İslamiyat

Dem Bu Demdir

Tarih: 2 ay önce

İnsanoğlunun Hz. Âdem(as) ile başlayan yaratılış serüveni, fasılasız bir şekilde Kıyamet gününe kadar devam edecektir. İster Mü’min, ister kâfir; aynı şekilde ister zengin ve isterse fakir, hangi dini-sosyal ve ekonomik statüye sahip olursa olsun, muhakkaktır ki her yaratılan kişinin, süresini Allah(cc)’ın tayin ettiği sınırlı bir ömrü vardır bu dünyada.



İnançlarımıza göre bu dünya ve üzerinde halk edilmiş olan her mahlûk, başta insanlar olmak üzere fanidir, geçicidir. Başta insanlar olmak üzere Allah(cc) bu fani dünyada yaratılmış olan herkese, süresini kendisinin tayin etmiş olduğu sınırlı bir ömür vermiştir. Söz konusu ömür bittiğinde, yani ecel geldiğinde insanların siyasi, sosyal ve ekonomik statülerine bakılmaksızın hemen herkes ölüm gerçekliğiyle karşı karşıya kalacaktır.


Allah(cc) Mü’minler olarak bizleri sadece ve sadece kendisine İbadet/kulluk edelim için yaratmıştır. Dolayısıyla, bu dünyada yaşamış olduğumuz dünya hayatımız âhiret hayatımız için birer tarla mesabesindedir. Bu anlamda, yaşamış olduğumuz dünya hayatımızda nasıl bir hayat tarzımız olmuşsa, ona göre, âhiret hayatımızda da pozitif veya negatif anlamda öyle bir sonuca ulaşmış olacağız. Yani, ‘nasıl yaşarsak öyle öleceğiz ve nasıl ölürsek de öyle kalkacağız’ kabirlerimizden. Vakıa, bu zamana kadar tarlasına buğday ekip de arpa biçen hiçbir çiftçiye rastlanamamıştır.


Yukarıdan beri söz konusu edilenler çerçevesinde ifade edecek olursak, Allah(cc) bu dünyada bizlere kendisine kulluk/ibadet etmemiz için sınırlı bir dünya hayatı lutfetmiştir. Lutfetmiştir diyoruz, zira Allah(cc) her birilerimizi bizlerin iradesi ve bilgisi dışında hiç yoktan varetmiştir, üstelik binbir nimet bahşederek. Bundan dolayı, Allah(cc)’ın bizlere lutfetmiş olduğu ömür nimetinin her alanını ve her ânını Rabbi Teâlâ’nın razı olacağı şekilde değerlendirmemiz kulluğumuz adına olmazsa olmaz bir zorunluluğumuzdur.


Bu yönüyle yaşamış olduğumuz hayatımız Allah(cc)’a kulluk anlamında bir fırsattır. Öyle ki, yaşamış olduğumuz hayatımızın hiçbir anını boşa geçirmememiz gerekiyor. Burada önemli olan üzerinde yaşamış olduğumuz zaman dilimini an itibarıyla değerlendirme gayreti içerisinde olmamızdır. Zira dün geçmiştir, yarına çıkacağımız ise meçhuldür, önemli olan üzerinde yaşamış olduğumuz ânları değerlendirebilmektir.


Fakat eyvah ki eyvah, bizlerin birçoğu böyle bir bilinç donanımına sahip olamadığımız için, yaşamış olduğumuz fani hayatımızı çer-çöp boş işlerle ziyan ediyoruz. Hâlbuki yaşanılan hayatta geçirilen her bir günün ve zamanın tekrardan telafisi mümkün değildir. Neticede giden fani ömrümüzden gidiyor ve ömür sermayemiz de sadece bir defa kullanılabilmektedir. Efendimiz/sav) bu gerçekliği bir hadislerinde şöyle ifade buyurmaktadır:  “İki nimet vardır ki insanların çoğu (onları değerlendirme hususunda) aldanmıştır: “Sağlık ve boş zaman.” (Buhârî, Rikâk, 1)


Gerçekten de yaşamış olduğumuz hayatımızda,  Allah(cc)’ın bizlere ihsan buyurmuş olduğu iki nimeti ne kadar da hoyratça kullanıyoruz. Hâlbuki Allah(cc)’ın bizlere ihsan buyurmuş olduğu nimetler bizlere birer emanettir ve vakti geldiğinde de en ayrıntılarıyla bu emanetleri nasıl kullandığımızın hesabı sorulacaktır bizlere.


Netice itibarıyla İslâm büyükleri, yaşanılan hayatı Allah(cc)’a kulluk için bir fırsat olarak görmüşlerdir. Ve aynı şekilde yaşanılan hayatın her zaman dilimini, manevi anlamda değerlendirebilmenin kaygısını taşımışlardır. Bizler de buradan hareket ederek, yazımızın başlığını “Dem Bu Demdir” olarak ifadelendirdik. Yazımızı makalemizin başlığıyla bitirelim istiyoruz:


Dem bu demdir, dem bu demdir, dem bu demdir dem bu dem;

 Dem bu demdir, dem bu demdir, dem bu demdir dem bu dem.

Dem bu demdir, dem bu demdir, dem bu demdir dem bu dem.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


...
Mehmet ELMA
3 Yazı

Dem Bu Demdir Tarih: 2 ay önce