İslamiyat

Ev Ve İslam

Tarih: 1 yıl önce

İslam dininde evin yeri ve önemi büyüktür. Çünkü hayatımızın büyük bir kısmı orada geçmektedir. Bu yüzden ev ile ilgili birçok emir ve yasaklar, yani yasalar, örf ve adet şeklinde yaptırıcı kurallar ve tavsiyeler, teşvikler vardır.

Evleri Allah’ın insanlara bağışladığı birer huzur bulma ve dinlenme yeri olarak tanımlayan Kur’ân-ı Kerîm’de[1] geçmiş kavimler anlatılırken yahut Câhiliye çağına ait bazı yanlış inançlar düzeltilirken veya istîzan (evlere girerken izin isteme) gibi bir hüküm ortaya konulurken evden söz edilir. Kur'ân-ı Kerim'de gerek tarihte ümmetlerin barındıkları yerlerden ve gerekse ahirette müminlerin kalacakları yerden söz edilirken hep "mesken" ifadesi kullanılmıştır.[2] Yine Süleyman (a.s)'in kıssasında sözü edilen karıncaların yuvası için de "mesken" tabiri kullanılmıştır.[3]

Hadislerde de ev ve ev hayatı ile ilgili konular çok geniş olarak geçmektedir. Hz. Peygamber (sav) kişilerin mesken sahibi olmasına büyük önem vermiştir. Bu sebeple: "Üç şey insanın saadetinden, üç şey de mutsuzluğundandır. İnsana mutluluk veren üç şey: İyi bir eş, geniş bir ev ve iyi bir binektir. İnsanın mutsuzluğuna sebep olan üç şey ise: Kötü eş, kötü ev ve kötü binektir" buyurmuştur.[4]

Meskenin iyi olması genişliğine, komşusuna, sosyal tesislere yakınlığına, yeni yerinin havadar, güneşli vs. olmasına, civarında mescid,  mektep, çarşı gibi kültürel ve iktisâdî tesislerin bulunmasına bağlıdır. Meskenin genişliği, içinde oturanların adedine bağlı olarak oda sayısının çokluğu ve odalarının genişliği ile ölçülür. Mesken sâde olmalı, inanç ve ahlâka zıt telkinlere sebep olan yabancı kültürü temsil eden tezyin unsurlarına yer verilmemelidir. Mesken gerek vüsat ve gerek tefriş yönüyle ihtiyacı taşıyıp isrâfa yer vermemelidir.

Meskenin kötülüğünden maksat ise, "darlığı ve istifade edilen bölümlerinin azlığıdır" buyurulmuştur.[5]

Ayrıca bir evin kötü oluşu ve saadet yuvası olamayışının sebepleri arasında; komşuların kötülüğü, ezan duyulamayacak veya cemaatle namaza iştirak edilemeyecek kadar mescide uzak oluşu ve havasının kötü olması, güneş alamaması gibi hususlar da sayılmıştır.[6] Yine Hz. Peygamber: "Eğer uğursuzluk denen bir şeyden söz edilecekse bu, şu üç Şeydedir: Ev, eş ve binek vasıtası" buyurmuştur.[7]

İslâm'da ev yapımı teşvik edilmiş ve Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: "Her kim bize memur olursa evlensin, hizmetçisi yoksa hizmetçi tutsun ve evi yoksa ev edinsin"[8]

Bir ihtiyaç yokken ev veya arsa satımı da hoş karşılanmamıştır. Resulullah (s.a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim bir ev satar da kıymeti ile bir benzerini satın almazsa o parada bir bereket yoktur"[9]. Aynı şekilde ihtiyaç yokken yapılan her bina, insan için bir vebaldir denmiş,[10] bina yapımına aşırı düşkünlük ise, kıyamet alâmetlerinden sayılmıştır.[11]

İslâm hukukunda kişiye tanınan temel hak ve hürriyetlerden biri de mesken hürriyetidir. Çünkü bir insanın hayatı, malı, namusu, şeref ve haysiyeti mesken ile muhafaza olunur. Öyleyse bunlar gibi, meskenler de taarruz ve tecavüzden masûndur. Meskenlere tecavüz, aynı zamanda hem hayata, hem namusa, hem hürriyete ve hem de mala tecavüzdür. Bunun içindir ki; bir kimsenin meskenine tecavüz etmek yahut iznini almadan bulunduğu eve, oturduğu odaya girmek yahut mesken içinde bulunan şeyleri öğrenmeye çalışmak, İslâm nazarında kötü bir hareket sayılıp şiddetle yasaklanmıştır.

Resül-i Ekrem (sav) evlerin önlerinin ve sokakların temiz tutulmasını emretmiş, daha çok el sanatlarıyla uğraşan Medine yahudilerinin sanayi artıklarını ortada bırakmalarından olsa gerek bu konuda müslümanların onlara benzememesini istemiştir.[12] Ayrıca bir hadisinde de kaldırılmayan çöplerin şeytanların toplantı yeri olacağını belirterek[13] mü’minleri evlerini ve sokakları temiz tutmaya teşvik ettiği görülmektedir.

Hz. Peygamber'in hadislerinde insanı mutlu eden üç şeyden biri olarak evle birlikte komşu da sayılmaktadır.[14] Türkçe'deki, "Ev alma, komşu al" atasözü, "Evden önce komşu, yoldan önce arkadaş" şeklinde Araplar'da da mevcuttur. Bu ifade hadis olarak da rivayet edilmiştir.[15]

Evin komşunun rüzgârını kesecek şekilde inşa edilmemesi, şüf’a hakkı, komşunun evini bitişik yapmasına ve duvara mertek koymasına izin verilmesi, yemek kokusu vb. yollarla komşuların rahatsız edilmemesi, ödünç bir şey istendiğinde verilmesi, komşu açken tok yatılmaması, kişinin kendisi için istediği şeyi komşusu için de istemesi İslam'ın bu konudaki önemli prensiplerindendir. Bu bahisler komşuluk ilişkilerinde de hatırlanmalı ve “Din muameledir” hakikatine göre yaşanmalıdır.

 

 



[1] Nahl 16/80.

[2] et-Tevbe, 9/24, 72; İbrahim,14/37; en-Nahl,16/80; Tâha, 20/128; el-Kasas, 28/58; es-Secde, 32/26; es-Sebe; 34/15; el-Ahkâf, 46/25.

[3] en-Neml 27/18.

[4] Ahmed, Müsned, I,168; III, 407.

[5] Hâkim, el-Müstedrek, II, 162.

[6] Şamil İslam Ansiklopedisi Mesken md. Naklen bkz. Ali Şafak, İslâm Hukuku Açısından Şehircilik ve Aile Meskeni Problemi, İlâhiyat Fak. Dergisi, Erzurum 1982, s. 14.

[7] Buhâri, Cihad, 47; Müslim, Selâm,1 I8, 119; Tirmizi, Edeb, 58; İbn Mâce, Nikâh, 55.

[8] Ebu Dâvud, İmâre, 10; İbn Mâce, Ruhn, 24; Ahmed 6. Hanbel, Müsned, III, 467.

[9] İbn Mâce, Rühûn, 24.

[10] Ebu Dâvud, Edeb, 160,

[11] Buhâri, İsti'zân, 53.

[12] Tirmiz i, "Edeb", 4 1; İbn Ebü Şeybe, V, 264 ; Müttakı el-HindT, Y0/, 388

[13] Müsned, V, 262.

[14] Müsned, III, 407.

[15] Aclüni, Keşfu’l Hafa, I, 204-205.