“Nasıl bir anneyiz?”

Dini açıdan, sağlık açısından ve pedagojik açıdan “Nasıl bir anneyiz?”


Anne olmak dünyada tadılabilecek en güzel duygulardan biri, tarifi mümkün lakin tam anlamıyla anlatmak ne mümkün! Rahminize düştüğü ilk anda başlıyor bu güzel yolculuk ve o minicik yavruyu kucağınıza aldığınız anda tadıyorsunuz bu güzel duyguyu. Merhamet, şefkatle doluyor gönlünüz ve Rahman olan Allahın Rahman sıfatından nasiptar oluyorsunuz. Size emanet edilen yavrunuza en güzel şekilde bakmak, onu büyütmek emanet edene şükür borcunuz ve annelik görevinizdir.

Peki, anne olmak ve her yönüyle sağlıklı bir evlat yetiştirmeye çalışmak nasıl mümkündür?

Bunun yolu öncelikle her yönüyle donanımlı bir anne olmaktan geçiyor. Salih bir evlat yetiştirmek istiyorsak, sağlıklı bir evlat yetiştirmek istiyorsak, kişilikli ve karakterli bir evlat yetiştirmek istiyorsak yavrumuzun hem doktoru hem dini açıdan rehberi hem de Pedagogu olabilecek şekilde kendimizi öyle yetiştirmeliyiz ki bu he kendimize hem de yetiştirdiğimiz evlatlarımıza fayda sağlasın.

Salih ve saliha evlatlar yetiştirmek için neler yapmalıyız? 

Öncelikle salih ve saliha anne-baba olmaya çalışmalıyız. Rızaya uygun ve her hal üzere takvalı bir yaşantıyı istikametle yaşamaya gayret ederek yavrularımızı tertemiz duygularla sarmalıyız. Zorlamayla değil sevdirmeye çalışarak, yaşayarak, anlatarak, yavrularımızın duygularına saygı duyup kendileri gibi olmalarına izin vererek onlara rehber olmaya çalışmalıyız.

Yavrumuz anne rahmine düştüğü andan itibaren ve doğduktan sonra da öyle dikkat etmeliyiz ki!.. Çoğu anne yapar; Hamileliği boyunca yavrusuna sesli olarak Kuran okur, hatimler yapar, Kur’an-ı mealen anlamaya çalışır, çok zikreder, ibadetlerine çok dikkat eder, bol infak edip gecelerine ise daha bir itina gösterir, elinden geldiğince hizmet eder, helale-harama çok dikkat eder ve doğduktan sonra da gayretle yavrusuna bakar ve ibadetlerine bir de bu güzel ibadeti eklemiş olarak yavrusunu her an abdestli olarak emzirme gayretini gösterir, yavrusunu helal lokmalarla helalinden alınmış evinde, arabasında, helalinden giysilerle tertemiz şekilde büyütmeye çalışır.

Yavrusunu abdestli emzirmiş annelerin elinde büyüyen bilinen ve nice bilinmeyen o mübarek âlimleri, Fatihleri, Saidi Nursileri, Seyid Onbaşıları vs. düşünür bu konuda anlatılan menkıbeleri hatırına getirir ve benim yavrumun da salih, âlim bir evlat olmasını dinine, ailesine, vatanına, milletine bağlı hayırlı bir evlat olmasını nasip et Allahım der. 

Yavrumuzu sağlıklı bir şekilde büyütmek ve sağlıklı bir ömür sürmesi için nelere dikkat etmeliyiz?

Kâinatın ve tabiatın insanlar tarafından zarara uğratıldığı günümüzde her şeye çok dikkat etmemiz gerekiyor. Ne olduğu bilinmeyen bin bir zararı olan ilaçlarla tarlalar, sebzeler ve meyveler ilaçlanıyor öyle yıkamayla çok da kolay geçmeyen zehir soframıza kadar geliyor. O zehirli tarladan otlar yiyen hayvanımızın eti, sütü de bu zehirden payını alıyor ve bir de üzerine antibiyotikli yemler ekleniyor. Nerde ilaç bilmeyen çiftçilerimiz nerede genetiğiyle oynanmamış tohumlarımız, nerede kurtlanabilen meyvelerimiz, kalem gibi sıralı olmayan sebzelerimiz?

