Bir Kişi Değil Topyekûn Parti Çalışmalı

Bu ülkede yaşayan birisi olarak iktidardaki Ak Parti elbette bizi de ilgilendiriyor. Bu yüzden siyasetin içinde olmamamıza rağmen zaman zaman onlara dönük leh ve aleyhlerinde eleştiriler ve tavsiyeler yapıyoruz. Tevazu gösterip alırlarsa kendileri için de milletimiz için de iyi olur. Kibirli davranıp almazlarsa, milletimiz gibi kendileri de zarar görür. Nasıl isterlerse öyle yapsınlar, elbette karşılığını alacaklardır.

*  *  *

Duyduk ki Kızılcahamam’da milletvekillerini ve yöneticilerini seminere çağırmış. Hayırlı olsun. Herhalde birinci gündem seçimler olur. Ben ikinci gündemlerini söyleyeyim mi?

Ak Parti süratle “tek adam partisi” görünümünden çıkmalıdır.

“Sen de mi?” demeyin.

Evet, ben de, ama başka bir anlamda.

Yani bu millet diyor ki, “Yahu bu Tayyip Bey gece gündüz çalışıyor. Bir yanda seçimleri tek başına götürüyor. Hükümeti peşinde adeta sürüklüyor. İyi güzel de, bu partinin bu kadar milletvekili ve yöneticileri ne yapıyor?

Biz oyumuzu sırf Tayyip Bey için veriyoruz. Toksa bu parti bizim davamızı terk etti. İçini menfaatçilerin doldurduğu, eski partilerde gördüğümüz adamların gelip yerleştiği, sıradan menfaatçi, eyyamcı, kapitalistlerin partisi haline geliyor.  İllerde olanlardan Reisin haberi yok. Yazık olacak bu adama!”

*  *  *

Birisi kalkıp şöyle diyebilir: “Bu halk ile Reisi buluşturan organizeyi kim yapıyor?”

Tamam, parti yapıyor, lakin bu kadar bir hizmet koca iktidar partisine yakışıyor mu?

Ak Parti adamlarını harıl harıl çalıştırmalı. Her biri bir yerde ülke için neler yapılabileceğini araştırmalı. Kanunlar ve kurumlar hakkında daha iyi, daha faydalı neler yapılabilir, mevzuatta eksiklik, eskiyen, boşluk gibi değişmesi gerekenler tespit edilmeli ve yürütme gibi yasama da hakkıyla çalıştırılmalıdır.

Bir adam çalışsın, gerisi yatsın görüntüsünden kurtulmalıdır. Benim “tek adam partisi görünümünden çıkmalıdır” derken kast ettiğim budur!

*  *  *

Burada kaç kere yazdım, tekrar ediyorum. Milletvekilleri hiç vakit kaybetmeden parti merkezinde oturup kendi aralarında iş bölümü yaparak mevcut bütün kanunları gözden geçirmelidirler.

Medeni hukuktan ceza hukukuna, malî hukuktan kamu yönetimine, eğitimden kültür ve sanata, Diyanetten müftülüklere, hatta mahalle camilerinden gençliğe kadar bütün kanunlar ve mevzuat gözden geçirilmeli, halkın menfaatine güncellenmelidir. Sonra da uygulama denetlenmelidir. Öyle sokaklarda boş boş dolaşmak ve hava atmakla yasama ve denetleme vazifesi yapılamaz.

*  *  *

Ey yasama erkine seçilen milletvekilleri!

Ne zamana kadar yürütmenin - hadi kölesi demeyelim - bağımlısı olmaya devam edeceksiniz?

Ne zamana kadar işinizi yapmak yerine “parmakçı” olmak zilletini içinize sindirmeyi sürdüreceksiniz?

İşte sistem de değişti. Artık bağımsız çalışabilme ergenliğine kavuşmanın vakti gelmedi mi?

Başkanlık sisteminin uygulandığı Amerika’da bakın kongre nasıl çalışıyor? Gerekirse kendisi kanun yapıp yürütmeyi buna mecbur ediyor. Orada parlamentonun saygınlığının asıl kaynağı da işte budur!

Ey yasama erkini işgal edenler!

Yürütmeden kanun tasarısı bekleyerek parmakçılık yapmakla saygınlık kazanamazsınız! Artık özgür olmanın vakti gelmedi mi?  Yine danışın, yine bilgi alın, yine partinizin ve milletin dediklerine bakın, ama sonuçta kanunları siz yapın. Böylece işin maddî ve manevî sorumluluğu da sizin olsun.

Hani başkanlık sistemi yasama, yürütme ve yargı erklerini birbirinden bağımsız olarak güçlendirecekti?

Yargıyı zaman zaman uyarıyoruz. O sizden bağımsız, onu geçelim. Yürütme de başta başkan olmak üzere elinden geleni yapmaya çalışıyor. Peki, ey yasama yetkisini yüklenenler, sizler ne yapıyorsunuz?

Eğer sizler sadece yürütmeden gelen kanun teklifleri için parmak kaldırmak için varsanız, gerek yok, hiç olmayınız daha iyi. Çünkü bu yürütme bizim oylarımızla geldi. Ne yaparsa bakar, ona göre seçimlerde tavır alırız.

Size ne hacet?

Hiç olmazsa masrafınızdan kurtulmuş oluruz yani.




Tüm Yazılar