Af Ve Hoşgörü

Adalet ve insafı tamamlayan bir güzel ahlak da af etmek ve hoşgörülü, müsamahakâr olmaktır. Bu da toplum hayatımızı rahatlatan, güzelleştiren, kolaylaştıran bir esastır. Gereksiz davaları, çekişmeleri önler. İnsanlara barış ve huzur kazandırır.

Bize kötülük yapanları mahkemeye verebilir, cezalandırılmasını isteyebiliriz. Ama böyle yapmakla o adamın kalbini kazanamayız. Kin ve nefretini gideremeyiz. İşte Allah (cc.) bunu temin edecek bir yol gösteriyor bizlere: Af etme, bağışlama:

“Bir kötülüğün cezası yine onun gibi bir kötülüktür, ama kim affeder ve bağışlarsa onun mükafatı Allah'a aittir. Şüphesiz ki Allah, zalimleri sevmez.”

[1]

Af, insanın izzet ve değerini artırır. Düşmanlıkları dostluğa çevirir. İnsanı bir çok sıkıntılardan da kurtarır. Ayetin açıkladığı şu hikmeti iyi değerlendirmeliyiz:

“Hem iyilik de bir değildir, kötülük de. Kötülüğü en güzel bir şekilde sav. O zaman seninle kendi arasında bir düşmanlık olan kişinin, sanki samimi bir dost gibi olduğunu görürsün. Bu olgunluğa ancak sabredenler kavuşturulur, buna ancak hayırdan büyük bir pay sahibi olanlar eriştirilir.”

[2]

Af ve müsamahaya, hoşgörüye en yakınlardan başlamak şüphesiz en güzelidir. İnsan her an beraber yaşadığı eş ve çocuklarının kusurlarını bağışlamalıdır. Yuvada huzur ve mutluluk ancak böyle korunur. Rabbimiz da bunu tavsiye eder:

“Ey iman edenler! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olanlar vardır; Onlardan sakının. Ama affeder, kusurlarını başlarına kakmaz, hoş görür ve bağışlarsanız, bilin ki Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir. Doğrusu mallarınız ve çocuklarınız sizin için birer imtihandır. Büyük mükafat ise Allah'ın yanındadır.”

[3]

Resulullah(sav) Efendimiz’in hayatı baştan sona af ile doludur. Mekkeliler O’na ve ashabına yıllarca ne eziyet ve işkenceler, ne suikastlar yaptılar. Mekke’yi fethettiğinde sevgili Peygamberimiz(sav.)in yerinde bir başkası olsaydı, o şehirde taş üstünde taş, omuz üstünde baş koymazdı.

Ama O ne yaptı?

Af etti.

Fakat karlı çıktı.

Ya kendini taşlayan Taif’lileri?

Ya Hz. Hamza’yı şehit edenleri? Ciğerini söküp çiğneyenleri?

Hep affetti.

Bir Müslüman olarak bunlardan ders ve ibretler almalı, kusurları affetmeli, düşmanlıkları bitirmeli, küsmelerden, kırılmalardan uzak olmalıyız. Kendimiz öyle olduğumuz gibi, bu durumda olanların arasını bulmalı, küsleri, kırgınları barıştırmalı, gerekiyorsa bunun için fedakârlıklara katlanmalıyız.


[1]

Şura, 40.

[2]

Fussilet, 34-35.

[3]

Teğabun,14-15.