İslamiyat Kategori
Kuranın Delil Oluşu
İlahi Kitap Kuran İslam Kanunlarının İlk Kaynağıdır
  
a-) Tarifi:

Fıkıh usulünde kitap tabiri, Kur’an ile eş anlamlıdır. Bu sebeple bu ilimde ne zaman kitap kelimesi geçse, ondan Kur’an anlaşılır. Bu ilimde kitap şöyle tarif edilir:"Kitab, Allah tarafından Cebrail vasıtası ile, Hz. Muhammed’e indirilen, mushaflarda yazılı, zamanımıza kadar tevatür yolu ile gelen, okunması ile ibadet edilen, beşerin benzerini getirmekten aciz kaldığı ilahi kelamdır. 

b-) Kur’anın özellikleri:

1-Kur’an Allah Kelamıdır, içinde insan sözü yoktur. 

2-Kur’an Arapça olarak indirilmiştir. Lafız ve mana itibariyle Allah kelamıdır. Bu sebeple Kur’anın tercüme ve tefsiri, Kur’an yerine geçmez ve Kur’an tercümesi ile ibadet yapılamaz. Kur’an’da Arapçadan başka bir söz yoktur. Kur’an-ı Kerimde: "Apaçık kitaba andolsun ki, düşünesiniz diye Kur’an-ı Arapça okunan bir kitap kılmışızdır. " (Zuhruf:3)  buyuruluyor. Kur’an tercümesine dayanılarak hüküm çıkarılamaz. Çünkü ayetteki maksadın ne olduğunu anlamada, zaten hata ihtimali mevcuttur, bir de bu ayetleri başa bir dille ifade ederken daima varolacak hata ihtimalini göz önüne alırsak, tercümeden hüküm çıkarmanın doğru olmayacağı açıkça ortaya çıkar. Aynı şekilde, Arapça okuyabilen bir kimsenin, namazda tercüme ile yetinmesi halinde, namaz sahih olmaz. Arapça okumasını bilmeyenlerin en kısa zamanda namaz kılacak kadar Kur’an öğrenmeleri, üzerlerine farzdır. Arapça okumasını bilmeyenlerin, okumasını öğreninceye kadar tercüme ile namaz kılacağına dair Ebu Hanifeden bir görüş nakledilmiş ise de, bu görüş zaruret haline aittir. Üstelik Ebu Hanifenin bu görüşünden rücu ettiğine dair İbni Hümam’dan ve önemli birçok hanefi ulemasından nakiller vardır. 

3-Bize kadar tevatür yoluyla gelmiştir. Kur’an, yalan üzerinde birleşmesi mümkün olmayan büyük ve çok sayıda kalabalıkların, nesilden nesile nakletmesi suretiyle günümüze kadar gelmiştir. Kur’an ayetlerinin sübutunda kesinlik vardır, asla şüphe yoktur. Mütevatir olmayan bazı kıraatler, Kur’an’dan değildir. Şaz kıraatler bir tefsir niteliğinde sayılmıştır. 

4-Kur’an peygamberimize 22 sene 2 ay ve 22 gün zarfında Cebrail vasıtası ile indirilmiştir. Önceki peygamberlere indirilen Tevrat, İncil, Zebur Kitaba dahil değildir. Esasen bu kitapların tahrif edildiğini bizzat Kur’an açıklamaktadır. Kur’an-ı Kerimin ise, bir harfi bile değiştirilmeden günümüze kadar gelmiştir. Yüce Allah :”Kur’anı biz indirdik, onu muhafaza edecek de biziz. ” (Hicr:9)  buyurmaktadır. 

5- Kur’an beşerin benzerini getirmekten aciz kaldığı eşsiz bir mucizedir. Bugüne kadar, asırlardan beri hiç kimse Kur’anın benzerini ortaya koyamamıştır. Çünkü O, Allah kelamıdır. Allah, ne kadar eşsiz ve mükemmelse, kelamı da o kadar eşsiz ve mükemmeldir. Kul ne kadar aciz ve zayıfsa, eseri de o kadar eksik ve kusurludur.
 
