İcmanın İmkânıi Ve Huccet Olması

İcmanın meydana gelmesi:

Fakihlerin çoğuna göre icmanın meydan gelmesi hem mümkün, hem de bilfiil meydan gelmiştir. Nitekim Ashabın bazı meselelerde icmaya varmış oldukları kesinlikle sabittir .

Mesela ninenin mirastan altıda bir (südüs) hisse alacağına dair icma hasıl olmuştur.

 

Yine Kur’an'ın bir mushaf haline getirilmesinde icma vardır. Bu icmanın mesnedi, bir ictihat çeşidi olan maslahattır.

Aynı şekilde Hz. Osman, cuma namazı için ikinci bir ezan ihdas etmiş, sahabe de buna muvafakat göstermiştir.

 

Asrımızda icmanın imkânı:

Fakihlerin çoğuna göre icmanın mümkün olduğunu ve fiilen gerçekleşmiş bulunduğunu biraz önce ifade ettik. Bir zamanda mümkün olan icma, bugün de mümkündür. Hususen asrımızda kitle iletişim araçlarının son derece gelişmiş olması dünyayı bir şehir kadar küçültmüştür. Planlı ve iyi organize edilmiş bir teşkilatla, dünyada ki bütün âlimlerin haberleşmesi, birbirlerinin fikirlerini öğrenmesi pekala mümkündür. Yeter ki bu iş için teşkilat kurulsun, yeterli araç ve gereçler sağlansın, meselenin halledilmemesi için bir sebep kalmaz.

Zaman zaman dini, ilmi kongrelerin tertip edilerek seçkin âlimlerin bir araya getirilmesi, asrımızda icma imkânını daha da kolaylaştıracaktır.

 

 İcmanın Huccet Oluşu:

İcmanın huccet olduğu akli ve nakli delillerle ispat edilmiştir.


 Ayetler;

1-"Her kim kendisine hak zahir olduktan sonra, peygambere muhalif bir vaziyet alır ve müminlerin yollarından başkasını takip ederse, biz onu kendi haline bırakır ve cehenneme atarız."(Nisa:115).

Mü'min’lerin yollarından murat kavlen ve amelen ihtiyar etmiş oldukları şeylerden ibarettir.

2- "Sizler insanlar için meydana çıkarılmış, ma'ruf ile emir, münkerden nehyeden ümmetlerin hayırlısı bulunmaktasınız."(Al-i İmran:110).

Bu ayet, ümmetin hayırla yat olduğunu gösteriyor. Bu hayriyyet ise, icma ve ittifak ettikleri şeylerin doğruluğunu gerektirir.

3- "İşte sizi öylece adil, mutedil bir ümmet kıldık, ta ki insanlar üzerine şahitler olasınız."(Bakara:143).

Bu ayet bu ümmetin adaletle şahitlik yapacaklarını ifade ediyor. Şu halde bu ayet, bu ümmetin bir konudaki ittifakına uyulmasını gerektirir.

 

Hadisler:

1- "Ümmetim dalalet üzerinde ittifak etmez."(İbni Mace).

2- "Müslümanların güzel gördüğü şey, Allah'ın indinde de güzeldir."(Ahmed b. Hanbel)

 Bu hadisler gösteriyor ki, müçtehitlerin Şer'i bir hüküm üzerinde ittifak etmeleri, hatadan uzak, hakka yakın, uyulması vacip, dini bir huccettir. 

 

 

 Akli deliller:

İcmanın bir huccet olması aklen de mümkündür. Şöyle ki İnsanların karşılaşabilecekleri meseleler sınırsız, Kur’an ve Sünnet'in öğrettiği meseleler ise sınırlıdır. Sınırlı olanın, sınırsız olanı ihata etmesi mümkün değildir.

 

O halde Müslümanlar karşılaştıkları meseleleri önce Kur’an'a, bulamazlarsa Sünnete, bulamazlarsa yine Kur’an ve Sünnetin ışığında İcma ve Kıyas'a başvuracaklardır. Aksi halde karşımıza çıkan meseleleri çözme imkânımız olmaz.

 

İcma ve Kıyas, İslam'ın her zaman ve mekânda, insanların ihtiyaçlarına Kur’an ve Sünnet’in ışığında cevap bulan ve İslam'ın her zaman ve mekanda yeni, eskimez kalmasını sağlayan iki önemli prensiptir.

 

           

 

Yazarın Diğer Yazıları