Bilme

İnsanların varoluş amacı, Allah’ı bilmek, sevmek ve O’na itaat ederek yaşamaktır. Kayıtsız ve şartsız O’na teslimiyet, O’na boyun eğme ve uyma.”Marifetullah-Allah’ı bilme”, “Muhabbetullah- Allah’ı sevme” ve “Ubudiyyet-Kulluk” dediğimiz işte budur. 

 

Bu kavramlar, hiç şüphesiz birbirleriyle yakından alakalıdır. Yani marifetullah olmadan muhabbetullah olmaz.  O olmadan da ubudiyet / kulluk tam yapılamaz. Öyleyse her işin başı dönüp dolaşıp yine ilme geliyor.  O yüzden, “bilenlerle bilmeyenler bir olmaz” denilmiştir. 

 

Allah’ı bilmenin birçok yolu varsa da bunların hepsini üçte toplamak sanırım mümkündür. 

 

1. Kur’an’ı anlayarak okumak.  Çünkü bütün isimleri, sıfatları ve fiilleri ile Rabbımız kendisini bize en açık şekilde orada tanıtıyor.  

 

2. Kainat kitabını ibret ve tefekkürle okumak, yaratılanlar ve olaylar üzerinde derin ve engin olarak düşünmek. Eskilerin ifadesiyle “eserden müessire” ulaşmak. Allah’tan en fazla alimlerin saygı duyması gerçeğinin altında yatan bu olsa gerek. 

 

3. Allah’ı çok çok zikretmek. Yani zikir ve başka bazı metotlarla kalbin bilgi kanallarını açmak, sırlarını keşfetmek ve içsel, ledünnî ilme erişmek.  Tasavvuf ilminin üzerinde özellikle durduğu bu yol,  yaşanmış gerçeklerdendir. 

 

Bu yollardan en kolay ve en verimlisi, belki diğer ikisini de kapsayan ilkidir.  Kur’an, Rabbımızın kitabıdır ve her suresinde bize O’nu tanıtmaktadır.  Çünkü bütün isim, sıfat ve fiillerini orada görmekte, okurken haliyle zikretmekte ve anlamak için üzerinde tefekkür ederek derin derin düşünmekteyiz. 

 

Bu konuyu biraz daha açacak olursak, Kur’an’a baktığımızda önce “Allah’a yürekten inanma” emri ile karşılaşırız Çünkü iman, emin yolda olmanın ilk şartıdır.  Faydalanmanın da ilk şartı o.  Sevgi, saygı ve itaat çerçevesinde bir Allah inancı öncelikli bizden istenen.  

 

Nasıl bir Allah? 

 

Kur’an’a göre, her şeyi yaratan tek ve bir Allah.  Evveli ve sonu olmayan, yarattıklarından hiç birine benzemeyen, kimseye muhtaç olmadan kendi varlığı ile var olan, diri, bilgili, dilediğini yapacak güçlü kuvvetli, her şeyi gören, işiten, konuşan, en güzel isimlerin sahibi, eşiz ve üstün sıfatlarla şanı yüceltilmiş, azamet sahibi, mutlak galip, acıması azabını aşmış, inananlarını müjdeleyen, inkarcıları korkutan, sözünde duran, kanunlarına karşı gelinmez mutlak muktedir, yaratan, yaşatan, öldüren ve yeniden diriltecek olan, hesaba çeken, esirgeyen, bağışlayan, ama intikamı da yaman olan bir Allah. Böyle kısa bir kitapta Kur’an’da Allah nasıl anlatılmışı anlatmak  mümkün mü? ”Arife işaret yeter” diyerek biz bu konuyu en iyisi Kur’an’ın bizzat kendisine havale edelim.