Hatıralar

Aradığımız Ruh

Yine sohbet koyulaşmıştı bir gün bir dersimizde. Öğrencilerim pür dikkat dinliyorlardı. Söz İslâm âleminden açılmıştı. Param parça İslâm âleminden.

Ayıpladık Ya!

Ertesi gün, okula geldiğimde müdür yardımcısının beni sorduğunu söyleyince nöbetçi öğrenciler, utancımdan dona kaldım. Hadis gözümün önünde levhalaştı birden:

O Heyecan Ve Gözyaşı Var mı?

Bir zamanlar İmam hatiplerde o kadar teveccüh vardı ki, okulda yer kalmadığından öğrenciler sınavla alınır, kazanamayanlar ağlayarak dönerdi.

Kahramanmaraş İmam Hatip Lisesi eski müdürü İsmail Abken Hocamızın gözyaşları içinde şunu anlattıklarını bizzat dinledim.

“Adam, kaydedemediğimiz öğrencisi elinde aşağıda bekliyor ve gitmiyordu. Nihayet adam daha fazla eziyet çekmesin diye indim aşağıya ve:

- Amca, elimizden hiçbir şey gelmez. Maalesef yerimiz yok. Alamayız bu çocuğu. Boşuna burada bekleme. Bizim de içimiz parçalanıyor ama elden ne gelir?

Kendin İçin Öfkeni Yut Affet

Yaptığım Yanlıştı

O gün eşime çok fena kızmıştım. Bu arada bir misafirliğe gitmek için benden izin almıştı. Çıktı ama çok geçmeden geri döndü ve dedi ki:

- Bizi arabasıyla götürecek komşunun işi çıkmış, sen bizi götürür müsün?

- Hayır

- Bana kızgınlığının cezasını arkadaşlarım çekmese?

- Hayır!

- .....

Gitti. Tabi, nasıl bir gidiştir tahmin edebilirsiniz!

Tatlı Bir Hatıra

Bir zamanlar bir muhterem insanın yanına doktor götürüyorlardı. Fakiri de davet ettiler. Gittik. Doktor aletleriyle hastaya yaklaşırken ona dedi ki:

- Evladım, kalbini halis ve niyetini sahih kıl. Hasta eden de, şifayı veren de Allah’tır. Sen bir vesilesin. Tedavi emredildiği için buyur işini yap, hürmetimiz var. Ama dediğimi de unutma.

Doktorumuz imanlı birisiydi. Güldü ve:

- Aynen ben de öyle iman ediyorum, dedi.

Başarmanın Mutluluğu

Öğretmen demek, okuyan, tazelenen ve hep yeni yeni bilgiler sunan faziletli insan demektir. Okudukların en güzellerini öğrencilerine de tanıtan ve tavsiye eden bilge kişidir. Hangi bilgiyi nerede bulacağının metodunu veren kişidir.

Bu öğretmeni arıyoruz şimdi!

Bir zamanlar azıcık yetkim vardı. Sabahın alacakaranlığında haftada iki konu hazırlayarak sunardık öğrencilerimize uzatmadan. İlgiyle dinlerlerdi. İmam Hatip deyince, İslam denince, dava denince, devlet ve medeniyet denince, ümmet denince gözleri pırıl pırıl parlardı gençlerin.