Neden Cehalet İstediler?

Cumhuriyet döneminde halkın din, tarih ve medeniyetina muhalif olan etkin kesimler, millete yol göstererek önderlik yapan âlimleri bitirmenin çok değişik yollarını denemişlerdir.

Bunların en açığı, İslam’ı öğreten ilim yuvalarını kapatmak olmuştur. İslam’ın öğretilmemesinin yanında, ne kadar İslam’a aykırı inanç, ilke, ideoloji, sistem ve teoriler varsa okullara sokulmuş, mecburi dersler olarak okutulmuştur. Yalan, dolan ve palavralara, bilimsel kılıflar geçirilmiş, ilim istismar edilmiştir.

Böylece ümmetin çocukları, maalesef okudukça kendi dininden, medeniyetinden ve tarihinden uzaklaştırılmıştır.

Bunu gören dindar halk, imanını korumak adına eğitim kurumlarına soğuk bakmış, kendi kimliğini korumak ve savunmak için eğitim kurumlarından uzak kalmış, ancak meydana gelen boşluğu gerek tecrübesizlik, gerekse insan haklarını hiçe sayan faşizan baskılar ve akla hayale gelmedik zorba yöntemler ve zulümler sebebi ile dolduramamış, dolayısıyla cahil kalmıştır.

Bu ise haliyle bilerek bilgisiz bırakmaktan başka bir şey değildir. Zira Müslüman halk dinini öğrenebilseydi, okuldan ve eğitimden uzak durmazdı. Tarih ve bugün bunun şahidi değil midir?

Bu bilgisiz bırakılış ve sonuçta bilgisiz kalış, İslam dışı sistemlerin istediği bir durumdur.

İşte bundan sonradır ki, İslam’ı yarım yamalak okutan dersler koymuş okullara, İslam’ı eksik öğreten, yanlış öğreten okullar açmış, kendine uygun insanları yüceltmiş; unvanlar, makamlar sunmuştur. Unvan ve makama, servet ve ikbale kavuşmanın yolarını göstermiş insanlara...

Ve onlarla, halkın arasında din kaynaklı ihtilaf ve fitne sokmak, dolayısıyla dinden soğutmak için, dinde iğvicac, yani eğrilik büğrülük çıkarmak için.

Ve bütün bu fitne, fesat, ihtilaf ve eğri büğrülüklerden kurtulmanın yolunun, mevcut sistemi kabulden geçtiğini, huzur ve saadetin orada olduğunu anlatmak için insanlar yetiştirmiştir.

Onlara başkanlık, danışmanlık, müsteşarlık, Prof’luk, Doç’luk vs. vermiştir. Onlarla İslam’ı vurmak istemiştir kendince.

Elbette bu unvan ve makamlara her sahip olup da her konuda onların emellerine hizmet etmemiş, aksine ulvî davaları adına mücadele edenler de hep olagelmiştir. Onlara selam olsun.

Peki, bu ortamın sonucu nedir?

Gelecek yazıda görelim inşallah.



Yazarın Diğer Yazıları