İman Ve Hayat

İman meselesi küçümsenecek, gaflet edilecek bir mesele değildir. Nasıl olabilir ki insanın geleceği, dünya ve âhiret 

mutluluğu buna bağlıdır. Belki de hayatın en mühim meselesidir.

 

İman meselesi, ya ebedi saadet, ya da ebedi mutsuzluktur. Ya ebedi cennet ve ya ebedi cehennemdir. Bu yüzden her insanın iman meselesini iyiden iyiye düşünmesi gerekir. Tarih boyunca bu meseleyi bilim adamları düşünmüş fakat her bilgin kendine mahsus yollarla meseleyi çözmeye kalkmıştır. Bunlardan bazıları insan ruhunun derinliklerinde olan fıtratın sesine kulak vermişler ve Allah’a imanın zaruretine kâni olmuşlardır.

 

Kuran’da şöyle buyruluyor: “Hiç gökleri ve yeri yaratan Allah’ın varlığından şüphe edilir mi? (İbrahim:10).

 

“O halde gerçek Müslüman olarak kendini dine doğrult. Allah’ın dinine ki, insanları onun üzerine yaratmıştır.” (Rum:30).

 

Bazı düşünürler de meseleye matematiksel açıdan bakmış ve şu kanaate varmışlardır: İnsanın dünya ve âhiret hayatı için en garantili yol Allah’a, âhiret gününe, cennet ve cehenneme imandır.

 

Filozof  Ebu’l-alâ el-Mearrî diyor ki; Müneccimle tabip, ölüler dirilmez dediler. Ben de onlara dedim ki; savulun bire ahmaklar. Eğer sizin dediğiniz doğru çıkarsa benim bir zararım olmaz. Ama benim dediğim doğru çıkarsa siz zarar edersiniz.”

 

 Biz buna şu ilaveyi yapmak isteriz: Allah’a ve ahret gününe iman eden bir kimse, ebedi hayatı kazanmak için fani dünyasını tehlikeye atmış olmaz. Aksine kişi iman etmekle hem dünyasını hem de âhiretini kazanır.  Bu konuda Yüce Allah ne kadar güzel buyuruyor:

 

 “Kim dünya  mükafatını isterse, bilsin ki dünyanın da âhiretin de mükafatı Allah katındadır.”. (Nisa:134).

 

 “Bu dünyada güzel amel işleyenlere, güzel bir mükâfat vardır. Âhiret yurdu ise elbette daha hayırlıdır.” (Nahl:30).

 

Dinin farz kıldığı ibadetler, müminin nefsini temizlemesi ve ruhunu yüceltmesi için birer vesiledir. Bu uğurda sarf edilecek gayret ve çabalar, arkasındaki hayra ve  sevaba  nispetle çok azdır.

 

İslam dini, bir takım şeyleri emretmek ya da yasaklamakla insanın hayatını, aklını, malını, ailesini ve dinini kurumak istemiştir.

 

Mümin Allah’a ibadet etmek ve haramlardan kaçınmakla hiçbir şey kaybetmez, aksine doğru istikamet, hayır üzerinde sebat ve şehvetten korunma gibi güzel hasletler kazanır. Kişiliği gelişir, ruhunda huzur, hayatında sükûnet olur.

          

 

Yazarın Diğer Yazıları