Hem kendi sağlığımız açısından hem de yavrularımızı sağlıklı şekilde büyütmek için elimizden gelen bütün imkânları kullanmaya çalışarak tarlamızı kendimiz ekmeli, ektirmeli ya da bu şekilde dikkat eden çiftçilerimizin ürünlerinden faydalanmalı, sebzemizi-meyvemizi doğal yetiştirmeli ve mevsiminde tüketmeli; süt veren hayvanımızı, tavuğumuzu doğal şartlarda beslemeli ki etinden, sütünden, yumurtasından ve elimizle yaptığımız yoğurdumuzdan, yağımızdan, peynirimizden zarar yerine fayda görebilelim. Her işte olduğu gibi burada da Allah rızası için sağlığımız için gayret gerekiyor. 

Yavrularımızı GDO’lu ( Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar) ürünlerin zararlarından,  içerisinde çeşit çeşit katkı maddesi (boya, koruyucu, tatlandırıcı, vs.) içeren kanserojen gıdalardan uzak tutmaya çalışmalıyız. Anne olarak pastamızı, böreğimizi, kekimizi, meyve suyumuzu çocuğumuz abur-cubur anlamında nelerden vazgeçemiyorsa hepsini yeteri miktarda kendi ellerimizle doğal ürünlerle yapmalıyız. Kendi ekmeğini evinde yapan annelerin sayısı hiç de az değil! Burada yazılanlar yeterli değil bu konularda biraz araştırmaya gayret etmemiz gerekiyor.

Hamileyken lüzumsuz yere radyasyona maruz bırakılan anneler yavrularının doğumlarını bile doğal şartlarda yerine getiremez oldu. Sonra doğar doğmaz ve iki yıl içinde minicik bebeklere yapılan aşılar ve içerdikleri ağır metaller (cıva, alimunyum), hayvan dokuları, DNAlar vs. nerede üretildikleri, hangi hastalıklardan koruyup hangi hastalıklara sebep olma ihtimalleri, kar-zarar dengesi yine bu konuda da araştırmaya gayret etmemiz gerekiyor.

Azıcık ateşte, öksürükte minicik çocuklara bir sürü ilaç yazan doktorlar hiç de masum değilsiniz. Ah anneler her derde deva zeytinyağımız, pekmezimiz, bitki çaylarımız, baharatlarımız, yetmiş derde deva çörek otumuz var bizim. Rabbim bütün nimetlerini biz kullar için yaratmış. Neyi, ne için kullanmalı bunları araştırmalı her öhüüü de soluğu doktorda almamalıyız. Doktora gideceğiz doktorumuza sahip çıkacağız elbette ama bu konuda da bir sınırımız olmalı. Kendi kendimizin, yavrumuzun doktoru olmalıyız. 

Yavrularımızı gerekli gereksiz ilaçlardan uzak tutmalı, güneşimizden yeteri miktarda doğru şekilde faydalanmalı, doğal ve sağlıklı beslenmeli, ömrümüzü ve yavrumuzun da ömrünü sağlıklı şekilde yaşayabilmesi için bu konuda da elimizden gelen gayreti göstermemiz gerekiyor.

Başımızın bir belası da evimizde gerek ev temizliğimizde gerekse vücut temizliğimizde kullandığımız kimyasal içeren ürünler. Ah o temizlik ürünleri nasıl iyi temizliyorsa bizlere ve yavrularımıza da bir o kadar fazla zarar veriyor. Hepsinin bir doğal yolu illa ki var. Bize düşen emanet bedenimizi ve emanet yavrularımızı bu konuda da korumak. Sağlıklı yaşam her alanda doğal yaşamla mümkündür. 


                                                                                                             (Devam Edecek)

Yazarın Diğer Yazıları