6-Mushaflarda yazılı olması ve okunması ile ibadet edilen bir kitap olması: Kur’anın Fatihadan, Nas suresine kadar, bütün sure ve ayetleri peygamberimizin talimatı ile yazılmış ve ezberlenmiştir. Hz. Ebu Bekirin zamanında Zeyd b. Sabitin başkanlığında bir heyet tarafından mushaf haline getirilmiş, Hz. Osman zamanında ise, bu mushaf, teksir edilerek önemli merkezlere gönderilmiştir. 

Kur’an-ı Kerimde bazı kıraat farklılıkları vardır. Bu farklılıklar “Kıraat-i seba”veya "kıraat-i aşerenin çıkmasına sebep olmuştur. Bu farklı okuyuşlar, manaya önemli ölçüde etki etmez. 

Kur’anda bulunan her harf, her kelime Kur’andan sayılır. Sadece besmele hakkında farklı görüşler vardır . Neml suresindeki besmelenin, Kur’andan olduğunda ittifak vardır. Surelerin başındaki besmeleler hakkında ihtilaf vardır. Esasen besmeleler, iki surenin arasını tefrik için konmuştur. Bu konuda ihtilafın olması da gösteriyor ki, sure başlarındaki besmeleler, ayrı ayrı ayet değildir. Ancak besmele kesin olarak Kur’an’dan bir ayettir. Bir tespite göre, Kur’anda 6666 ayet vardır . Diyanet İşleri Başkanlığının bastırdığı Kur’an-ı Kerimde - Besmele Fatihanın birinci ayeti kabul edilmek üzere -6234 ayet vardır. diğer besmeleler bu sayıya dahil değildir.  
    
c-) Kur’anın icaz yönleri:

Kur’an, Hz. Peygamberin en büyük bir mucizesidir. Bilindiği gibi mucize, hissi ve manevi olmak üzere iki kısma ayrılır. Ayın ikiye bölünmesi, hastaların iyileştirilmesi, asanın yürümesi, duyulara hitap eden hissi mucizelerden sayılır. Kur’an ise kıyamete kadar devam edecek manevi bir mucizedir. Beşer onun benzerin getirmekten aciz kalmıştır. Kur’an’ın icaz yönlerinden bazıları şunlardır:

1-Kur’an belagat yönünden bir mucizedir:Kur’anın meydan okumasına rağmen, on dört asırdan beri, hiç kimse bir benzerini getirememiştir. Arap dilinde Kur’anın bir benzeri yoktur. Kur’anın akıcı kelimeleri ve üstün üslubu yanında, nazmı da son derece sağlam ve güçlüdür. Kur’anın nazmı, ne vezin ve kafiyesi olan bir şiirdir, ne de secili bir nesirdir. Kur’anın nazmı, ancak kendisine has bir şekle sahiptir. Hz. Peygamber zamanında ve sonraki devirlerde, pek çok kimse Kur’anın belagatına hayran kalmış ve müslüman olmuşlardır. 

2-Kur’an, geçmiş cağlara ait haberler vermesi açısından bir mucizedir: Kur’an, Ad, Semud, Lut, Nuh, İbrahim peygamber ile onların kavimlerine ait haberler anlatmaktadır. Kur’anın bu husustaki anlattıkları, tahrif edilmemiş semavi kitapların anlattıklarına uymaktadır. Aynı şekilde Kur’an’da Hz. Musa, Hz. İsa, Hz. Meryem ve Firavun’un kıssaları da anlatılmaktadır. Ümmi bir peygamberin bunları vahiy ile alması bir mucizedir. 

3-Kur’anın gelecek olaylardan haber vermesi: Kur’anın geleceğe ait haber verdiği şeyler, aynen zuhur etmiştir. Mesela, İranlıların Bizanslıları yendiği bir sırada, İranlıların üç ila dokuz yıl arasında mağlup olacağını, Kur’an önceden haber vermiş ve zaman, onu tasdik etmiştir. (Rum:1-5) . Yüce Allah Büyük Bedir savaşından önce, müminlere zafer vad etmiş, zafer gerçekleşmiştir. (Enfal:7) . Yine Allah, Kur’anda müslümanların Mescid-i Harama gireceklerini vad etmiş ve bu vad da gerçekleşmiştir. (Fetih:27) . 

