) Bunlar bulunmazsa asabe olur. Yani başka mirascı yoksa, mirasın tamamı, başka mirascı varsa onlardan kalanı babaya âittir. 
4-Dede: Dedenin mirasta dört hali vardır. Bunlardan üçü babanın durumu gibidir. Dördüncüsü ise, babanın bulunması halinde dedenin miras alamamasıdır. 

5-Ana bir kardeş: Ana bir kardeşler, kız olsun erkek olsun, mirasta üç halde bulunurlar: 
a) Ana bir kardeş; ölenin babası, dedesi, oğlu, kızı, oğlunun…oğlu veya kızı bulunursa, mirascı olamazlar. 
b) Ana bir kardeş, bir tane ise altıda bir (1/6) hisse alır. 
c) Birden fazla iseler, terikenin üçte birini eşit olarak paylaşırlar. Kız ve erkek bu durumda eşit hisse alır. 

6-Kız: Kızın mirasta üç hali vardır: 
a) Ölenin oğlu olmayıp bir tane kızı varsa, mirasın yarısını alır. (1/2) . 
b) İki veya daha çok kızı varsa ve oğlu da yoksa, mirasın üçte ikisini alırlar. (2/3) . 
c) Ölenin oğlu, kızları ile beraber bulunursa, bu takdirde kızlar bir, erkekler iki hisse alarak asabe olurlar. 
Yani diğer hisse sahipleri, miraslarını aldıktan sonra, kalanının ikisini oğlan, birisini kız alır. 

7-Oğlun kızı: Kız bulunmayınca, oğlun kızı onun yerine geçer. Çünkü onlarda “evlat”kelimesinin şumulüne dahildir. Bu hüküm icma ile sabittir. Mirasta oğlun kızlarının altı hali vardır: 
a) Ölenin kızları bulunmayıp, oğlunun bir kızı bulunursa, mirasın yarısını alır. (1/2) . 
b) Oğlun kızları budurumda birden fazla iseler, kızlarda olduğu gibi mirasın üçte ikisini (2/3)  alırlar. 
c) Ölenin bir kızı ile beraber bulunurlarsa; 
1-Bir veya daha fazla oğul kızı bulunursa, bunlar altıda bir (1/6) hisse alırlar.
2-Aynı derecede oğlun oğlu ile beraber bulunursa, asabe olurlar, Yani kalanı iki oğlan, bir kız olarak paylaşırlar. 
3-Hizasında ve kendisinden aşağı derecede bulunan erkek ile asabe olamıyan oğul kızı sakıt olur. Yani miras alamaz. 
d) Oğlun kızı, ölenin iki veya daha fazla kızı ile beraber bulunursa, sakıt olur. yani miras alamaz. 
e) Derecede eşit veya daha aşağıda oğlun oğlu, oğlunun…oğlu ile, oğul kızları asabe olurlar ve iki oğlan bir kız şeklinde miras alırlar. 
f) Oğul kızları, oğul ile veya derecede ölüye yakın erkek evlatla sakıt olurlar. Yani mirastan pay alamazlar. 

8-Ana-baba bir kız kardeşler: Ana-baba bir kız kardeşlerin beş hali vardır: 
a) Bir tanesi, mirasın yarısını alır. 
b) İki veya daha fazla olursa, mirasın üçte ikisini aralarında paylaşırlar. 
c) Ana-baba bir erkek kardeşleriyle beraber bulunurlarsa, erkek iki, kız bir şeklinde asabe olarak miras alırlar. 
d) Ölenin kızı veya oğlunun kızı, oğlunun oğlunun…kızı ile beraber bulunurlarsa asabe olup kalanı alırlar. 
e) Ana-baba bir kız kardeşler, oğul ile oğlun…oğlu ile, baba ve dede ile sakıt olur, mirastan pay alamazlar. 

9-Baba bir kız kardeşler: Ana-baba bir kız kardeşler bulunmazsa, baba bir kız kardeşlerin, onun yerine geçeceği hükmünde icma vardır. Baba bir kız kardeş mirasta yedi halde bulunur: 
a) Bir tane ise, mirasın yarısını alır. 
b) Birden fazla iseler, mirasın üçte ikisini alırlar. 
c) Ana baba bir kız kardeş, bir tane baba bir kız kardeşle beraber bulunuyorsa, altıda bir hisse alır. 
d) Ana-baba bir kız kardeşler, birden fazla iseler, baba bir kız kardeşler miras alamazlar. 
e) Baba bir kız kardeş, erkek kardeşle beraber bulunursa asabe olarak iki erkek, bir kız şeklinde miras alırlar. 
f) Ölenin kızı, oğlunun…kızı ile beraber bulunursa, asabe olurlar. 
g) Ölenin oğlu, oğlunun …oğlu, babası, dedesi, ana-baba bir erkek kardeşleri, asabe olan ana baba bir kız kardeşleri bulunursa, baba bir kız kardeşler sakıt olur, mirastan pay alamazlar. 

10-Ana: Ananın üç hali vardır: 
a) Ölenin oğlu, kızı, oğlunun. . oğlu veya kızı veya hangi taraftan olursa olsun, ölenin birden fazla kardeşiyle beraber bulunursa altıda bir(1/6)  hisse alır. 
b) Bunlar bulunmazsa üçte bir (1/3)  hisse alır. 
c) Bir tarafta baba, öbür tarafta koca veya karı ile beraber bulunursa, karı vaya koca hissesini aldıktan sonra, kalanın üçte birini alır. Bu durumda baba, asabe olarak kalanı alır. 

