Alimlerimizi Öldürdüler

Cumhuriyet kurulduğunda kurucu irade yerli ve milli değildi. Yapılan devrimlere bakarak bunu söylüyoruz. Buna alimlerin rızası olamazdı. Olmadı da nitekim.

Onlar da karar verdiler, alimler yok edilecekti!

Bunu da yaptılar.

Âlimleri yok edip bitirmenin bir yolu mevcudu öldürmek veya atıl bırakmaktır.

Diğer yolu ise daha esaslı ve kalıcıdır. Bu yol, fabrikasını yakmak, ocağını kurutmaktır.

Onun için İslam dünyasındaki bütün medreseler kapatılmış, hocalarının işine son verilmiş, özel hayatlarında eğitim faaliyetlerini sürdürmeleri yasaklanmıştır. Nisyana gömülmüş hocalar diri diri…

O hale gelmiş ki ülke, adam ölse, cenazesi nasıl kaldırılacak bilinmez olmuş…

Dahası da var. İslam medeniyetini terk ederek batı medeniyetini kabullenmek için bir sürü yeni devrimler yapılmış. “Medeniyet bir bütündür” demişler, “İslam’dan çıkmış isek, O’nu hatırlatan her şeyi de hayatımızdan dışlamalıyız” demişler ve kılık kıyafetten tutun da, siyasî, İdarî, hukukî, İktisadî ve terbiyevî sosyal hayatın her alanındaki her yapılanmayı batıya göre yeniden şekillendirmişler.

Amma bir harf devrimi var ki, akıllara durgunluk veriyor. Bin yıllık yazılan bütün kitaplar bir çırpıda işe yaramaz oluyor ülkede. Okunmaz ve anlaşılmaz oluyor.

Bin yıldır yazan ve ölseler de eserleriyle yaşayan o muhteşem yazarlar ebediyen öldürülmek isteniyor.

Bir gecede bütün ülkede okur yazar sayısı sıfıra indiriliyor…

Bir gecede millet, devlet eliyle kara cahil ediliyor…  bir gecede ellerinden meşaleler alınarak sonsuza kadar karanlıklara terk edilmek isteniyor. Kör kuyulara atılıyor halkımız bir gecede. İnanılacak gibi değil…

Yiğit düştüğü yerden kalkar.

Öyleyse önce alim yetiştirmeliyiz.

maddî ve manevî millete önderlik yapacak alimlerimizi yetiştirmek ve onların gösterdiği yolda onlarla beraber yürümek, bu çağın farz olan cihadı demektir.



 

Yazarın Diğer Yazıları