4-Kur’an’ın bir takım ilmi gerçekleri haber vermesi : Kur’anda Tıp, Astronomi, Teknik vs ile ilgili orijinal meselelere yer verilmiştir . Hiç şüphesiz Kur’anın daha önce bilinmeyen ve şimdiki yeni ilmin ortaya çıkardığı ilmi hakikatleri, on dört asır önce haber vermesi, bir mucizedir. Mesela Yüce Allah ”Biz aşılayıcı rüzgarlar gönderdik. " (Hicr:22)  ayetiyle rüzgarların, bitkilerdeki dişi tohumları, erkek tohumlara aşıladığı hakikatini on dört asır önce insanlara bildirmiştir. Bitkilerin tozlaşma ile üreme hakikati ise, şimdiki ilmin keşiflerindendir. Yine yer gök ve bütün canlıların yaratılışı hakkında Kur’anda şöyle buyuruluyor:"Küfredenler, gökler ve yerler yapışıkken onları ayırdığımızı ve canlıları sudan yarattığımızı bilmezler mi? Hala inanmıyorlar mı?" (Enbiya:30) . İnsanın yaratılışını da Kur’an şöyle anlatır:"Andolsun ki, insanı süzme bir çamurdan yarattık. Sonra onu bir nutfe halinde sağlam bir yere yerleştirdik. Sonra o nutfeyi donmuş bir kana çevirdik . sonra o kanı bir parça et yaptık ve bu etten kemikleri yarattık, bu kemikleri de etle örttük. Daha sonra onu, bambaşka bir yaratık yaptık. Yaratanların en güzeli olan Allah ne büyüktür. Bütün bunlardan sonra sizler öleceksiniz. Sonra da kıyamet günü yeniden diriltileceksiniz. " (Müminun: 12-16) . 

Kur’anda bunlara benzer pek çok kevni (yaratılışa ilgili)  ayetler vardır. Kitap okumasını bilmeyen ve yanında hiç bir ilmi eser bulunmayan Hz. Muhammedin, bunları insanlardan öğrenmesi mümkün değildir. Mekke şehrinin dışına sadece amcası ile iki defa çıkmış ve hemen geri dönmüş olan bir insanın, bunları dışarıdan öğrendiğini kim söyleyebilir. Üstelik bu bilgiler, o devirde bilinmiyordu. İşte bütün bunlar gösteriyor ki, Kur’an eşsiz bir mucizedir.
 
5-Kur’an getirdiği hükümler itibariyle bir mucizedir: Kur’an insanların doğru yaşaması için itikadi, hukuki, iktisadi, ahlaki, ictimai, siyasi bir takım hükümler getirmiştir ki, bu hükümler on dört asır geçmesine rağmen, eskimez yeni olarak karşımızda durmaktadır. Halbuki beşeri hükümler ve kanunlar, kısa zamanda eskimekte ve insanların ihtiyaçlarına cevap veremez hale gelmektedir.

Kur’anın getirdiği hükümler, kıyamete kadar insanların tüm ihtiyaçlarına cevap verebilecek niteliktedir. İşte Kur’an, bu yönüyle eşsiz bir mucizedir. 

d) Kur’anın huccet oluşu:

Müslümanlar arasında, Kur’an’ın teşri için, birinci kaynak ve bütün beşeriyet hakkında şer’i bir delil olduğunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Kur’anın huccet oluşunun delili, Onun Allah katından oluşudur. Kur’anın Allah katından oluşunun delili ise, eşsiz bir mucize oluşudur. Bu konuda:"Allah’ın Kitab’ına toptan sarılınız" (Al-i İmran:103) , "Bu Kur’an insanları en doğruya götürür" (İsra:9) , ayetleri ile "Allah’ın sözünün diğer sözlere üstünlüğü, Allah’ın yarattıklarına üstünlüğü gibidir" (Tirmizi) , "Helal Allah’ın Kitab’ında helal kıldığı, haram ise Allah’ın Kitab’ında haram kıldığıdır. " (Tirmizi) , "Size kendisine sarıldığınızda hiç sapıtmayacağınız bir şey bırakıyorum:Allahın kitabı" (Ahmed b. Hanbel) , hadisleri örnek olarak gösterilebilir. 

e) Kur’anın hükümleri beyanı (açıklaması) :

Kur’an-ı Kerim hükümleri, bazen açıkça ve tam olarak, bazen teşriin genel prensip ve esaslarına yer vererek, bazen de işaret ederek açıklamıştır:
1-Tafsili olarak açıklanan hükümler: 

 Kur’an bazı hükümleri tam olarak ve ayrıntılı bir biçimde açıklamıştır. Bu tür hükümlerin sayısı azdır. Mesela miras ayetlerindeki hisse miktarları, bazı cezaların miktarları, evlenme-boşanma ile ilgili bir çok hükümler tam olarak açıklanmıştır. Sünnet bunların tatbikini açıklar. 