11-Nine: Ninelerin mirascı olmaları, sünnete dayanır. Ninenin iki hali vardır: 
a) Sakıt olmadıkları takdirde bir olsun, fazla olsun altıda bir hisse alır ve aralarında paylaşırlar. 
b) Şu durumlarda nineler sakıt olur, miras almazlar: 
1-Ana ile: Nine, ister ana, ister baba tarafından olsun, ana ile beraber olursa, miras alamaz. 
2-Baba ve dededen nineler, baba ve dede ili sakıt olur, miras alamaz. 
c) Derecede yakın olanlar, uzak olanları hacbeder; yani mirastan mahrum ederler. 

B-Asabe: 

Asabenin tanımı: Bir kişinin erkek vasıtası ile kendine bağlanan erkek hısımları ile, böyle kabul edilenlerdir. Ashâb’ül-faraiz, hisselerini aldıktan sonra, kalanı asabe olanlar alır. Birinci neviden mirascı yoksa, bütün miras, asabenindir. 

Asabe; binefsihî asabe, bigayrihî asabe olmak üzere ikiye ayrılır: 

a) Binefsihî asabe dört sınıftır: 
1-oğullar; oğul, oğlun oğlu, oğlun oğlunun…oğlu. 
2-Usul: Baba, babanın babası, babanın babasının…babası. 
3-Aslın füru: Yani baba tarafından erkek kardeşler ve bunların erkek çocukları. 
4-Dedenin fürûu: Yani amcalar ve onların erkek çocukları. 

b) Bigayrihî asabe: 
1-Oğul ile beraber bulunduklarında kızlar. 
2-Oğlun oğlunun…oğlu ile beraber, oğul kızları. 
3-Ana-baba bir erkek kardeşlerle beraber, ana baba bir kız kardeşler. 
4-Baba bir erkek kardeşlerle, baba bir kız kardeşler. 

C-İslam’da Mirasın önemi: 

İslam’da mirasın kaynakları Kur’an, Sünnet, icma ve sahabe ictihadına dayanır. Nisa sûresinin 11-12. âyet
lerinde miras hükümleri ve hisse sahipleri, birer birer açıklanmıştır. Yüce Allah bu âyetlerde, her hak sahibinin hakkını belirtmiştir. Her müslüman Kur’an’da belirtilen hükümlere gönülden îman eder. Bu hükümlerden birini inkar, kişiyi küfre götürür, dinden çıkarır. 
Peygamber Efendimiz, feraiz (miras hükümleri)  ile ilgili hikümlerin öğretilip unutulmamasını tenbih etmiştir. Hz. Peygamber, miras âyetlerini tefsir etmiş, tatbikatı göstermiş, âyetlerin temas etmediği bazı miras meseleleini kendisi belirlemiştir. 
İslam’ın miras sistemi kendine mahsus ve ilâhîdir. Bu sistemde akrabalar, yakınlık derecesine göre mirastan pay almakta ve böylece servetin birkaç kişinin elinde toplanmasını önlemekte ve akrabalık bağlarını diri tutmaktadır. 

Bugünkü medenî kanunla, İslam miras hukukunun bazı farklı yönleri: 

1-Bugünkü yürürlükte olan miras hukukunda, zümre sistemi kabul edilmiştir. Bunlardan birinci zümre ölenin çocuklarıdır. Erkek ve kız eşit pay alırlar. 
İkinci zümre, ölenin usûlü. Yani ana ve babasıdır. Birinci zümreden mirascılar varsa, ikinci zümreden olanlar, mirasdan pay alamazlar. Ana ve baba da, mirastan eşit pay alırlar. 
Üçüncü zümre, büyük baba ve büyük annedir. İkinci zümreden mirascı varsa, bunlar miras alamazlar. 
Dördüncü zümre, dede ve ninelerin ana ve babaları ile, bunların yalnız kendi çocuklarıdır. Üçüncü zümreden mirascı varsa, bunlar mirasdan pay alamazlar. 
İslam’da kişiler, yakından uzağa doğru akrabalık derecelerine göre mirastan pay  alırlar. Mirasta hak sahiplerini kısmen yukarda zikrettik. 

2-Diğer hususlar: 

          a) İslam hukukunda, kişi malının üçte birden fazlasını vasıyyet edemez. Üçte birden fazla olan vasıyyetin geçerli olması için, mirascıların rızası şarttır. Bugünkü sistemde, kişi malının istediği kadarını, vasıyyet edebileceği gibi, vârislerine de vasıyyet edebilir. İslam’da vârise vasıyyet yoktur. 
          b) İslam’da kişi, vârislerini mirastan mahrum bırakamaz. Bugünkü sistemde vârisler, mirastan mahrum bırakılabilir. 
          c) Bugünkü sistem, ana ve babayı ikinci, dede ve nineyi üçüncü derecede mirascı kabul etmiştir. İslam hukukunda ana ve baba dâimâ mirastan pay alır. 
  d) İslam’da nesebi sahih olmayanlar, babaya vâris olamazken, bugünkü sistemde mirascı olmaktadır
  e) İslam’da evlat edinme ve buna bağlı mirascılık yoktur, bugünkü sistem de vardır. 
  f) Bugünkü sistem, mirasta kadın ve erkeğe mirastan eşit pay vermiş, İslam ise erkeğe iki, kadına bir hisse vermiştir. 
  g) İslam miras hukukunda intifa hakkı yoktur, bu sistemde vardır.