Dinimizi Nasıl Koruyabiliriz

İslam’ın temel amaçları dinin, aklın, hayatın, âilenin ve malın korunmasıdır. Her Müslüman, dinine sahip çıkmak ve ğnu korumakla görevlidir. Ancak günümüzde dinimize yeterince sahip çıktığımız söylenemez. Gerçekten İslami değerlerin her geçen gün daha da yok olduğunu, unutulduğunu görüyoruz.

 

O halde dinimizi nasıl ayakta tutup koruyabiliriz? Bunun için neler yapabiliriz.

 

Dinimizi koruyabilmek için şu beş şartın yerine getirilmesi gerekir:

 

1- İslam’ı öğrenmek:

Dinden kastımız İslam’dır. İslam’ın îtikâdî, amelî ve ahlâkî  hükümlerinin  öğrenilmesi, Müslümanlar için bir zarurettir. Dinimizi koruyabilmek için önce onu bütün yönleriyle ve doğru olarak öğrenmemiz gerekir. Öğrenmeden sahiplenmek, korumak mümkün değildir. Bugün ülkemizde halkımızın İslam’ı bütün yönleriyle doğru ve düzenli bir şekilde öğrendiği söylenemez.

 

Eğitim ve öğretim düzenli bir şekilde okullarda yapılır. Ancak bugün okullarımızda yeterli din eğitim ve öğretiminin yapılmadığı bir gerçektir. Halkının yüzde doksan dokuzu Müslüman kabul edilen bir ülkenin okullarında yeterince din eğitim ve öğretiminin verilmemesi düşündürücüdür. Gençlerimiz 15-20 yıl okullarda eğitim öğretim gördükleri halde, İslam’ın temeli olan Kuran’ı, manası şöyle dursun yüzünden bile okumasını öğrenemiyorlar. Bu meselenin mutlaka örgün eğitim yolu ile çözülmesi gerekir.

 

2- İslam’ı öğretmek:

İslam’ı ayakta tutup koruyabilmek için mutlaka çocuklarımıza, çevremize hatta ulaşabildiğimiz herkese öğretmemiz gerekir. Bunun için de devletin kişilere bu hakkı tanıması, bunun için imkân hazırlaması ve gereğini yapması gerekir.

 

 İslam’ın temel prensipleri; iman, ibadet, ahlak, hukuk, iktisat ve sosyal hayata yönelik kurallardır. Üzülerek belirtelim ki, bugün çocuklarımız yeterince dinini öğrenme imkânına sahip değildir. Çünkü okullarımızda dini doğru ve düzenli bir şekilde öğretmek için ne program, ne de imkân vardır. Dinin sadece ibadetlere yönelik kültürünü vermek yeterli değildir. Bu problemin de çözülmesi gerekir.

 

3- İslam’ı yaşamak:

Yaşanmayan, günlük hayatta uygulanmayan hiçbir fikir ve inanç sürekli yaşama şansına sahip değildir. Sadece teoride kalan düşünce ve inançlar unutulmaya mahkûmdur. Çevremize, ülkemize şöyle bir bakalım. Herkes Müslüman’ım diyor. Ama çoğunun yaşantısına baktığınızda İslam’dan eser yok. Kişilere göre Müslümanlık olmaz. Kuran ve sünnet elimizde herkesin Kuran ve sünnete sımsıkı sarılması gerekir.

 

Bu gibi insanlar zamanla yaşadığı hayatın İslam olduğunu sanmaktadırlar.

 

 Bugün hayatımıza büyük ölçüde yön veren Batı kültür ve düşüncesidir. Hâlbuki Müslüman’ın, kendine has bir hayat tarzı olmalıdır. İslam sadece ferdin vicdanını ilgilendiren bir din değil, hem ferdi hem de toplumu ilgilendiren bir dindir. İslam’ı bütün hayatımızda yaşamamız, tatbik etmemiz gerekir. Yani dinimizi koruyabilmek için, aile hayatımızda, işimizde, sosyal ilişkilerimizde İslam’ı yaşamak zorundayız.

 

4- İslam’ı yaşatmaya çalışmak:

İslam, kişiye sorumluluk yüklediği gibi, topluma da sorumluluk yüklemektedir. Eğer İslam’ı ailemizde, çevremizde ve toplumumuzda yaşamaya, yaşatmaya çalışmazsak, onu korumamız, ayakta tutmamız mümkün olmaz. Bu yüzden önce aile hayatımızda, sonra eş dost arasında, sosyal hayatımızda, çevremizde ve ulaşabileceğimiz her yerde İslam’ın yaşanması için elimizden gelen gayreti göstermemiz gerekir. Aksi halde batıl inanç ve düşünceler topluma hâkim olur ve İslam unutulur.

 

5- Batıl inançlara, sapık fikirlere ve din düşmanlarına karşı uyanık olmak, mücadele etmek ve gerekirse bu uğurda malımızla, canımızla cihat etmek. Batıl inançlara ve hurafelere karşı mücadele,  ilmi yollarla ve güzel bir şekilde olmalıdır. Zor kullanmak, dini zorla kabul ettirmek İslam’ın kabul ettiği bir yol değildir. Müslüman ikna yolunu tutmalı, kişilerin aklına  

ve vicdanına hitap etmeli fakat asla kaba ve sert bir metot uygulamamalıdır.

 

 

 

 

 

Yazarın Diğer Yazıları