2-İcmali olarak açıklanan hükümler: 

Bu şeklin içinde de üç farklı açıklama vardır. 

2 /1-Mücmel olarak açıklanan hükümler: Kur’an, bazı hükümleri kısa ve öz olarak açıklar, ayrıntılı açıklamayı Sünnete bırakır. Kur’anın genel olarak açıklama prensibi böyledir. Mesela, Kur’anda namaz, oruç, zekat emredilmiş, fakat bu konularda geniş bilgi verilmemiş, bunların geniş açıklaması, Sünnete bırakılmıştır. 

2/2- Genel prensip halinde açıklanan hükümler: Kur’an-ı Kerim, genellikle hükümleri, teşriin genel kaide ve esaslarına yer vererek kısa ve özlü bir biçimde açıklamıştır. Teşrie esas olan kaide ve esaslar arasında misal olarak şunları zikredebiliriz:

-Şura: "Onların işleri aralarında şura iledir" (Şura:38) , "İş hakkında onlarla istişare et" (Al-i İmran :159) 

 -Adalet:"Şüphesiz ki Allah adaleti emreder" (Nahl:90) , 

-Şahsi mesuliyet:"Hiç bir kimse başkasının günahını yüklenmez" (Enam:64) , 

-Ahde vefa:"Akitleri yerine getiriniz" (Maide:1) , 

2/3-İşaret ve delaletle açıklanan hükümler: 

Kur’an’da bazı hükümler kesin çizgilerle açıklanmamış, fakat onlara işarette bulunulmuştur. Mesela Kur’an zina eden cariyelerin cezası ile ilgili olarak şöyle buyurmuştur:"Onlar evlendikten sonra bir fuhuşta bulunurlarsa, onlara, hür kadınlara verilen cezanın yarısı verilir. " (Nisa:25) İşte bu ayette kölelerin cezalarının, hür erkeklere verilen cezanın yarısı kadar olduğuna bir işaret bulunmaktadır. Aynı şekilde "Yetimleri büluğ çağına kadar deneyiniz" (Nisa:6)  ayeti, küçüklerin mallarının velayet altında bulundurulması gerektiğine delalet etmektedir. 

f)  Kur’anın hükümlere delaleti : 

Kur’an ayetleri, sübut itibariyle kat’idir. Ancak onun ihtiva ettiği hükümleri açıklaması, aydınlatması ise bazen kati, bazen de zannidir. Kur’anın bir ayeti, tek bir manaya geliyorsa, Kur’anın o konuda hüküm ifade etmesi, yani ayetin o hükme delaleti katidir. Ayet birden fazla mana ifade ediyorsa veya çeşitli şekillerde tefsir ve tevil edilebiliyorsa, o ayetin hükme delaleti zannidir. Mesela miras ayetlerinde geçen nısf (yarı) , sülüsan (üçte iki)  gibi lafızların hepsinin hükme delaleti katidir. Ancak Kevser suresinde "Namaz kıl”ayeti, bayram namazına zanni alarak delalet etmektedir. Bu sebeple Hanefiler, bu namazı -bu konudaki diğer delilleri de göz önüne alarak-vacip kabul etmişlerdir. Aynı şekilde Hanefiler, Ala suresinde bulunan 15. Ayetin de, Ramazan bayram namazına zanni olarak delalet ettiğini kabul etmişlerdir. Bu konuda bir misal daha verelim: "Boşanmış kadınlar, kendi kendilerine üç kur’ beklerler" (Bakara:228)  ayetindeki “Kur’ ” lafzı hem hayz hem de temizlik manalarına gelmektedir. Hanefiler hayız, Şafiiler ise temizlik manasını tercih etmişlerdir. 

g)  Kur’anın içine aldığı hükümler

Kur’an-ı Kerim, insanların bütün ihtiyaçlarına cevap verebilecek hükümleri içerisine almaktadır. Bu hükümleri Üç ana başlıkta toplayabiliriz. 

1-İtikadi hükümler: İmanın şartları, cennet, cehennem, hak, batıl, hüsün kubuh, küfür, şirk, nifak gibi konuları içerisine alır. Bunlar kelam ilminin konusudur. 

2-Ahlaki hükümler: Vazife, sorumluluk, ihsan, ihlas, zühd, takva gibi konuları içerisine alır. Bunlar Ahlak ilminin konusudur. 

3- Ameli –Fıkhi hükümler: Bunlar Fıkıh ilminin konusudur. Ameli hükümleri önce ikiye ayırabiliriz. 

a) İbadetler: Bu hükümlerin gayesi, ferdin Rabbi ile olan münasebetlerini düzenlemektir. Kur’anda namaz, oruç, hac, zekatla ilgili hükümler vardır. Bu hükümleri Sünnet açıklamış ve uygulamasını göstermiştir. Peygamberimiz "Ben nasıl namaz kılıyorsam sizde öyle kılınız" (Buhari) , "Hac ile ilgili ibadetlerinizi benden öğreniniz" (Ahmed b. Hanbel) diyerek, namazın kılınışını, haccın yapılışını öğretmiştir. Kur’anda, zıhar, yemin ve katl keffaretleriyle ilgili hükümlere de, yer verilmiştir. (Maide:89, 92, Mücadele:1-4) 

b) Muamelat : Bunlar ibadetlerin dışında kalan ameli -Fıkhi hükümlerdir. Bugünkü hukuki tabirle Hususi Hukuk, Umumi Hukuk çerçevesine giren hükümleri ihtiva etmektedir. Bu hükümlerin gayesi, ferdin ferd ile, ferdin cemiyet ile, yahut cemiyetin cemiyetle olan münasebetlerini düzenlemektir . Bu hükümleri şöylece sıralayabiliriz:

1-Ahval’üş-Şahsiye ve Aile hukuku : Şahıs, aile, evlenme, boşanma, vasıyyet, nafaka ve aile fertlerinin karşılıklı hak ve vazifelerinden bahseder. Bu konularla ilgili 70 ayet vardır. 

2- Medeni (Borçlar, Eşya)  Hukuku :  Kur’an’da alım-satım, rehin gibi akitlere yer verilmiştir . Bu konularla ilgili 70 ayet tespit edilmiştir. 

3-İdare Hukuku ( Ahkamüs-Sultaniyye)  : Kur’an, idare edenlerle, idare edilenler arasındaki münasebetleri düzenleyen bir takım hükümler koymuştur. İdarede sosyal adalet esastır. Şura ve yardımlaşma, prensip olarak kabul edilmiştir. Bu hükümlere ait takriben 10 ayet bulunmaktadır.
 
  4- Ceza Hukuku (Ukûbat )  : Kur’an, suç ve cezalarla ilgili hükümleri, suçlulara verilecek cezaları ve cezaların genel prensiplerini açıklamıştır. Bu konuda yaklaşık 30 ayet vardır. Hırsızlık, zina, soygun, isyan ve kısas hükümleri gibi. 

5- Devletler Umumi ve Hususi Hukuku (Siyer ve Cihad ) : Bu hukuk dalı, İslam devletlerinin, harb ve sulh zamanlarında, diğer devletlerle olan münasebetlerini, müslim ve zımmi vatandaşların haklarını, müstemenlerin durumunu düzenler. Bu konuda takriben 25 ayet bulunmaktadır. 

6-Usul Hukuku : Kur’anda muhakeme usulünü ilgilendiren hükümler yer almaktadır. Kaza, şahidlik ve yemin meselelerini açıklar. Bu konuda yaklaşık 13 ayet bulunmaktadır. 

7-Miras Hukuku : Kur’anda, özellikle nisa suresinde miras hükümleri ayrıntılı bir şekilde açıklanmaktadır. 

8-Maliye Hukuku : Kur’anda Devletin gelir kaynaklarını ve harcama yerlerini gösteren 10 kadar ayet bulunmaktadır. Zekat, öşür, cizye, harac ve ganimet gelirleri ve bunların harcama yerleri bu bölümde açıklanmaktadır. 

(Ramazan Pak)